Batıda ve çoğunlukla vahşi ABD de okul basmalar ve toplu saldırıları basından duymuştuk. Biz de nadir görülen bir vakayı Çekmeköy-Taşdelen Borsa İstanbul lisesinde gördük. Ne yazık ki iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz aynı anda yaralandı ve Fatma Çelik öğretmenimiz kurtarılmayarak henüz genç yaşında hayattan koparıldı.
Bu saldırılar iki gün sonra unutulamaz, geçmişte olduğu gibi hafife alınamaz ve boş verilemez. Toplumun top yekun tepkisinin yanı sıra hükümetin caydırıcı adımlar atmasının zamanı çoktan gelmiş ve geçiyor. Bu şiddet olayları artık bıçağın kemiğe dayandığını göstermiş, can acıtmış, kan akıtmıştır. Bu yüzden öğretmen bugün iş bıraktı alanlara indi.
Genelde Türkiye’nin her yerinde özelde İstanbul’da şahit olduğumuz saldırılar insanlığı utandıracak, ağlatacak boyuta gelmiştir. Yetkilileri defalarca uyarmamıza rağmen ses veren olmadı. Verdikleri ses ise “Şiddet gören öğretmene tayin hakkı vereceğiz” gibi şaşırtıcı, bir o kadar da utanç verici bir ses oldu. Bunun açıklaması şudur; ben seni koruyamam, sana hiçbir faydam olmaz ancak elimden bu gelir demektir.
Daha ne olması bekleniyor doğrusu anlamış değilim. Artık şiddetin bir ahlakı da kalmamış ve kadınlara yönelmiştir. Hatırlayacağınız gibi daha önce 2024 yılında Başakşehir’de hamile bir öğretmenimize atılan yumruk, sonra Sarıyer İlçemizde bir başka kadın öğretmenimize yönelik saldırı insanlığın insanlıktan utandığı kara günler olarak tarihe not düşüldü. Ardından Ankara’da bir müdür yardımcımızın öğrencisi tarafından bıçaklanması ve daha sonra 7 Mayıs Salı günü saat 11.00 civarlarında bir özel okul müdürümüz İbrahim Oktugan’ın canice, alçakça katledilişi haklı olarak eğitim çalışanını isyan noktasına getirdi. İşte takvimler 2026 Şubat ayının 2 sini gösterirken yine İstanbul yine bir öğretmen hem de öğrencisi tarafından hayattan kopartıldı.
“Sayın devlet yetkililer birinci önceliğiniz öğretmeni şiddet sarmalından kurtarmak olmalıdır. Bunun için acil bir takım yasalar devreye sokmalısınız. Bunlardan ilki Meslek liselerin yapısıyla ilgili olmalıdır. Can güvenliği ile ilgili somut adımların atılması kaçınılmazdır.
Öğretmen veliyi şikayet etme cesaretini kendisinde bulamıyor. Şikayet edenler sokata hatta Adliye koridorlarında yeniden sözlü veya fiziki tacize maruz kalıyor. Öğrenciye disiplin cezası veremiyor tehditle karşılaşıyor, yetkiliye derdini anlatamıyor hemen azarlanıyor.“
Sayın Hakimler darp edilmiş, öldürülmüş öğretmenin davasını sokakta kavga etmiş gibi değerlendiriyorsunuz ve davaları uzattıkça uzatıyorsunuz. Yapmayın sayın hakimim sizleri yetiştiren de bir öğretmendir. Düşünün sizlerin gözleri önünde o çok değer verdiğiniz öğretmeniniz derste hakarete uğradı saldırıya uğradı ve kanı akıtıldı hiç canınız acımaz mı, hiç vicdanen rahatsız olmaz mısınız? Siz mezun oldunuz görevinizin başındasınız, ancak bu ülkeye sizden sonra da hakimlere ihtiyaç vardır. İşte o geleceğin hakimlerini okutan bu insanlara saldırıyı nasıl cezasız bırakırsınız? Olmaz Sayın Hakim Bey; belki yasa böyle diyor diye bilirsiniz ancak takdir hakkınız yok mu? Siz de bu adil olmayan kararlarınızla öğretmene yazık etmiyor musunuz?
Sayın kurum yöneticim sen de bir öğretmensin. Yarın belki tekrar öğretmenler odasına geri döneceksin. Öğretmenle arkadaş olduğunu unutma, öğretmenin can güvenliğini sağla, onları kurum dışı kişilere ezdirme, söyleyecek bir şey varsa sen söyle başkasına söyletme, despotça yaklaşma, yumuşak söz söyle. Birlikte bir şeyler paylaşarak yönet, unutma öğretmen orada olmazsa sen de olmazsın. Emir verme, itici olma moral ve motivasyon bozma sen de sözlerinle davranışınla öğretmeni dövmeye kalkma!..
Sen ey veli; sana ne demeli!. Çocuğum okusun önemli yerlere gelsin diye okula gönderiyorsun. Onu eğiten öğretmen hakarete uğrarken şiddet görürken neden seyirci oluyorsun? Hakları gasp edilirken neden sesin çıkmıyor? Öğretmenin moralini bozanların çocuğuna neler kaybettirdiğini neden fark etmiyorsun? Çocuğunun geleceğini neden kendini bilmez birkaç velinin eliyle harap ettiriyorsun. Sen de ya olup bitenlere seyirci kalarak ya da aymazlığınla öğretmeni dövüyorsun?
Sonuç olarak; öğrencisinden velisine, bakanından her kademesine müdürüne, hükümetten adliyesine toplumun her basamağında öğretmen bir şekilde hak ettiği itibarı görmüyor. Unutmayalım bir toplum Öğretmenine verdiği değer ölçüsü kadardır. Başta görev şehidi öğretmenlerimiz olmak üzere ebediyete göçen tüm öğretmenlerimizi rahmetle anıyor ve yetkilileri bir kez daha hep birlikte uyarıyoruz. Öğretmene uzanan el geleceğimizi karartan cehaletin elidir ve bu eller kırılmalıdır!...










