Şuayip ÖZCAN MEB Eski Bürokratı, TES Eski Gn Bşk

Şuayip ÖZCAN MEB Eski Bürokratı, TES Eski Gn Bşk

suayipozcan@kamudannethaber.com

Yağma Hasan'ın Böreği

06 Haziran 2021 - 15:31 - Güncelleme: 06 Haziran 2021 - 16:20


               Kim ne derse desin, benim ülkem çok büyük bir ülkedir. Bu güne kadar dıştan ve içten gelen her türlü saldırıya, yönetimlerin çıkarları ve zaafları doğrultusunda hareket etmesine rağmen, ayakta durmayı başarmış dünyadaki nadir  ülkelerden biridir. Bunu anlamak için alim veya bilgin olmanıza, hatta ve hatta zeki olmanıza bile gerek yok. Yaşananlara şöyle bir bakar veya söylenenleri dinlerseniz her şeyin ayan beyan ortada olduğunu, tüm bunlara rağmen nasıl ayakta duruğumuza bakınca ne kadar büyük bir ülke olduğumuzu sizler de görürsünüz. Türkiye büyük ülke deyince, burun kıvırıp gülenlerin cehaletini anlamakta zorlanıyor ve onların bu zavallılığına acıyorum. Geri kalmış olabiliriz, insanlarımız sefalet içinde de yaşıyor olabilir, hatta yeterli ilim irfan sahibi de olmayabiliriz ama görüldüğü üzere yıkılmadan ayaktayız.
                Gelin hep birlikte neden güçlü ve büyük bir ülke olduğumuzu irdeleyelim, sonucu da birlikte görelim. Dünya ülkeleri petrolü ve doğal gazı bizim yarı fiyatımıza alırken, biz onların iki katına alıp kullanmamıza rağmen varlığımızı idame ettiriyoruz. Dışarıdan borç para alan ülkelerin çoğu aldıkları borçlara yüzde sıfır, 1 veya 2 faiz öderken biz bunların on katı fazla ödüyoruz ama yinede varız. Tüm devletler ülkelerine yabancı sokmamak için vize uygulayıp sınırların da duvarlar oluştururken, biz milyonlarca Arap, Kürt, Yezidi, Afgan,Afrikalı ve Asyalıyı ülkeye kabul edip kendi vatandaşlarımız için yapmadığımız harcamaları yapıp yedirerek, tedavi ederek okullarda okutup çalışanlarından vergi dahi almayıp ellerine harçlıklarını bile vermiyor muyuz? Hatta o kadar ileri gitmişiz ki ülke onlarınmış gibi Suriyeliler Hatay da Afganlıları istemiyoruz diye eylem bile yapıyorlar. Ülkemizde demokrafik yapının bozulacağını yarınlarda başımızın belada olacağını bile bile yola devam ediyoruz. Kendi insanımıza iki maskeyi dağıtamazken, başta ABD olmak üzere onlarca ülkeye sağlık malzemesi yardımı yapıyoruz. Dahası aşı bulamadığımızdan kendi halkımız ölürken, bazı ülkelere aşı gönderiyoruz. Hatta o kadar hoş görülüyüz ki başka ülkelerin hırsızlarının, Kapkaççılarının ülkemizde çalışmalarına göz yumar olduk. Yetmemiş olacak ki, yabancıların hesaplaşmalarını Türkiye ye gelerek zor yoluyla  problemlerini çözmelerine ses çıkarmaz olduk.
                İçeriye gelince durum daha da vahimleşmektedir. Durmadan iğneden ipliğe yapılan zamlarla cepleri boşaltılmış  olan halk. İşsizlikten bunalan, ekmek parası bulamayan insanlarımızın perişanlığına rağmen kim için neden yapılacağı anlaşılmayan ve inadına yapacağım denen kanal İstanbul olayı. Anlaşmaları ticari sır adı altında halktan saklanarak yap işlet devret modeliyle yaptırılan işler için yandaş mütehhütlere milyarlarca lira vergimiz gitmesi. Ayrıca bunlar bile yetmemiş olacak ki bunların silinen milyarlarca dolar devlete olan borçları. Kamuda kullanılan yüz binlerce araç, bunların tamir ve yakıtına ödenen paralar. Üç beş yerden kurul üyeliği ve huzur hakkı alan, en acısı da parasını yedikleri kuruluşların işleviyle ilgili yakından uzaktan ilgisi olmayan yandaşlar. Yandaş sivil toplum kuruluşlarına devlet kesesinden aktarılan milyarlarca liralar. Durmadan değiştirilen kamu ihale kanunuyla çekilen peşkeşler. Kamu kurumlarında ve belediyelerde makamlara doldur boşalt yapılarak üst kademeden emekli edilen ve bunlara ödenen yüksek maaşlar. Yukarıdakilerin yedikleri yemekleri adını ancak yiyenlerin övünmesinden duyan halk. Artık hiç bir şeyden zevk almayan, paralarını nerelere harcayacaklarını bilmeyen yandaşların pudra şekeri partileri. Bir sanatçının kumar için aldığı kredi borçları ertelenirken çiftçiye gelen hacizler. Boşaltılan merkez bankasında ki paraların hesabı sorulduğunda hakarete uğrayan ve susturulanlar. hiç bir konuda sesi çıkmayan halk.Tüm bunlara rağmen ayakta duran bir ülke hiç küçük olur mu?
                Hülasa "Yağma Hasan'ın böreğine" dönen benim ülkem. Bugün dimdik ayaktaysa buna büyük ülke denmezde ne denir. Bu büyük ülkenin batması için daha neler yapılabilir ki? Benim ülkemin yıkılabilmesi için geriye işgali kalıyor, bunu da yapacak dünya da güç göremiyorum. Geçmişte bu yöntem denenmiş derslerini almışlardır. İşte bu nedenle yukarıdaki yazdığım taktikler ve işlemler uygulanmaktadır. Gün gelecek bu taktiklerde çözüm olmayıp su mecrasında akmaya devam edecektir. Çünkü bu millet aziz, bu vatan mukaddes bunu onlar kadar bizde biliyoruz. Osmanlı Devleti içinde aynı şeyi düşünmüştüler, bir Atatürk çıktı milletiyle birlikte o küllerden geç Türkiye'yi kurdu. İşte bu nedenle yarınlarda bu yağma Hasan'ın böreğinin paylaşımı da son bulup güçlü, müreffeh ülkemiz var olmaya devam edecektir.