Teoman Durali Hoca’nın dediği gibi kendimize kuşbakışı bakmıyoruz. Bu toplum olarak belki de beceremediğimiz en önemli eksiğimizdir. Ön yargılardan sıyrılarak olayları akıl ve vicdan ölçeğinde değerlendirmek. Benimki ya da bizimki yaptıysa doğrudur aynı doğruyu başkası yapınca yanlış şeklinde yorumlamak kör “akıl körlüğü-vicdan körlüğü” bir bakış açısı değil de nedir? Hal böyle olunca doğruyu arayıp bulmak yerine taraf olmak kabul görüyor. Belki de tarafı en az olan kısım ise olaylara kuşbakışı, bilimin ve aklın ışığında bakanlardır. Yani bir yerde hak yalnızdır, sahipsizdir. Rahmetli A.Karakoç’un deyimiyle iyi niyetin alıcısı yoktur fakat kahredicisi çoktur. İyi niyetin sahipsiz ve yalnız olduğu bir ortamda iyiyi, güzeli bulmak ve başarıyı yakalamak mümkün müdür? Kısmen olsa bile ne kadar sağlıklıdır?
Bir başka hastalığımız ise yarışı birinci bitirmek için işin gereğini yapmak yerine rakibimizin tökezlemesini beklemektir. İşimize odaklanıp onu geliştirmek ileriye taşımayı bir yana bırakıp rakibimizin ne kadar kötü olduğuna odaklanıyoruz. Bazen daha ileri gidip paçasından tutup düşürmeye çalışıyoruz. Bunu kimi zaman yalnız da yapmıyor özel ekipler kuruyor araştırıyor inceliyoruz. Acaba nerede bir şey çıkartırım diye uğraşır kuyumcu titizliğiyle çalışırız. Bugün siyasetin ve özellikle memur sendikacılığının kendisi için belirlediği yol haritalarının başında bu gelir. Sosyal medyada memur için ne yaptıkları anlatmak yerine rakipleri takip etmek bir fotoğraf karesine olabildikçe anlam yüklemek ve günlerce bunu sosyal medyanın gündeminde tutmak.
Kimse memurun neler istediğiyle ilgilenmiyor. Eğer dert bu olsaydı bir süreç geçirdik burada şöyle mücadele ettim, şunu talep ettim, taleplerim dikkate alınmayınca şu eylemi koydum gibi yapılması gereken bir sürü iş varken ne yazık ki ben seni şurada gördüm, sen şunu alkışladın, bunu yaptın ve başka dedikodularla iş yaptığımızı sanıyoruz. Böyle bir anlayış sendikacılığı kısır çekişmelerden kurtarmadığı gibi gerçek sendikacılığa da büyük bir darbedir. Çünkü bugün sen benim ayağımla elimle uğraşırsan yarın da ben seninle uğraşırım sarmalı devam eder neticede kaybeden memur olur, emekli olur.
Memur sendikacılığının bir başka sıkıntılı yanı siyasetin çok önünde siyasete ram olmaktır. Siyaseten görüşünüz örtüşebilir ancak hep şunu söyledik söylemeye devam edeceğiz. Bir mühendis doktorun işini yapamaz, aynı şekilde doktorda mühendisin işini yapamaz. Herkes bildiği işi yapmalıdır. Siyasetçi siyaset sendikacı da sendikacılık yapmalıdır.
Bir başka hastalığımız ise çabuk hain ilan ediyoruz. On iki eylül öncesi üniversitelisi olmamız nedeniyle bunun ne kadar yanlış bir söylem olduğunu defalarca yaşayarak gördük. Söz gelimi Atilla İlhan gibi bir ulusalcı, milliyetçi vatnseveri solcu hain diye yaftalamıştık. Aynı şekilde Hasan Pulur o da milliyet gazetesinde yazıyor diye daha pekçok kişiyi solcu vatan haini olarak yaftalamıştık. Ancak zaman geçtikçe farkettik bu ülkede bir tek vatansever biz değilmişiz. İyi ki bir tek biz değilmişiz. Bizden başkasının hatta bizden daha çok vatansever olmaları ancak bizi onurlandırır ve sevindirir. Bugünkü aklım bunu söylüyor peki herkes aynı bakabiliyor mu, bunu da mümkün görmüyorum. Henüz kimin ne kadar vatansever olduğunu ölçen bir alet olmadığı için dileyen dilediği gibi konuşabilir. Ancak unutmamak gerekir ki a-inesi iştir kişinin lafa bakılmaz!..
Sonuç olarak olayları irdelerken, incelerken olması gereken neyse onu söylemek ve gereğini yapmak zarar getirmez bilakis başarıyı getirir. “Vakit yatsıydı ve Faik Hoca düşünceli ağır adımlarla camiye doğru yürüyordu. Nevzat onun bu halinden bir şeyler çıkartmış olmalı ki yanına yaklaştı ve sordu. Hayırdır Faik Hoca neden bu kadar düşüncelisin dedi. Bey dedi bana Aldo Moro’yu sen öldürdün diyorlar, tamam öldürdüğümü kabul ediyorum da ne zaman İtalya’ya gittim onu bir türlü hatırlamıyorum düşüncem bundandır.” İşte algının gücü böylesi korkunç sonuçlar doğuruyor. Oysa herkes başkasıyla uğraşmak yerine işini iyi yaparsa bu Cennet vatan bir o kadar daha güzel olur, insanları huzurlu olur, yarına daha güvenle bakar ve muasır medeniyetleri seviyesinin üstüne çıkma mesafemiz çok daha kısalır. Son söz başkasının çarığı yerine önce kendi çarığının için”e bakmalı ve selam!..Tadavisi











