• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
14:09
25 yıllık öğretmene okul koridorunda saldırı
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Misafir Yazılar
  3. Bakan arabasının kapısını açan adamın kapısını açan adamlar...
Yayınlanma: 25 Nisan 2025 - 12:23

Bakan arabasının kapısını açan adamın kapısını açan adamlar...

25 Nisan 2025 - 12:23
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Bakan arabasının kapısını açan adamın kapısını açan adamlar...
Misafir Yazılar
Misafirin Sözü

Devletin üst düzey yönetim kademelerinde görev yapan makam sahiplerinin yanında-yöresinde konuşlanmış bir yığın insan var.

Bunları, kadro ve görev cetvellerinde resmi ünvanı ve pozisyonu olan veya olmayan, daimi veya geçici görevli, gerekli sayıda veya gereksiz, somut bir iş yapan veya yapmayan; makam sahiplerinin odalarının çevresindeki odalarda veya bir yere gidiş gelişlerinde sürekli yanlarında görürsünüz.

Özel kalem, özel kalemin özel kalemi, özel kalemin özel kaleminin sekreteri

Danışman, danışmanın sekreteri, danışmanın sekreterinin asistanı…

Makam koruma ekibinin başkanı, koruma ekibinin başkanının koruması, koruma ekibinde gerekenden fazla sayıda koruma…

Evrak ve çanta taşıyıcılar, malzemeciler, keşif elemanları…

Kurum binasına giriş-çıkışlarda karşılama ve uğurlama yapanlar, önden koşanlar, arkadan koşuşturanlar, teşrifatçılar, mihmandarlar…

Lavabo çıkışında peşkir getirenler, sağlık tesisi ziyaretinde ayağa galoş giydirenler, yağmurda güneşte şemsiye tutanlar…

Bakanların, valilerin, belediye başkanlarının bindikleri asansörün kapısını tutanlar, gidecekleri katın düğmesine basanlar…

Makam sahibi ayağa kalktığında geriye uzattığı kollarına giydirmek üzere paltosunu tutanlar, kimi zaman ayakkabısının çözülen bağlarını bağlayanlar…

Bakan, arabasından inmeden önce kapısını açan adamlar…
Bakanın arabasının kapısını açan adamın kapısını açan adamlar…
Açılan kapıları kapatan adamlar…

Kurum binası ve havaalanı terminal binası girişlerinde gerekli-gereksiz kapıları tutup başkalarının giriş ve çıkışını engelleyenler, geleni gideni bekletenler…

Devlet ve yönetim sistemimizin işleyişi içinde çeşitli düzeydeki güç ve otorite merkezlerinin çevresinde oluşan bu tür görev halkaları, bunların bünyesindeki hiyerarşik katmanlaşma ve tantanalı süreçler giderek daha fazla göze batmaya başladı.

Makam sahiplerinin binalarından çıkışlarında ve bir yere intikallerinde, curcuna ve debdebe ile oluşturdukları grup ve konvoylarda yer alanların ne kadarının gerçekte gerekli görevlilerden, ne kadarının “yancılardan” veya “ilgisiz ve etkisiz elemanlardan” oluştuğunu anlamak güç bir mesele…

Geçmişte tek bir sekreterden başka yakın görevlisi olmayan müsteşar yardımcılarının yürüttüğü görevleri yapan bakan yardımcılarına kadar, pek çok üst hiyerarşik kademenin çevresi bu tür gruplar ve ekiplerle dolmuş durumda…

Bütün bu birimler, pozisyonlar ve görevliler hangi kurum veya makamlar için hangi düzeye kadar gerekli, hangi düzeyden sonra gereksiz? Gerçekten somut ve kaçınılmaz bir işlevi mi yerine getiriyorlar, yoksa başlı başına kurgulanmış bir “güç ve itibar mizanseninin sahne dekorundan ve figürlerinden” mi ibaretler?

Koruma ekipleri, gerçekten ne ölçüde mevcut risk potansiyeline endeksli ve tehdit algısını bertaraf etmeye yönelik veya ne ölçüde yapay bir güç veya itibar algısını pekiştirme amaçlı olarak görevlendiriliyorlar?

Kralların, devlet başkanlarının ve kısmen önemli uluslararası misyon liderlerinin çevrelerinde belirli oranda sembolik görev ve temsil kademelerinin bulunması, güç ve prestij araçlarının kullanılması doğaldır.

Bu noktada, iki temel kritere dayanılması esastır: işlevsel gereklilik ve temsil görevi…Ancak hassas bir denge ile kurgulanması ve işletilmesi gereken bu yapı; birim çeşitliliği, görevli sayısı ve kullanılan araçlar itibariyle belirli bir ölçeği aşar ve sınırsız büyüme eğilimine girerse, abartılı bir hiyerarşik prestij üretme ve tatmin aracına dönüştürülmüş olur ve uluslararası mahfillerde de hoş karşılanmaz. Kaldı ki ülke içinde devlet yetkililerince sergilenen bu tür abartılı güç seremonilerinin hiç bir şekilde uluslararası düzlemdeki gibi bir temsil niteliği ve işlevsel gerekliliği yoktur.

Çevrelerinde herkesin dikkatini çekecek düzeyde hareketlenme ve farkındalık oluşturma gayreti gösterilen bu zevat, gerçekten kendilerine dair bu denli azamet ve güç algısı oluşturulmasını gerektirecek kadar ağır ve önemli şahsiyetler mi?

Bu tür mizansen ve gösterilerin içinde yer alanların taşıdıkları ve farkettirmek istedikleri iki temel işlev ve mesaj var:
-Çevresinde bulundukları ve seremoninin odağındaki makam sahibinin ne kadar “ulu bir şahsiyet” olduğunu vurgulamak ve tescil etmek,
-Güç ve otorite sahibinin yakın çevresinde bulunmanın sağladığı avantajdan yararlanarak, sergilenen gösteri vesilesiyle işleyiş sürecinde rol üstlendikleri otorite potansiyeli ve kudretinden kendileri adına “türev güç ve prestij”üretmek…

Yukarıdan aşağıya kademe kademe inen, “türev güç üretme mekanizması…”

Hazır “tavşanın suyu” varsa, “tavşanın suyunun suyu” neden olmasın?

Güç temerküzünün zirvesine yakın olmak, hangi pozisyonda olursa olsun uygun bir noktasında konumlanan kişilere; hayli verimli ve ödüllendirici bir çalışma ortamı, halkın gözünde erişilmez ve imrenilen bir itibar kaynağından bedava nemalanma fırsatı sunuyor. Bu neden kaçırılsın?

Bu zincirleme güç üretme silsilesi ve aşağıya doğru alabildiğine çoğaltılabilecek hiyerarşik kademelenme, 4 temel olguyu ortaya koyuyor:
-Amaçlarından kopmuş, uzaklaşmış ve işlevini kaybetmiş bir organizasyonel yapı…
-Değerden çok öneme, gerçeklerden çok illüzyona, cevherden çok dış görünüşe, zarafet ve hakkaniyetten çok kaba güce dayalı toplumsal norm ve değerler üzerinde yeşeren “otoriter siyaset kültürü,”
-Ehliyet ve liyakat ilkelerinden uzak; sisteme yaranma ve yamanma ile eklemlenmiş, hiyerarşinin her kademesindeki “güce aç,” özgüven eksikliği ve yetersizlik duygusu taşıyan insanlar,
-Otorite düzenine tapınmayı ilke edinen, kaba ve yüzeysel güç gösterilerini, gücün görünür araç ve sembollerini kutsayan ve her fırsatta bunlardan kendine pay çıkartma eğiliminde olan bir toplum kitlesi…

İşlevsel olmaktan çok gösterişe, rasyonel ihtiyaçtan çok “sembolik temsile” dayalı ve
ilk bakışta belirli hizmetleri yerine getiriyor göründükleri halde, aslında merkezdeki güç santralinden kendilerine mikro “güç trafoları” kuran ve resmi görev fonksiyonlarının dışında her yönüyle yarayışlı nüfuz alanları oluşturmayı amaç edinen yöneticilerin bu davranışları ne yazık ki uluslararası kamuoyunda ülkemize yönelik “azgelişmişlik” algısını pekiştiriyor ve Türkiye’nin geri ülkeler kategorisinden kurtulamamasına yol açıyor.

Bu yapılanmaların temel işlevi, görünürlük sağlamaktır. Sahip olunan pozisyonun asli sorumluluğu geri planda kalır. Ön plana çıkan ise, ünvanın sağladığı itibar, makam odası, protokoldeki yer, tahsis edilen statü ve prestij araçları, makam arabaları, koruma ve hizmet ekipleri ve bunların çevrede oluşturdukları “etkileyici kişi” algısıdır.

Bu sistemde güç; somut işlevlerden, görev gereklerini yerine getirmekten ve gerçek hizmetten değil, sahte davranışlar ve yüzeysel tekniklerle oluşturulan “izlenimden” türetilir.

Gösteri ve protokol düzeninde etki, icraattan değil temsilden kaynaklanır. Oysa gerçek güç, karizma gösterileri, fiyakalı pozlar ve artistik davranışlarla değil, “ortaya çıkardığı elle tutulur sonuçlarla” kendisini kanıtlar. İşlevsel ve etkili bir pozisyonun, görünürlük gösterilerine, törensel atraksiyonlara ya da medya vitrinlerine ihtiyacı yoktur. Onun meşruiyeti, sahip olduğu çözüm kapasitesiyle, ortaya koyduğu hizmet çıktılarıyla ve oluşturduğu kalıcı etkilerle doğrulanır.

Bu tür yapılarda statü ve pozisyon, şahsi prestij üretimi için araçsallaşır. Kamu görevi, toplumun çıkarı için değil, yöneticinin şahsi imajının inşası ve cilalanması için yürütülür hale gelir. Havalı ünvanlar taşımanın, resmî konvoylarda lüks araçlarla seyahat etmenin, en üst siyasi ve idari otorite ile aynı karede yer almanın ya da bir yöneticinin “destek elemanı” olmanın sağladığı sosyal avantajlar; “yetkinlikten” değil “yakınlıktan” devşirilen bir prestij alanı oluşturur. Bu prestij alanı, bundan yararlananın özel ilişkilerinden iş dünyasındaki etki kapasitesine kadar, birçok mecrada “en sıkı düğümleri çözmesini sağlayacak derecede” güç üretir.

Devletteki yönetim kademelerinin sembolik araç ve gösterilerden “güç devşirme yanılsamasından” ve bu tür bir anomalinin doğurduğu patolojik büyüklük takıntısından kurtarılması; işleyiş düzenlerinin rasyonel biçimde ve liyakat esasına dayalı olarak yeniden düzenlenmesi temel ve ahlaki bir sorumluluktur.

Ulvi Saran

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Türklerin sınırları ve 2700 yılın intikamı - 26 Şubat 2026
  • Kafe, lokanta, hastane, mağaza... Türkiye'de tabela göçmenliği - 21 Şubat 2026
  • İhanetten geriye kalan - 19 Şubat 2026
  • Erol Çatma'nın eski TKP'ye ilişkin bir değerlendirmesi - 17 Şubat 2026
  • Bir kavramsal istila ve anayasal sabotaj: 'Eşit yurttaşlık' maskesiyle milli devletin tasfiyesi - 01 Şubat 2026
  • PKK'nın Siyasetteki Kolu DEM, Kandil'den Yönetiliyor - Nusaybin'deki Oyun Alçaklıktır - 31 Ocak 2026
  • Türkçeyi küçümseyen akademi... 307 ismi görmezden geliyor - 17 Ocak 2026
  • PKK'yı Terör Örgütü Saymamak Tatsız Bir Şaka Mı? - 15 Aralık 2025
  • İmralı Görüşmesinin Düşündürdükleri - 30 Kasım 2025
  • PKK'nın Yeni Propaganda Atağı : Çekiliyoruz - 02 Kasım 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 12 Ekim 2025
  • 1978 Kahramanmaraş Faciasının Mağdur ve Mazlumlarından Ökkeş Şendiller Hakk'a. Yürüdü - 01 Ekim 2025
  • "Paniklemiş tavuk gibi koşuşturuyorlar" - 23 Eylül 2025
  • Kürtleşen Türkmen Aşiretleri - 20 Eylül 2025
  • 43 Yıl Sonra 12 Eylül Darbesi - MHP Ve Ülkücü Kuruluşlar Davası - 12 Eylül 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 08 Eylül 2025
  • Etnikçi Fitne Bitmedi. Bölgede Yaygınlaşıyor - 28 Ağustos 2025
  • Eski hastalık, yeni biçimler: Türkiye'de yolsuzluk anatomisi - 22 Ağustos 2025
  • Öcalan Mimarlığını Yaptığı KCK'ya Neden Suskun - 01 Ağustos 2025
  • Silah Bırakmakla Sorun Çözülmüş Olmuyor - 26 Temmuz 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 12
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
İstiklal Marşı'nın Eğitimdeki Yeri
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Ramazan'da Kamu Aracıyla Şov Yapmayın!
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Domuzlar Diktatoryası / Emperyalist Haydutlar
Türkiye'de İdeolojik Olayları Hazırlayan Süreçler ve Olaylar Gerçeği(5)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Türkiye'de İdeolojik Olayları Hazırlayan Süreçler ve Olaylar Gerçeği(5)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Bir Öğretmen Daha Kıydılar!..
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Hedef Tahtasına Oturtulmayı Beklemek
WhatsApp'ta Müdürün Mesajına Beğeni Bırakmayan Öğretmeni
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
WhatsApp'ta Müdürün Mesajına Beğeni Bırakmayan Öğretmeni "Uyarma" Mobbingi Resmiyetleştirmektir
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
TSK; Tanrı'nın Sevimli Kulları
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Türk Halklarının İnançları-2
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Kalbin Sükûtuna Doğru: Bir Ramazan-ı Şerif Niyeti
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Yaz Saati
Düz Yollarda Yürümek
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Düz Yollarda Yürümek
Avrupa Turundan, Yunanistan - Selânik
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Avrupa Turundan, Yunanistan - Selânik
Türklerin sınırları ve 2700 yılın intikamı
Misafir Yazılar
Türklerin sınırları ve 2700 yılın intikamı
Sizin Tek Hedefiniz!
Orhan KILIÇOĞLU
Sizin Tek Hedefiniz!
Bir Tatil Masalı
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Bir Tatil Masalı
Türk milliyetçiliği tarihi kitabını niçin yazdım?
Dr.Sakin ÖNER
Türk milliyetçiliği tarihi kitabını niçin yazdım?
Sevgililer Günü Vesilesiyle…
Ali Kemal Gül
Sevgililer Günü Vesilesiyle…
2026'ya Girerken Türkiye
Türk Ocakları'ndan
2026'ya Girerken Türkiye
İyi Parti Meclis Toplantısında Kadınlarımız
Şerife Güven
İyi Parti Meclis Toplantısında Kadınlarımız
Türk Kadını
Köksal Cengiz
Türk Kadını
Tarihin Tekerrürü: Şark Meselesi'nden Modern Kuşatmaya
Şevket Sezer
Tarihin Tekerrürü: Şark Meselesi'nden Modern Kuşatmaya
Çok Okunan Haberler
Türk Ocakları Pendik Şubesinden Büyük İftar Organizasyonu
Türk Ocakları Pendik Şubesinden Büyük İftar Organizasyonu
Öğrenci yakını okul müdürüne okulda kafa attı!
Öğrenci yakını okul müdürüne okulda kafa attı!
Türk Ocakları Beykoz Şubesinde Nöbet Değişimi
Türk Ocakları Beykoz Şubesinde Nöbet Değişimi
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim