Eğitim sisteminin en önemli unsuru öğretmendir. Ancak Türkiye’de bazı okullarda öğretmen ihtiyacının kadrolu veya sözleşmeli öğretmenlerle karşılanamaması nedeniyle yıllardır ücretli öğretmenlik uygulamasına başvurulmaktadır.
Ücretli öğretmenlik, başlangıçta öğretmen açığının geçici olarak giderilmesine yönelik bir çözüm olarak düşünülebilir. Fakat uygulamanın yıllar içinde yaygınlaşması, beraberinde önemli bir soruyu da gündeme getirmektedir:
Ücretli öğretmenlerin görevlendirilmesi hangi ölçütlere göre ve kim tarafından yapılmalıdır?
Kanaatimce bu görevlendirmeler, mümkün olan en kısa sürede Millî Eğitim Bakanlığı tarafından oluşturulacak merkezi, şeffaf ve objektif bir sistem üzerinden gerçekleştirilmelidir.
Aynı diploma, farklı değerlendirme
Bugün ücretli öğretmenlik başvurularında il ve ilçeler arasında farklı uygulamalarla karşılaşılabilmektedir. Başvuru şartları, değerlendirme biçimleri ve görevlendirme süreçlerinin farklılaşması, aynı niteliklere sahip adayların farklı sonuçlarla karşılaşmasına neden olabilir.
Oysa kamu hizmetinde temel ilkelerden biri eşitlik ve objektifliktir.
Aynı bölümden mezun olmuş, aynı ya da benzer akademik yeterliliğe sahip iki adayın yalnızca farklı bir ilçede başvuru yapması nedeniyle farklı değerlendirmelere tabi tutulması, üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.
Bu nedenle ücretli öğretmenlikte merkezi bir sistem oluşturulması, adayların hangi okulda ve hangi şartlarda görevlendirileceğinin kişisel değerlendirmelerden mümkün olduğunca uzaklaştırılması açısından önem taşımaktadır.
Merkezi sistem nasıl çalışabilir?
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından oluşturulacak merkezi bir Ücretli Öğretmenlik Görevlendirme Sistemi ile süreç baştan sona elektronik ortamda yürütülebilir.
Adayların;
- Mezuniyet alanı,
- Pedagojik formasyon durumu,
- KPSS puanı,
- Öğretmenlik alanındaki deneyimi,
- Lisansüstü eğitim durumu,
- Hizmet süresi,
- Daha önceki görevleri,
- İhtiyaç duyulan branşla uyumu
gibi objektif kriterleri sisteme işlenebilir.
Okulların öğretmen ihtiyaçları da aynı sistem üzerinden Bakanlığa bildirilebilir.
Böylece sistem, “hangi okulda öğretmen açığı var?” sorusu ile “bu göreve hangi adaylar uygun?” sorusunu aynı platformda buluşturabilir.
İl ve ilçe yöneticilerinin yükü de azalır
Merkezi görevlendirme yalnızca adaylar açısından değil, eğitim yöneticileri açısından da önemli bir kolaylık sağlayacaktır.
İl ve ilçe millî eğitim müdürlükleri her eğitim-öğretim yılı başında çok sayıda ücretli öğretmen başvurusu almakta, belgeleri incelemekte, adayları değerlendirmekte, okulların ihtiyaçlarını belirlemekte ve görevlendirme süreçlerini yürütmektedir.
Bu durum yöneticilerin asli görevleri yanında ciddi bir iş yükü oluşturmaktadır.
Merkezi bir sistem sayesinde il ve ilçe millî eğitim müdürlükleri daha çok ihtiyaç tespiti, eğitim kalitesinin izlenmesi ve okulların desteklenmesi gibi alanlara yoğunlaşabilir.
En önemli konu: Şeffaflık
Ücretli öğretmenlik konusunda zaman zaman kamuoyunda tartışmalar yaşanmasının temel nedenlerinden biri, görevlendirme süreçlerinin yeterince görünür ve standart olmamasıdır.
Bir adayın neden görevlendirildiği, başka bir adayın neden görevlendirilmediği konusunda açık ve ölçülebilir kriterler bulunması, hem adayların hem de kamuoyunun sisteme olan güvenini artıracaktır.
Merkezi sistemde aday, başvurusunun hangi kriterlere göre değerlendirildiğini görebilmeli; görevlendirme sonucuna ilişkin objektif gerekçeyi öğrenebilmelidir.
Şeffaflık, yalnızca yanlış uygulamaları önlemek için değil, doğru yapılan işlemlere duyulan güveni artırmak için de gereklidir.
“Tanıdık” algısının ortadan kaldırılması
Kamu kurumlarında herhangi bir görevlendirmenin kişisel ilişkilere, tanışıklıklara veya farklı etkilenmelere açık olduğu yönünde bir algının oluşması dahi kurumlara zarar verir.
Burada mesele yalnızca gerçekten bir usulsüzlük olup olmadığı değildir. Kamu yönetiminde adalet kadar adalet duygusu da önemlidir.
Merkezi ve puanlama esaslı bir sistem, bu tür tartışmaların önüne geçebilir.
Adayın kim olduğu değil, hangi objektif kriterleri taşıdığı belirleyici olmalıdır.
Öğretmen açığı varsa çözüm kalıcı olmalıdır
Elbette ücretli öğretmenlik uygulamasının yaygınlaşmasının temelinde öğretmen ihtiyacı bulunmaktadır.
Bu nedenle merkezi görevlendirme sistemi, ücretli öğretmenliği kalıcı bir istihdam modeli hâline getirme amacı taşımamalıdır.
Asıl hedef, okulların öğretmen ihtiyacının mümkün olduğunca kadrolu ve güvenceli öğretmen istihdamıyla karşılanması olmalıdır.
Ücretli öğretmenlik ise zorunlu hâllerde ve geçici ihtiyaçların karşılanmasında kullanılmalıdır.
Eğitimde fırsat eşitliği öğretmen görevlendirmesiyle başlar
Eğitimde fırsat eşitliğinden söz ediyorsak yalnızca öğrenciler arasındaki fırsat eşitliğini düşünmemeliyiz.
Öğretmen adaylarının kamu hizmetine erişiminde de eşit, şeffaf ve objektif bir sistem oluşturulmalıdır.
Bakanlık, ülke genelindeki öğretmen ihtiyacını tek bir merkezden görebilecek teknolojiye ve kurumsal kapasiteye sahiptir. Aynı şekilde adayların niteliklerini karşılaştırabilecek merkezi bir veri tabanı da oluşturulabilir.
Böyle bir sistem hayata geçirildiğinde;
İhtiyaç merkezi olarak belirlenir.
Adaylar merkezi olarak değerlendirilir.
Görevlendirme objektif kriterlerle yapılır.
Sonuçlar şeffaf biçimde açıklanır.
Böylece hem eğitim yöneticilerinin üzerindeki yük azalır hem de ücretli öğretmenlik görevlendirmelerine ilişkin tartışmaların önemli bir bölümü ortadan kalkar.
Son söz
Ücretli öğretmenlik, eğitim sisteminin asli insan kaynağı modeli olmamalıdır. Ancak bu uygulamaya ihtiyaç duyulduğu sürece, görevlendirmelerin kişiden bağımsız, kurumdan bağımsız ve mümkün olduğunca merkezi bir sistemle yapılması kamu yararına olacaktır.
Eğitim gibi toplumun geleceğini doğrudan ilgilendiren bir alanda en güçlü ilkemiz şu olmalıdır:
Kim olduğu değil, hangi nitelikleri taşıdığı; kimi tanıdığı değil, hangi ölçütleri karşıladığı belirleyici olmalıdır.
Ücretli öğretmenlik görevlendirmelerinde merkezi sistem; liyakat, şeffaflık, fırsat eşitliği ve kamu kaynaklarının etkin kullanılması açısından önemli bir reform adımı olabilir.











