• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
15:25
Öğretmenlere 3 Oturumlu Yeni Sınav Görevi! Başvurular Başladı
14:35
YÖKDİL/2 2026 başvuruları başladı
14:29
Erdoğan'ın bir yetkisi daha iptal edildi
00:43
19 binden fazla polis ve amirin görev yeri belirlendi
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Türk Ocakları'ndan
  3. 2017’ye Veda Ederken Orta Doğu Meselesi ve Türkiye
Yayınlanma: 24 Aralık 2017 - 18:05

2017’ye Veda Ederken Orta Doğu Meselesi ve Türkiye

24 Aralık 2017 - 18:05
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
2017’ye Veda Ederken Orta Doğu Meselesi ve Türkiye
Türk Ocakları'ndan

 

Yıllardır anlatmaya ve altını çizmeye gayret ettiğimiz bir gerçek var: Orta Doğu olarak adlandırılan kadim İslam coğrafyasında meydana gelen çatışma, rekabet ve savaşların, küresel egemenlik mücadelesi veren güçler açısından üç temel sebebi bulunmaktadır. Birincisi bölgenin üç kıtanın, Akdeniz, Karadeniz ve Kızıldeniz’in kavşak noktasında olması hasebiyle taşıdığı jeo-stratejik konumu, ikincisi bölgede petrol başta olmak üzere enerji kaynaklarının ve enerji nakil hatlarının önemi ve üçüncüsü de İsrail’in beka problemidir. Elbette bunlara bölge aktörlerinin millî çıkarları, etnik ve mezhebî faktörler vb. eklenebilir. 2000’lerde gündeme gelen Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında İslam dünyasının ve bölgenin “ehlileştirilmesi” ve kontrol altına alınması, ABD-İsrail ekseninin projesidir. Günümüzde de İran ve Şiilik faktörü kullanılarak bu proje, bazı Arap ülkeleri üzerinden yeni bir aşamaya sokulmuş bulunuyor. Öte yandan, Putin liderliğinde toparlanan Rusya, Suriye krizini fırsata çevirerek Doğu Akdeniz’e yerleşti ve bölgede ve bilhassa Suriye’de, en azından şu an göründüğü şekliyle en etkili oyun kurucu konumuna geldi. İran ise hem Irak’ta hem de Suriye’de elde ettiği kazanımlarla bu kriz ortamından en fazla yararlanan bölge gücü durumunda. Tabii ki bütün bunların uzun vadeli mi yoksa geçici mi olduğunu, bundan sonraki gelişmeler tayin edecek. Türkiye’nin durumuna, altı-yedi yıllık geçmiş açısından baktığımızda ise manzara, “Zararın neresinden dönülürse kârdır.” şeklinde ifade edilebilir. 

Suriye meselesinde son günlerde yaşanan bazı gelişmeler, konuya serinkanlı bakanlar için hiç de şaşırtıcı değil. Orta Doğu’nun tanziminde kullanışlı bir araç olarak piyasaya sürülen IŞİD/DAEŞ militanlarının, Suriye PKK’sı ile anlaşarak Rakka’dan çıkmasına bazıları hayret etti; bazıları da şoke olmuş gibi tepki gösterdi. Tabii biz bunun bir tiyatro olduğunu öteden beri söylesek de bazıları hâlâ rol yapmaya devam ediyor. Türkiye’nin en etkili basın mensupları, Kuzey Suriye’de ABD’nin PYD ile işbirliğini hâlâ IŞİD/DAEŞ’e karşı gibi göstermeye ve meşrulaştırmaya devam ediyor. Başkan Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesi akabinde, Dışişleri Bakanımız tarafından YPG’ye yardımların kesildiği açıklandı. Ne var ki ABD’den yapılan açıklamalar ve sahadan gelen görüntüler bunun doğru olmadığına işaret ediyor.

Türkiye’nin geçmişte yapılan hatalardan ders çıkararak bu meselelerde uğrayabileceğimiz zararları önlemesi hayati derecede önemlidir. Son zamanlarda gerek Suriye meselesi gerekse NATO tatbikatında yaşanan Atatürk’ün ve Erdoğan’ın düşman saflarında gösterilmesi skandalı çerçevesinde, NATO’dan çıkma ve yeni ittifak arayışları, basında ve televizyonlarda hararetli tartışmalara konu oluyor. Kimileri hasbi bir şekilde düşüncesini açıklarken kimileri de belirli merkezlerin çıkarlarının sözcüleri olarak arzıendam ediyor. Bu ve benzeri konularda ilke olarak dikkat edilmesi gerekeni bir Mecelle kuralıyla ifade etmek isterim: Def’-i mazarrat celb-i menafiden evlâdır. Yani, bir konuda fayda sağlamak ile zararları önlemek arasında bir tercih yapmak gerekirse zararları önlemeye öncelik vermeliyiz.

Şimdi Suriye meselesine bakalım. Burada ABD bizim için hayati bir tehdit olan PKK ile açık işbirliği yapıyor. Onlara hemen güneyimizde Fırat Kalkanı ile son anda önlediğimiz bir koridor inşa ettirdi. Bu arada, kışkırtma olduğu açık olan bir uçak düşürme olayı, Rusya ile aramızı açmıştı. Türkiye, Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelere âdeta müdahale edemez hâldeydi. Neticede Rusya ile ilişkileri düzeltip 15 Temmuz FETÖ darbe girişimine rağmen Fırat Kalkanı yapılabildi ve “mazarrat” bir ölçüde def edildi. Ama tehlike bitmedi. ABD, başlangıçta verdiği sözlere rağmen YPG’nin Menbiç’ten çekilmesini sağlamadığı gibi, Rakka Operasyonu’nu onlarla yaparak PKK’nın alan genişletmesine yardım etti. Rusya da “Kürt kartı”nı kaybetmemek için Suriye’deki çözüm arayışlarında PYD’yi dışlamamaya özen gösteriyor. Son olarak Soçi’de Rusya, İran ve Türkiye arasında yapılan görüşmelerde, Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konudaki kesin tavrımızı bir kez daha vurguladı ama Rusya’nın bu tavrımıza destek veren bir açıklamasını duymadık. Putin ile Trump arasındaki bir saatlik görüşme de ilerleyen süreçte, iki devletin eş güdüm içinde hareket edeceğinin işareti olabilir.

Uzun süredir Türkiye’yi hedefe koyan ABD’nin, “Rıza Sarraf Hadisesi” ve IŞİD militanlarının sorgulamalarından elde edeceği bir takım deliller(!) ile Türkiye’yi sıkıştırmaya devam edeceği anlaşılmaktadır. Ne var ki ABD’nin, IŞİD militanlarının güvenli biçimde Rakka’dan tahliye edilmesine göz yumduğu BBC tarafından ifşa edildi ve kayıtlara geçti. Burada Türkiye, kendisine yöneltilebilecek suçlamalara karşı çok iyi hazırlık yapmalıdır. Uluslararası hukuk, güçlünün hukuku olsa da biz dosyalarımızı sağlam tutmalıyız. “Def-i mazarrat” açısından baktığımızda ise ABD’nin hasmane tavırlarına rağmen Türkiye, PYD/YPG’nin terörist kimliğini, İnsan Hakları Örgütünün raporlarına giren etnik temizlik girişimlerini, sağlam kanıtlarla her türlü müzakere ortamında sabırla dile getirmeye devam etmelidir.

Diplomasi oyununu kurallarına göre oynamalıyız. Öte yandan içeride, devletin PYD/YPG’ye karşı tutumunun değişmesi gerektiğini ima ve tavsiye edenler var. Temenni ve ümit ederiz ki, adı veya formatı başka da olsa, gerek içeride gerekse Irak ve Suriye’de PKK ve uzantılarıyla yeniden bir sözde çözüm arayışına girilmez.  Bunun aksine bir hareket, beka meselesi açısından tarihî vebal olacak sonuçlar doğuracaktır.

NATO tartışmalarında da her zaman hatırlamamız gereken iki temel etken var: tarihimiz ve coğrafyamız. ABD ve Batı ile yaşadığımız sorunlar, daha açık söyleyelim, sözde müttefiklerin bizi hedefe oturtması gerçeği bize, Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini, Rusya’nın emperyal hayallerini, İran ile tarihî geçmişimiz vb. konuları unutturmamalıdır. ABD’nin son dönemde Türkiye’ye yönelik politikasının dostluk ve müttefiklikle bağdaşması bir yana açıkça husumet izhar ettiğini görmemek imkânsızdır. Bununla birlikte, Türkiye’nin NATO’dan çıkması hâlinde nelerin yaşanabileceğini ince eleyip sık dokumadan, fevrî bir tavırla hareket edemeyiz. Basit bir örnekle ifade edecek olursak, çıktığımız NATO’ya yarın GKRY veya Ermenistan alınır ve bizimle yaşayacakları bir sorunda NATO’yu yardıma çağırırlarsa ne olur? Burada yine “celb-i menafi”den yani çıkar elde etmekten çok “def’-i mazarrat” yani muhtemel zararlara mani olmak söz konusudur. Türkiye’nin bugünkü konjonktürde kendisine yönelen tehditlere karşı Rusya ve İran ile iyi ilişkiler geliştirmesi doğru olmakla birlikte bunların orta ve uzun vade açısından mutlak değer taşımadığını da hatırda tutmalıyız.

Dış siyaset ile içerideki gelişmelerin iç içe geçtiği, dünyanın tanzim çalışmaları açısından bu bölgede kritik öneme sahip Türkiye’nin gelecekte kimler tarafından ve asıl önemlisi nasıl yönetileceği elbette hem küresel hem de bölgesel güçleri yakından ilgilendiriyor. Bu coğrafyada bütünlüğünü koruyarak gücünü arttıran bir Türkiye, hem İslam dünyasının istikrarı hem de dünya barışı açısından kritik bir role sahiptir. Türkiye’nin oyun kurucular arasında yer almasının ise basiretli bir siyaset, sağlam bir ekonomi ve güçlü bir orduya bağlı olduğu apaçık bir gerçektir.

2019 Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik olarak şimdiden bir gerilim politikasının içine girilmesi Türkiye’nin değil, bölgede bizi mümkün mertebe etkisizleştirmeye çalışanların lehine olacaktır. Bu süreçte, her şeye rağmen sağduyunun ve millî çıkarlarımıza hassasiyet gösteren bir yaklaşımın hâkim olmasını temenni ederiz. Beka ve karakter imtihanında belki bazıları sınıfta kalacak ama Türkiye, her halükârda tarihiyle, coğrafyasıyla, insan gücüyle bu badireden de güçlenerek çıkacaktır.

Mehmet ÖZ

Yazarın Diğer Yazıları

  • 14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir - 16 Haziran 2026
  • İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir - 21 Nisan 2026
  • 2026'ya Girerken Türkiye - 17 Ocak 2026
  • Cumhuriyet'imizin 102. Yılı Kutlu Olsun - 02 Kasım 2025
  • Dijital Çağda Devletsiz Veya Sözde Özerk Türk Toplulukları - 02 Ekim 2025
  • 12 Eylül Darbesinin Hedefi, Yapılış Tarzı ve Sonuçları - 12 Eylül 2025
  • Yargı, Siyaset, Sistem Ve Süreç Ekseninde Türkiye - 22 Ağustos 2025
  • Milletimizin Kimliğini Yoğuran Tarih, Adını da Koymuştur: TÜRK - 26 Temmuz 2025
  • Büyük Orta Doğu Yangını - 23 Haziran 2025
  • Fesih ve Ötesi* - 09 Haziran 2025
  • 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun - 25 Nisan 2025
  • Bayramınız Kutlu Olsun - 04 Nisan 2025
  • "Hukuk ve Hakkaniyeti Kaybetmemeliyiz. Yoksa Türkiye Kaybeder." (Abdullah Gül) - 25 Mart 2025
  • "Terörsüz Türkiye" ama nasıl? - 02 Mart 2025
  • "Terörsüz Türkiye": Yeniden "Çözüm Süreci" mi, Terör Örgütünün Kayıtsız Şartsız Teslim Oluşu mu? - 24 Şubat 2025
  • Hamas Durum Değerlendirmesi Yapmak Zorunda - 22 Ocak 2025
  • Suriye'de Yeni Dönem Başlarken - 27 Aralık 2024
  • Osmanlı Kuruluş Ve Klasik Döneminde Bilim Ve Bilim Zihniyeti Hakkında Bazı Notlar[1] - 13 Aralık 2024
  • Ekim Ayı Türkiye Gündemine Dair Bazı Notlar - 18 Kasım 2024
  • Cumhuriyet'imizin 101. Yılı kutlu olsun - 29 Ekim 2024
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Türk ve Türkçe Giderse Türkiye Kalır mı?
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memur ve Emeklisine Ek Zam İçin Daha Ne Bekliyorsunuz?
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Fındık Araştırma Enstitüsünü Eleştirdik, Şimdi de Hakkını Verelim...
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Kültür Ve Sanata Dair
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
LGS üzerine!..
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı-2
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Trabzon 14 Yıldır Kimsesiz Kaldı!
Orhan KILIÇOĞLU
Trabzon 14 Yıldır Kimsesiz Kaldı!
Coğrafya Kader midir?
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Coğrafya Kader midir?
Hicri Yeni Yıla Girerken
Ali Kemal Gül
Hicri Yeni Yıla Girerken
14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir
Türk Ocakları'ndan
14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Şerife Güven
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Huzura Hasret Bayramlar
Köksal Cengiz
Huzura Hasret Bayramlar
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Şevket Sezer
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Çok Okunan Haberler
Pendik'te Folklor Kurumu'ndan
Pendik'te Folklor Kurumu'ndan "Gönülden Ele" Uygulamalı En Sanatları...
Cuma günü okullar tatil edildi
Cuma günü okullar tatil edildi
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo