Bugun...
Kadın ve Çocuğun Soyadı


Misafir Yazılar Misafirin Sözü
misafir@kamudannethaber.com
 
 

 

Son günlerde boşanmış kadınların müşterek çocuklara sadece kendi soyadını vermesi ile ilgili yargı organlarınca verilen kararlar ülkemizin gündemini yoğun bir şekilde meşgul etmektedir. Tarafımızdan bu tür davaların dış güçlerin tahriki ve talimatıyla, özellikle AB fonları ile beslenen yabancı güçlerin güdümündeki işbirlikçi kişi veya STK’ların üyeleri veya yakınları tarafından gerçekleştirilen organize hareketler olduğu değerlendirilmektedir. Amaç ülkemizin en sağlam, en köklü kurumlarından olan aile yapımızı dinamitlemektir.  Sosyolojik, psikolojik, hukuki… ilmi hiçbir gerçeğe uymayan bu olay bir takım medyanın ve çevrelerin yoğun baskı ve gayretleriyle kamuoyu ve yargı organları iğfal edilerek yanlış bir mecraya sürüklenmektedir. Ülkemizin geleceği magaziner bir yaklaşıma feda edilmektedir. BİLKA’nın yayınladığı Kadının ve Çocuğun Soyadı Raporunu bilgilerinize sunuyor Anayasanın toplumun temeli olarak kabul ettiği aile yapımızı kurtarmak için  yetkilileri görevlerinin gereklerini yerine getirmeye davet ediyoruz.
                                        
KADININ VE ÇOCUĞUN SOYADI RAPORU

Ülkemiz bir süredir maalesef nesep karışıklıklarına yol açacak tehlikeli bir sürece girmiştir. Sperm bankaları, anne sütü bankalarından sonra kadının ve çocuğun soyadı ile ilgili bir takım değişiklikler gündeme getirilmiştir. 

Anayasa Mahkemesinin ilgili hükümleri iptal etmesi ile kadının evlenmeden önceki soyadını evlilik içerisinde tek başına kullanmasının ve kadının boşandığında velayeti kendisine verilen çocuklara kendi soyadını verebilmesinin yolu açılmıştır. Anayasa Mahkemesinin müstakar içtihatlarından dönerek bu yönde karar vermesinin dayanağı AHİM kararlarıdır. Gerçekte AHİM kararlarının hiçbir bağlayıcılığı yoktur ve sadece tazminat yükümlülüğü doğurabilir.

Bu uygulamalar “aile toplumun temelidir” anlayışına tamamen zıttır. Anayasa Mahkemesi bu kararı ile Anayasadaki toplumu ayakta tutan en temel ilkelerinden birisini yok saymaktadır. Bu tür uygulamalar aile bireyleri arasındaki birlik ve beraberliği zedeleyecek, biz duygusunu, aidiyet hissini yok edecektir. Daha evlenmeden boşanmayı düşünen yeni nesil üzerinde yıkıcı etkisi olacak, aile birliği kurulurken boşanma sürecine de girecektir. Bu yaklaşım boşanma oranlarının hızla arttığı ülkemizde bu oranların artan bir ivme kazanmasından başka bir sonuç vermeyecektir.

Ayrıca nesep yönünden belirsizliklerin, karışıklıkların kapısı da sonuna kadar açılacaktır. 

• Çocuklara kimin soyadı verilecektir?• Birden fazla çocuk olur ise çocukların soyadı ne olacaktır? 

• Boşanma durumunda kadının soyadını alan çocuk babasının soyadını taşıyamazken annesinin babası olan kişinin, dedesinin soyadını taşıyacaktır! Çocuk adına hayati önemi haiz böylesi bir konuda kadının tek başına karar alması ne kadar adildir? 

• Anne yanında ve ona muhtaç olan çocuktan bu durumu idrak edip karşı çıkması beklenebilir mi? 

• Birden fazla çocuk olduğunda bir kısmının velayeti annede bir kısmının velayeti babada kalmış ise ne olacaktır?Kardeşler farklı soyadı mı taşıyacaklardır? 

• Kadın velayeti kendisinde bulunan çocuğa kendi soyadını verdikten sonra evlenir ve yeni eşinin soyadını alır ise çocuk hem annenin hem de babanın soyadını taşımayacak, dedenin soyadını taşımaya mahkûm mu edilecektir? 

Bu konuda benzer sorular çoğaltılabilir. 

Mevzuatta zaten evlenen kadına evlenmeden önceki soyadını da taşıyabilme imkânı verilmektedir. Kadının iyiniyetli, kendi babasının soyadını taşıma talebi bu şekilde karşılanmaktadır. Ortada hukukla veya insan hakları ile ilgili bir sıkıntı yoktur. Burada mesele başkadır. Ortada feminizmden hatta erkek düşmanlığından da öte evliliğe ve aile kurumuna açıkça cephe alan bir zihniyet vardır. 

Karar organları günübirlik moda akımlara, medya yönlendirmelerine göre hareket etmemelidir. Toplumun yapısına uygun uzun vadeli politikalar ile hareket edilmelidir. Mahkeme kararları, yargı içtihatları toplumun vicdanını kanatarak, denizde bir damla kadar bile olmayan bir kısım marjinal unsurları tatmin etmek veya susturmak adına verilmemelidir. Yüzyıllarca dimdik ayakta duran milletimizin bu gücü inancına uygun aile birliğinden ve aile fertlerinin birbirlerine duyduğu güvenden gelmektedir. İnancımızı, tarihimizi, kültürümüzü, medeniyetimizi küçümseyip yok sayarak, aile kurumunun yok olduğu Batıyı taklit etmek maalesef sonu yok oluşa giden büyük bir gaflettir. 

Toplumsal hayatın devamı ve gelişimi için bir takım kurallara uyulması zorunludur. Evrende zerreden kürreye, tek bir atomdan devasa galaksilere, tek hücreden en büyük en gelişmiş canlılara kadar belli kurallar çerçevesinde işleyen bir nizam vardır. Tek bir atomun hatta atom içerisindeki tek bir yapının yine tek bir hücrenin hatta hücre içerisindeki tek bir yapının bile bu kuralların dışına çıkması nasıl bir felakete sebep olabiliyorsa toplum nizamı da böyledir. Toplum menfaati bireysel menfaatlerden önce gelir. Bu birey özgürlüklerinin yok edilmesi değil aksine gelişmesi için zaruridir, çünkü bireyin varlığı toplumun varlığı ile mümkün olabilir. 

Nizam ile intizam olur. İntizam olan yerde özgürlük olur. Evlilik içerisinde kocanın soyadının kadının ve çocuğun soyadı olarak kullanılmaya devam etmesi ailenin nizamı, toplumun nizamı dolayısı ile devletin nizamı için zaruridir. 

Av. Alev Sezen
BİLKA Başkanı





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI