• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
23:08
Öğrenci fotoğrafları ve listeleri kaldırılacak
22:41
LGS sonuçlarına günler kala radikal değişiklik
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Türk Ocakları'ndan
  3. Seçimler ve Türkiye’nin Gündemi
Yayınlanma: 30 Haziran 2019 - 20:54

Seçimler ve Türkiye’nin Gündemi

30 Haziran 2019 - 20:54
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Seçimler ve Türkiye’nin Gündemi
Türk Ocakları'ndan

 

Türk demokrasi tarihinin en ilginç seçimlerinden birini arkada bıraktık. 31 Mart’ta yapılan mahallî seçimler, yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle nihayete erdi. Daha önce seçimi 13 binin üzerinde bir oy farkıyla âdeta kıl payı kazanan Millet İttifakı’nın CHP’li adayı Ekrem İmamoğlu, bu defa rakibi Cumhur İttifakı’nın Ak Parti’li adayı Binali Yıldırım’a karşı 800 binin üzerinde bir oy farkıyla ve 9 puanlık üstünlükle (yüzde 54’e yüzde 45) seçimi kazandı.

Seçim öncesinde başlayan bir takım tartışmalar, seçimden sonra da devam ediyor. Bu seçimin niçin böyle sonuçlandığı üzerinde farklı çevreler, farklı şeyler söylese de bazı noktalarda büyük bir fikir birliği de var. Mesela, seçimin tekrarlanması yönünde alınan YSK kararının gerekçesinin sağlam olmadığı kanaati, açık veya örtük bir şekilde toplumun büyük bölümüne hâkim oldu. Süreç içinde CHP adayı aleyhine yürütülen olumsuz kampanya ile birleştiğinde bu durum, Türk toplumunun âdeta iliklerine işlemiş olan “mağdur”un yanında yer alma refleksini öne çıkardı. Öyle ki, İmamoğlu’nun Ordu Valisi için sarf ettiği ileri sürülen ifadenin günlerce tartışılması gibi abesliklere şahit olduk. Üstüne üstlük Yunanistan, 1919’un 100. yılında sözde “Pontus Soykırımı” yalanını dünyaya kabul ettirmeye çalışırken Karadenizli yurttaşları rahatsız eden Pontus tartışmaları gibi affedilmez saçmalıklarla meşgul olduk. Seçimi kazanmak için hemşehricilik ve etnikçilik dâhil, her türlü yol kullanıldı. Ve nihayet, seçimden birkaç gün önce terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın HDP’yi tarafsız kalmaya davet eden bir mektubu, devletin resmî ajansı tarafından duyuruldu. Ayrıca, aranan terör örgütü liderlerinden Osman Öcalan da TRT’nin Kürtçe kanalında konuşturuldu.

Hiç şüphesiz bütün bu gelişmeler, seçim sonuçlarına tesir etmiştir. Daha önce bıçak sırtı olan farkın, bu defa 9 puana çıkması, çok çeşitli açılardan iyice tetkik edilmelidir. Türk milleti, iradesine ve sandığa her zaman sahip çıkmıştır. Binali Yıldırım gibi deneyim bakımından tartışılmaz bir adaya karşı, 31 Mart seçimlerinden önce kamuoyunun pek tanımadığı bir adayın seçim kazanması, etraflıca tahlile muhtaçtır. Öyle anlaşılıyor ki İmamoğlu, Türkiye’deki seçmen yelpazesinin büyük kısmına hitap eden yönleriyle bu seçim için bilhassa seçilmiştir. Milliyetçi, muhafazakâr ve Atatürkçü kesimlerden oy alabilecek özellikleri taşıyan bir aday olarak aynı zamanda partisinin HDP ile ilişkileri de dikkate alındığında bu durum aşikâr hâle gelir.

Seçmenin, geçmiş dönemin bir takım sıkıntıları karşısında iktidara yönelik tepkileri de hiç şüphesiz önemli bir etken olmuştur. Ancak burada, bir numaralı etkenin son bir iki yıldır ekonomide ve özellikle işsizlikte yaşananlar olduğu da bir gerçektir. Bunlara, toplumun genelinin adalet ve liyakat konularında yaşananlara duyduğu tepkiler de eklenebilir. Son günlerde toplumun hassasiyet gösterdiği terör konusunda, en azından algı açısından büyük hayal kırıklığına yol açan gelişmeleri de doğru tahlil etmek gerekir. Milliyetçi muhafazakâr seçmen âdeta İmralı ile HDP arasında bir tercihle karşı karşıya bırakılmıştır. Bu hamlenin ileride telafisi zor bir sarsıntıya yol açtığı unutulmamalıdır. Bir kesimde, kuvvetli bir şekilde âdeta terör örgütü liderinden medet umuluyormuş izlenimi doğmuştur. Yapılacak araştırmalar, hiç şüphesiz, bunların etkisini daha doğru bir şekilde ortaya koyacaktır ama şu kadarını şimdiden söyleyebiliriz: HDP’ye oy veren seçmen tarafsızlaştırılmak istenirken milliyetçi seçmenin daha önce Cumhur İttifakı’nı destekleyen bir kesimi, ya İmamoğlu’na oy vermek ya da sandığa gitmemek tercihiyle baş başa bırakılmıştır.

Seçimlerin tekrarı, bugün her ne kadar güçlü bir şekilde dillendirilmese de önümüzdeki yıllarda, ekonomide ve dış ilişkilerde meydana gelecek gelişmelerin de etkisiyle tartışmalara yol açabilecektir. Yeni parti hazırlıkları, öteden beri kamuoyunda tartışılıyor. Doğu Akdeniz’de yaşananlar, ABD ile yaşadığımız gerilimler ve bize yöneltilen tehditler, Suriye’de bilhassa İdlib’deki vaziyet vb. hepsi de ciddi gelişmelere gebe.

Bütün bunlar, Türkiye’nin güçlü bir şekilde içeride birlik ve beraberliğini sağlamasıyla aşılabilecek sorunlardır. Maalesef ülkemiz siyasetinde kullanılan dil ve üslup, demokratik rekabet sınırlarının ötesinde, haddinden ziyade kutuplaştırıcı ve ötekileştiricidir. Siyasette elbette tartışma, rekabet vardır ancak bunun husumete dönüşmemesi icap eder.

Seçimlerin tekrarlanmasının Türk demokrasisi açısından en hayırlı sonucu, Türkiye’de sandıklar üzerinde bazı dış çevrelerin kasıtlı olarak yarattığı istifhamların asılsızlığının ortaya çıkmasıdır. Türk milleti, iradesine sahip çıkan ve demokrasiyi özümsemiş bir millettir. Türkiye’de siyasi alanda yaşanan bütün yanlışlıklar bir yana, bu konuda dünyaya örnek bir ülke olduğumuzu rahatlıkla ifade edebiliriz. Bu, Türkiye’nin yumuşak gücünün en önemli unsurlarından biridir.

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin tatbikinde ortaya çıkan sorunlardan, Cumhurbaşkanı’nın “parti genel başkanı” kimliğiyle mahallî seçimlerde dahi keskin bir politik söylemi benimsemesi de süreçte etkili oldu. Türkiye gibi yoğun iç ve dış meselelerle boğuşan bir ülkede, icra açısından siyasi yetki ve sorumluluğun tek kişide toplanmasının sakıncaları, sistem tartışmaları esnasında dile getirilmişti. Bunun demokrasi açısından değerlendirilmesi bir yana, pratikte büyük sıkıntılara yol açacağı, hızlı yürütme iddiasının aksine işlerin kilitlenmesine sebebiyet verebileceği ifade edilmişti. Bugün gelinen noktada, ekranlarda konuşulanlardan, iktidar partisi içinde de parti genel başkanlığı konusunun tartışıldığı ama iki başlılıktan doğabilecek sakıncalar yüzünden şimdiye kadar bu konuda bir karar verilemediği anlaşılmaktadır.

Öyle anlaşılıyor ki Türkiye, sistem konusunu önümüzdeki süreçte daha yoğun olarak tartışacaktır. Bu konudaki kanaatlerimizi anayasa değişikliği tartışmaları sırasında dile getirmiştik. Yeni sistemin tarihimizdeki yönetim geleneğinden bir kopmayı getireceği, icra gücünün tek kişide toplanmasının mahzurları bir yana bu cumhurbaşkanının aynı zamanda partisinin genel başkanı olması hasebiyle Meclis çoğunluğunu, yani yasamayı ve yine yargıyı kontrol etme ihtimalinin çok yüksek olduğu vb. hususlar çok kişi tarafından dile getirilmişti. Türkiye, maalesef yeni sistemi hayata geçirirken denge-denetleme mekanizmalarını oluşturamadı. Üstüne üstlük zaten doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanan, Meclis’e karşı sorumlu olmayan bakanların yetki alanlarında Cumhurbaşkanlığı bünyesinde bir takım ofis ve kurulların oluşturulması, yetki karmaşasına da yol açtı. İşler, vaat edildiği gibi süratle icra edilemiyor; zira tek bir kişiden pek çok konuda karar vermesini ve aynı zamanda parti işlerini, dış politikayı yönetmesini bekliyoruz. Bu meselenin ciddi bir şekilde masaya yatırılması elzem bir husustur.

Bir başka önemli meselemiz ise laikçilik ile din istismarı arasında parçalanan manevi yapımızdır. Türk millî kimliğinin kendini yenileyerek gelecek nesillere intikali, Türk milletinin bekası bu konuya bağlıdır. Bu gerçekten de beka meselesidir. Sözde Türkçülük perdesi altında İslam düşmanlığı yapanlar var. Bu çevrelere bilmeden alet olanların şunu unutmaması lazım: Bu Türk dünyasını ve İslam âlemini parçalamak, güçsüzleştirmek isteyen küresel egemen güçlerin oyunudur. Bir zamanlar dinler arası diyalog, ılımlı İslam, yeni Osmanlı masallarıyla Türkiye’yi yanlış yollara sevk edenler, bu defa da Erdoğan karşıtlığını, Suriyeliler meselesi -ki önemli bir meseledir ve en kısa zamanda çözülmelidir- üzerinden Arap ve neticede İslam düşmanlığına dönüştürerek Türkiye’nin bu coğrafyada etkisizleştirilmesine çalışıyorlar. Yanlış anlamaya mahal vermemek için altını da üstünü de çizerek belirtmeliyim ki Türkiye, dış siyasetini ithal bir siyasi İslamcılık anlayışıyla değil, tarihî birikimimizin gereği olan Balkanlar, İslam dünyası ve Türk dünyası sacayağına göre ama realist ve pragmatik bir yaklaşımla yürütmelidir. Gençlerimiz arasında giderek yaygınlaşan deizm, ateizm eğilimlerini kullanan bazı çevrelerin, yeni nesilleri “Tengricilik” adı altında yanlış yollara yönlendirmesine karşı, bu gençlerimizin duyarlılıklarını dikkate alan bir din dili ve yaklaşımı geliştirmek zorundayız. Türk milletinin geleceği için, siyasi tartışmaların örselediği inanç alanını yeniden inşa etmeliyiz. Bu konuda siyaset dışı ve üstü bir konumda bulunması gereken Diyanet’in son zamanlarda sergilediği tutumunu değiştirmesi, toplumun bütününe hitap etmesi bilhassa önemli ve zaruridir.

Türkiye’nin bugünkü yakıcı gündemi içinde ekonominin durumu ile dış politikada yaşanan gelişmeler (ABD ile ilişkiler, Doğu Akdeniz, Suriye vb.) en önde gelmektedir. Bunların önümüzdeki günlerde kamuoyunda daha yoğun olarak tartışılacağına şüphe yok. Kısaca belirtmek gerekirse ekonomi yönetiminin üretime, yeni teknolojiler geliştirmeye, tarımdaki olumsuz durumu düzeltmeye odaklanması, israfa karşı tasarrufun özendirilmesi gerekmektedir. Dış borcumuzun giderek artması, bir takım yatırımların kamu gelirlerinin geleceğini âdeta ipotek altına alması, ileride durumuzu daha da zorlaştırabilir. Onun için yol yakınken ekonomi alanında stratejik tercihler yapmalı, verimliliği arttırmalı ve artık sınırlarını zorlayan inşaat sektörü yerine başka alanları teşvik etmeliyiz. Dış siyasette istikrar, güvenilirlik, öngörülebilirlik gibi ilkeleri gözetmekle birlikte Türk ve Türkiye merkezli bir yaklaşımı güçlü bir şekilde bütün muhataplarımıza göstermeliyiz. Bu yılın Türk Konseyinin 10. kuruluş yıldönümü olması vesilesiyle Türk devletleri arasındaki ilişkileri çok ileriye taşımak için yeni bir hamle yapmalıyız. Suriye meselesinin içeride ve dışarıda yol açtığı sıkıntıları ortadan kaldırmak için çalışmalıyız. Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi tehdit etme küstahlığını gösteren Rumlara ve Çipras’a ise atalarının da 1919’da İzmir’e çıkarken yalnız olmadıklarını ama 9 Eylül’de onları koruyacak kimse kalmadığından kuyruğu kıstırıp Adalar Denizi’ne yol aldıklarını hatırlatmalıyız.

Görelim Mevlâ neyler…

Prof.Dr. Mehmet ÖZ

Türk Ocakları Genel Başkanı

Yazarın Diğer Yazıları

  • NATO Zirvesi Ve Terörsüz Türkiye Konusu - 30 Haziran 2026
  • 14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir - 16 Haziran 2026
  • İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir - 21 Nisan 2026
  • 2026'ya Girerken Türkiye - 17 Ocak 2026
  • Cumhuriyet'imizin 102. Yılı Kutlu Olsun - 02 Kasım 2025
  • Dijital Çağda Devletsiz Veya Sözde Özerk Türk Toplulukları - 02 Ekim 2025
  • 12 Eylül Darbesinin Hedefi, Yapılış Tarzı ve Sonuçları - 12 Eylül 2025
  • Yargı, Siyaset, Sistem Ve Süreç Ekseninde Türkiye - 22 Ağustos 2025
  • Milletimizin Kimliğini Yoğuran Tarih, Adını da Koymuştur: TÜRK - 26 Temmuz 2025
  • Büyük Orta Doğu Yangını - 23 Haziran 2025
  • Fesih ve Ötesi* - 09 Haziran 2025
  • 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun - 25 Nisan 2025
  • Bayramınız Kutlu Olsun - 04 Nisan 2025
  • "Hukuk ve Hakkaniyeti Kaybetmemeliyiz. Yoksa Türkiye Kaybeder." (Abdullah Gül) - 25 Mart 2025
  • "Terörsüz Türkiye" ama nasıl? - 02 Mart 2025
  • "Terörsüz Türkiye": Yeniden "Çözüm Süreci" mi, Terör Örgütünün Kayıtsız Şartsız Teslim Oluşu mu? - 24 Şubat 2025
  • Hamas Durum Değerlendirmesi Yapmak Zorunda - 22 Ocak 2025
  • Suriye'de Yeni Dönem Başlarken - 27 Aralık 2024
  • Osmanlı Kuruluş Ve Klasik Döneminde Bilim Ve Bilim Zihniyeti Hakkında Bazı Notlar[1] - 13 Aralık 2024
  • Ekim Ayı Türkiye Gündemine Dair Bazı Notlar - 18 Kasım 2024
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Maden Gelirlerinde Kamu Payı: Doğa ve Ekonomi Arasında Bir Denge Kurulmalı
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memur ve Emeklisine Ek Zam İçin Daha Ne Bekliyorsunuz?
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Fındık Üreticilerinin Valiliklerden Beklentileri
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Okumasanız da Olur
Eğitim Mühendislerine Yakışmayan Teslimiyet ve Sorumsuz Yetkililer Saltanatı
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Eğitim Mühendislerine Yakışmayan Teslimiyet ve Sorumsuz Yetkililer Saltanatı
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
TÜİK Rakamlar Sana İnanmamam Gerektiğini Söylüyor
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasette Zemin Kayması
Emekli Öğretmenler Mağdur: Gelir Adaletsizliği Giderilmeli!
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Emekli Öğretmenler Mağdur: Gelir Adaletsizliği Giderilmeli!
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
CHP Zihniyetinden Yazıcıoğlu Suikastına
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı-5
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Ancak
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Ancak
Sri Lanka Kandy Seyahati
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Kandy Seyahati
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Misafir Yazılar
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Dervişoğlu'nu Kasise Düştü Kabul Edelim.
Orhan KILIÇOĞLU
Dervişoğlu'nu Kasise Düştü Kabul Edelim.
Türk'ün ilk başbuğlarından Bilge Kağan'dan, son başbuğ Atatürk'e uzanan milliyetçilik düşüncesi.
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Türk'ün ilk başbuğlarından Bilge Kağan'dan, son başbuğ Atatürk'e uzanan milliyetçilik düşüncesi.
Bu Yazımı Çocuklarınıza Vasiyet Olarak Bırakınız!
Ali Kemal Gül
Bu Yazımı Çocuklarınıza Vasiyet Olarak Bırakınız!
NATO Zirvesi Ve Terörsüz Türkiye Konusu
Türk Ocakları'ndan
NATO Zirvesi Ve Terörsüz Türkiye Konusu
Destanların Gölgesinde Bir Uyanış: Tandoğan'da Yükselen Anadolu Ruhu
Şerife Güven
Destanların Gölgesinde Bir Uyanış: Tandoğan'da Yükselen Anadolu Ruhu
Meçhûl Bir Zaman Dehlizinde
Köksal Cengiz
Meçhûl Bir Zaman Dehlizinde
Suyun Öte Tarafı-Balkan Türkleri
Şevket Sezer
Suyun Öte Tarafı-Balkan Türkleri
Çok Okunan Haberler
Gençlik ve Spor Bakanlığı 600 personel alacak: Başvurular 13 Temmuz’da başlıyor
Gençlik ve Spor Bakanlığı 600 personel alacak: Başvurular 13 Temmuz’da...
Hakim ve Savcı Yardımcılığı mülakat sonuçları açıklandı!
Hakim ve Savcı Yardımcılığı mülakat sonuçları açıklandı!
Sizin sözünüz geçer akçe olduğu sürece burada görev yapamam
Sizin sözünüz geçer akçe olduğu sürece burada görev yapamam
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo