Mehmet Karataş Ülkü-Bir Eski Gn.Bşk

Mehmet Karataş Ülkü-Bir Eski Gn.Bşk

isyan
turkca3@gmail.com

28 Şubat bitmedi. Bin yıl sürer mi?

02 Mart 2021 - 20:34 - Güncelleme: 05 Mart 2021 - 21:45




 İnsanların,  Ülkelerinde  iki  temel   beklentileri vardır. 
 Bunlar huzur ve mutluluktur.Diğer beklentiler bu iki kavramın içerisine istihdam edilebilir.

 Bir devletin insanlarına karşı iki büyük görevi vardır.
 Birincisi: Onu dışarıdan gelebilecek  düşman saldırılarına karşı korumak, 
 İkincisi de:  Ülke içerisinde, onun  yani kişinin  hakkını  hukukunu  korumaktır..

 Demek ki Ülke içerisinde en önemli konu kişinin hak ve hukukudur.
 Insanların hukunu korumayan, ihlâl eden  bütün uygulamalar kötüdür, zarar vericidir.
 Hak  ve  Adaletin  karşıtı  olan  kavram da  zulümdür..
 Zulümle  abad  olunamayacağı da  kesin  hükümdür..

 Evvelki gün 28 Şubat  idi..

 Yanına 12 Martı, 27 Mayısı, 12 Eylülü, 15 temmuz'u da eklenmleyen birçok söylevler dinledik,  yazılar okuduk, paylaşımlar gördük...
 Olayları algılayabilmek yorumlayabilmek ve dosdoğru anlatabilmek  bir kültür  seviyesi  ve   kişilik meselesidir diye düşünüyorum.
 Herkes 28 Şubat diye başlayıp, 28 Şubat'tan kendisine bir ekmek çıkarmaya çalıştı. 

28 Şubatı  iyi  tahlil   etmek lâzım.. 
ÜÇ  TANE  28 ŞUBAT   VAR..
Birisi takvimlerde olup  her  yıl yaşanan 28 Şubat..
Birisi  28 Şubat 1997  Milli  Güvenlik Kurulu kararlarıyla  başlatılan; kendi  gerekçesi  İRTİCA olan  28 Şubat..
Birisi de, kavram olan, sıfat olan, mefhum olan  28 Şubat..
Bence   en  önemlisi, ve  kurtuluş reçetemizin  sebebi  üçüncü şıktaki  28 Şubat  ve  onunla yapılacak  mücadeledir..
Birçok  problem  ve  çözüm  bu  tahlilde  yatmaktadır..
O  halde  nedir 28 Şubat?
28 Şubat bir hukuksuzluktur..
O zaman  bütün hukuksuzluklar   bir  veya  biraz 28  Şubattır..

Toplumdaki kısmi  farklılıkları normal  karşılamak lâzım..
Cemil Meriç, "ideolojiler milli bünyemize giydirilmiş deli gömlekleridir" diyor.
ideolojiler bazında düşünülmese bile,  Ülkemizde siyasi gruplar,  camialar, cemaatler vb.nin varlığı bir gerçektir. 
Ben bunların "GİZLİ  AJANDALI" olmayanlarını:  "Ülke Meselelerinde   tespit,  çözüm, çare ve algılamaları birbirine benzeyen insanların bir araya gelmesidir" diye yorumluyorum.  Saygı da duyuyorum. Her birinin hassasiyetleri,  öncelikleri farklıdır.. Çözüm metotlarında da farklılıklar ve benzerlikler vardır.   Demokrasi açısından bunlar da normaldir..

Ama   köklü ve sağlam toplumların  inançlarından,  kültürlerinden  gelen  ORTAK  DOĞRULARI da vardır ki; Millet  Dediğimiz  binanın  karkas  direkleri,  taşıyıcı kolonları bu ilkelerdir.. 

Ben Ülkücü  Camia içerisinde yetiştim. Halâ da bu sosyal sıfatımı muhafaza  ediyorum..
27 Mayıs'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta  en fazla örselenen ve dahası  İkbal Dönemlerinde 15 Temmuzcuların en fazla  zarar verdiği grup münferiden ve toplu olarak Ülkücüler olmuştur. Fakat Ülkücülerin diğer gruplardan bir farkı vardır. Bu farklılık adeta  bir  reflekstir  ve  bu  refleksi de   Devleti  yönetenler  çok  iyi  bilirler,  lâzım  oldu mu  da kolayca  kullanırlar.. Ülkücüler,  DEVLET DELİSİDİR .. Devlet sevdalısıdır. Birçok hatayı,  birçok kusuru, sürgünü,  işkenceyi, zindanı, idamı  DEVLET  ANLAYIŞI sebebiyle  Kızılcık Şerbeti yutar gibi içlerine  atmışlar,  yutmuşlardır... Ülkücüler, adeta cahiliye Araplarının kız çocuklarını gömerlerken,  babasının  elbisesindeki  tozu silkelemeye  çalışan  kız çocukları  gibi; kayıtsız, kasıtsız, Sevgi  dolu  davranmışlardır  Türkiye Cumhuriyeti  Devleti'ne...Kendilerine  ihtiyaç duyulan  Devlet Hizmetini de, ağlamadan, sızlamadan yerine  getirip; tekrar  köşelerine çekilmişlerdir.. Makam, mansıp, bir  şey  istemek de  ayıptır onların  anlayışında..
Bu sebeple  Ūlkücülerin 28 Şubat ya da başka  olayları  yorumlamaları  diğer  sosyal gruplardan  farklıdır..Ülkücü  Dünya Görüşü  yorumlarında  DEVLET HASSASIYETİ ile  MİLLÎ   ŞUUR  önde tutulur..

Gelelim gene 28 Şubata..

(Kişiselleştirmemek  için  şahsen muhatap  olduğum durumları buraya  almayacağım..Ama onları da  dostlarım  için  ayrıca  yazmayı deneyeceğim..)

28 ŞUBAT  NE  YAPTI  İNSANLARA:
-Kendisi gibi düşünmeyen bütün insanları  öteledi, dışladı, küçümsedi.
-Okulların  işlerine karıştı..Bazı  okul türlerini yok etmeye çalıştı.. 
-Öğrencilerin, kamu  görevlilerinin hatta sivil  yakınlarının  kıyafetlerine bile karıştı.
-Türkiye'nin ekonomisine müdahale etti..
- Firmaları ayırdı,  bazılarını bazı ihalelere  sokmadı..
-Bazı firmaların batırılmasına çalıştı.
-Bakanlıkların  özel kaleminden çıkan antetli kağıtlarla, Genelkurmay'a yapılan asılsız  ihbarlarla, çalışanlar,  yöneticiler baskı altına alındı. 
-Belli görevlere, sadece belli zihniyetteki insanlar getirildi.
-Devlet  aklı  olmayan  tercihlerle  bazı  cemaatler,  dernekler  korundu  kollandı.Devletin başına belâ olmalarına  sebep  olundu..
-İnsanlar   -Vatanlarında- bezdirildi. Birçok insanımız ümidini Memleketi  terk etmeye bağladı ve terketti..
-İnsanlarımızın  mutluluğu azaldı, iç huzuru yok edildi.
-Devletin en önemli görevi olan;  içeride kişinin hakkını hukukunu müdafaa etmek şöyle dursun, Devleti idare edenler eliyle bu hak ve hukuklar çiğnendi.
- Hukuku  emirlerine  alıp,  keyfiyetlerini  hep  keramet olarak  sunarak icraatlarından  sual ettirmediler.. 
Millet  ve Devlet  bu  uygulamalardan  çok  zarar  gördü..Demokrasinin kuralları içerisinde de ūzerine  dūşeni  yaptı..  

Sonra...Sonrasını  Kavram  Olan  28  Şubatla  izah  edebiliriz..

O HALDE   KAVRAM  OLARAK 28 ŞUBAT  NEDİR?
-28 Şubat,  insanların hakkına ve hukukuna riayet etmemektir.
-28 Şubat  Devletin görevlerini, liyakata göre değil,  belli kıstas,  keyfi takdir ve  tercihlere  göre tevdi etmektir..
- 28 Şubat  Memleket gelirlerinin hak eden firmalara değil, tercih edilen firmalara takdir ve takdim edilmesidir.
-28 Şubat,  insanların bazılarını baş tacı edip, bazılarını ötelemektir, yok saymaktır,  canından bezdirmektir.
-28 Şubat insanların kılığına, kıyafetine, "kişisel sınırlardaki" yaşantılarına  müdahale  etmektir.
-28 Şubat, bazı  cemaat, dernek, sendika  ve  grupları  kişisel  tercih  ve  takdirlerle  korumaktır.
-28 Şubatlar  kişisel kararlarda keramet  keşfedip; keyfiyetten  sual  ettirmemektir..
28 ŞUBAT  Cenab-ı  Allah'ın  HAKK sıfatına  uymayan  her harekettir.
-Hak  ve  Hukuku  hor gören  her  hareket  biraz 28 Şubattır..

28 ŞUBATÇILAR  KIMDİR?
Onlar da  bizden  birileridir.. Bazen  askerdir,  bazen  sivil..Bazen  sağcıdır,  bazen  solcu.. Ama bizimdir.. Bizim  Razı olduklarımızdır..Bizim  alkışladıklarımızdır.. Verecekleri payeyi,  makamı, mevkiyi, ihaleyi  beklediklerimizdir..
SİZ  NASIL  İSENİZ  ÖYLE  YÖNETİLİRSİNİZ  Hadis-i  Şerifinde  tanımlananlardır.. YANİ ESAS MESELEMİZ  KAVRAM  OLAN  28  ŞUBATTIR.. 
Bu konu  sadece  bu günūn,  "yakın dün" ün  bir  meselesi   de  değildir.. Koçi  Bey'den, Lütfi Paşa'dan beri aklı erenlerin  anlattığı; çözüm  bulması gerekenlerin  ötelediği bir temel meselemizdir.. 

NASIL KURTULURUZ..
28 Şubatlardan kurtulmanın bir tek yolu vardır.. 
Bu yol; sevdiklerimiz beğendiklerimiz;  mevki, makam,  menfaat  gördüklerimiz adına 28 Şubatları desteklemek yerine, hakikatleri desteklemeyi inanç  ve  ahlâk   edinme yoludur..


Kitabımız  Kur 'an'ın Rad  Suresinde: " Allah  bir  Kavme  verdiğini, o kavim  kendini değiştirmedikçe  değiştirmez" buyurulmaktadır..
Kendimizi değiştiremezsek, kul  hatırını  HAKK hatırından  üstün  görmeye  devam  edersek; 
28 Şubatlar  da  el değiştirip duracaktır..
Bir yanlışı tespit edenler, ispat edenler; bu yanlış sayesinde,  kendi yanlışlarını icra ederek SIRAYLA  ÖÇ ALMA, hesap sorma "yönetimlerini" tekrarlayıp duracaklardır..

Unutulmasın ki hiçbir 28 Şubat 1000 yıl sürücü değildir.
Unutulmasın ki, anam  ölse de  öksüzüm, babam  ölse de  öksüzüm..Kimden  gelirse  gelsin hukuku  çiğnemek  zulüm, razı olmak, ortaklıktır..
-Unutulmasın ki, 28 Şubat    takvimlerden  bir  sayfa  değil; bir  zihniyet,  bir  ahlâk,  bir çürümüşlük,  bir  keyfiyettir..
Sizin 28  Şubat,  bizim 28  şubat  yoktur; o da  küfür  gibi  tek millettir.
Kitabımız'da "Allah  verdiği  bir  nimeti,  Siz o nimetin  veriliş  sebebeni  terketmedikçe elinizden  almaz." buyurulmaktadır (.Enfal  Süresi  Ayet  53)

28  Subatları  hakikaten  yok edelim mi?
Cevap evet se, haydi  buyurun, hem de şimdi  kendimizden  başlayalım işe..
ALLAH VAADİNDEN  DÖNMEZ....

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum