Geçtiğimiz 18 Eylül’de Facebook sayfamda "Özel İdare Şirketleri Kime Çalışıyor?" başlığıyla, Kamudan Net Haber’de ise "Şeffaflık Sınavı: 15 Katlı Huzur Hakkı Artışının Gerekçesi Ne?" başlıklı köşe yazımı siz kıymetli okurlarımla paylaştım.
Yazılarımda temel amacım; kamuoyunda ciddi şekilde konuşulan ve iddia edilen huzur hakkı artışları, ikramiyeler ve yönetim kurulu üye sayıları gibi meseleleri kamu adına sorgulamak ve ilgililerden bir gerekçe talep etmekti. Çünkü kamu kurumlarının sermayesiyle işletilen her şirket, kamuoyunun denetimine açık olmak zorundadır.
Ancak bu sorularımızdan rahatsız olan Giresun İl Özel İdaresi’ne bağlı iki şirket (Giresun İl Özel İdaresi İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş. ile Giresun İl Özel İdaresi Personel A.Ş.), avukatları aracılığıyla mahkemeye başvurarak söz konusu yazılarımın ve paylaşımlarımın erişime engellenmesini ve kaldırılmasını talep etti.
Yargıdan Emsal Nitelikte "Basın Özgürlüğü" Kararı
Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla), 22/09/2026 tarihli ve 2026/59 D.İş sayılı kararıyla şirketlerin bu talebini REDDETTİ.
Mahkemenin gerekçesinde yer alan şu ifadeler, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı adına son derece kıymetlidir:
"...somut olayın özelliğine göre, ihtiyati tedbir yoluyla basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayacak ve nihai hüküm sonucunu doğuracak şekilde tedbir kararı verilemeyeceği anlaşılmakla talebin reddine..."
Mahkeme açıkça belirtmiştir ki; kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan tedbir yoluyla içerik kaldırmak, Anayasa ile güvence altına alınan basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlamaktır.
Kamusal Denetimden Kaçınamazsınız!
Bizler yıllarca kamu hizmetinde bulunmuş, halkın parasının ve tüyü bitmemiş yetimin hakkının nerede, nasıl harcandığını sorgulamayı görev edinmiş kişileriz. Kamu kaynaklarıyla yönetilen şirketlerin;
Yönetim kurulu üyelerine ödenen huzur haklarını,
Yılda kaç kez ikramiye verildiğini,
Üye sayılarının ve giderlerinin neye göre belirlendiğini
sormak en doğal vatandaşlık ve gazetecilik hakkımızdır.
Verilen karar, henüz ön aşamadaki bir ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkindir; işin esasına dair nihai bir hüküm değildir ve hukuki süreç devam etmektedir. Ben hukukun üstünlüğüne ve yargı kararlarına sonuna kadar saygılıyım.
Ancak şunun da bilinmesini isterim: Soru sormak suç değildir! Kamu yararını gözeterek, hukuki sınırlar içinde kalmak kaydıyla, sorularımız cevap bulana ve şeffaflık sağlanana kadar kamuoyu adına sormaya ve takipçisi olmaya devam edeceğim.
Yargı kararı aşağıdadır











