• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
23:08
Öğrenci fotoğrafları ve listeleri kaldırılacak
22:41
LGS sonuçlarına günler kala radikal değişiklik
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Türk Ocakları'ndan
  3. Bir zihin yapısının tahlili
Yayınlanma: 05 Kasım 2022 - 23:01
Güncelleme: 05 Kasım 2022 - 23:16

Bir zihin yapısının tahlili

05 Kasım 2022 - 23:01
Güncelleme: 05 Kasım 2022 - 23:16
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Bir zihin yapısının tahlili
Türk Ocakları'ndan

 

Merhum Erol Güngör’ün 1980 yılında yayınlanan Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik kitabının bölümlerinden biri “Bir Zihin Yapısının Tahlili” başlığını taşır. Güngör burada, sosyal ve iktisadî hayatın “kitaba uygun” tedbirlerle istenilen biçimi kazanacağına inanan inkılapçı entelektüalist aydınların çıkmazlarını ele alır. Entelektüalist bir zihniyete sahip olan bu aydınların rakipleri iki zümreden ibarettir: Cahiller ve hainler. Kafasındaki hayata uymayınca problemi kendi dışındakilerde arar ve herkesi cahillikle ve fesatla suçlar. “Onun için dünya düzeltilmesi gereken kafalarla bertaraf edilmesi gereken fesatçılardan ibarettir; fesadı ortadan kaldırır ve insanlara ‘doğru yol’ istikametinde yeteri kadar baskı yaparsa işlerin düzelmemesi için bir sebep kalmaz.”

Türkiye bu zihin yapısını iyi tanıyor ama hâlâ bu zihin yapısındaki aydınlar(!) pek çok kesimde itibar görmektedir. Zira bir başka “zihin yapısı”nın yol açtığı tepkiler, olayları ve insanları siyah-beyaz ikileminde değerlendirmeye alışmış beyinlerimizi garip bir şekilde yönlendirmektedir. Filan parti veya grup hoşumuza gitmeyen veya bize ters gelen eylem ve söylemlerle hayatımızı ve ruh dünyamızı etkilediğinde, onların muarızlarıyla aynı safta olmak adeta bir gereklilik şeklinde tezahür ediyor. Açıkça ifade edelim: Türkiye’yi 20 yıldır yöneten ve son 10 yılda da giderek hayatın bütün alanlarında etkisini iyice hissettiren Ak Parti iktidarında İslamcı kesimin bazı sözcülerinin Cumhuriyet, Atatürk ve Batılı hayat tarzı hakkındaki tutum ve söylemleri başta klasik Kemalist/Atatürkçü kesimler olmak üzere çok geniş kitlelerin laiklik, cumhuriyet ve Atatürk konularında klasik CHP söylemi etrafında konsolide olmasına hizmet etmiştir.

Bu hafta içinde gündeme gelen bir tartışma bu konuda adeta örnek bir vaka olarak ele alınabilir. Ak Parti Meclis Grup Başkan Vekili Mahir Ünal’ın bir kitap fuarında  sarf ettiği tartışmalı ifadeler üzerine önce sosyal ve yazılı medyada eleştiriler yükseldi, akabinde Cumhur İttifakı liderlerinden MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli başta olmak üzere siyasi liderlerden ve şahsiyetlerden ağır tenkitler geldi.

Önce Sayın Mahir Ünal’ın söylediği sözleri hatırlayalım. Basında yer aldığı üzere, Eski Kültür Bakanlarından ve hâlen Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilliği görevini yürüten Mahir Ünal bir kitap fuarında yaptığı konuşmada şunları söyledi. “Tarihteki en sert kültürel devrim Türkiye’de yaşanmıştır. Mesela Fransız Devrimi her şeyi yıkmıştır ama dile dokunmamıştır. Yine en sert devrimlerden bir tanesi Mao’nun Çin’de yaptığı kültürel devrimdir ve o da dile dokunmamıştır. Ama maalesef bir kültür devrimi olarak Cumhuriyet bizim lügatimizi, alfabemizi, dilimizi, hasılı bütün düşünme setlerimizi yok etmiştir. Bugün konuştuğumuz Türkçe ile bir düşünce üretemeyiz sadece konuşma ihtiyacımızı karşılayabiliriz.” Tepkiler üzerine yaptığı açıklamada ise,  "Kamus bir milletin hafızasıdır cümlesinden yola çıkarak yaptığım değerlendirme Cumhuriyet’e dönük değil kültür devrimi olarak yapılanlara dair bir tespittir. Buradan bir düşmanlık çıkaramazsınız." açıklamasında bulundu.

Sayın Ünal’ın bu hadiseye bakışının hangi zihinsel çerçevede şekillendiğini anlamak için olayla ilgili olarak haber yapan Yeni Şafak gazetesinde aydın kimliği ile bilinen  bazı kişilerin alfabe değişikliği hakkındaki görüşlerine yer verildi. Gazete haber-yorumunda Peyami Safa’nın "Bundan sonra Türk kütüphânelerini yakmaya lüzum kalmamıştır. Çünkü harf inkılâbıyla bu hazineler örümceklerin yuva yaptığı raflarda kapanıp kalmaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Ancak çok yaşlı hocalar ve ihtiyarlar, onları okumak lüzûmunu hissedecektir." sözleriyle Arnold J. Toynbee’nin şu ifadelerine de yer verildi:

"Arap Harfi bilmeyen bir genç için Türk tarihinde ve Türk edebiyatında orta seviyeyi bulacak kadar derinleşmek imkânsız. Bu genç, Naima'yı, Peçevi'yi, Cevdet Paşa'yı okuyamaz. Bunun gibi el yazması, taş basması veya matbu 45 bin eserden hiçbirini okuyamaz. Koca divan edebiyatı, onun için, bir mektep kitabında veya antolojiye alınmış mostralık birkaç manzumeden başka bir şey değildir. (…) Ziya Paşa'dan Abdülhak Hamid'e kadar muasır edebiyatın hiçbir şahsiyeti ve eseri üstünde fazla duramayacak. "

Gençlik yıllarımızda bizler de benzer düşüncelerin etkisinde kaldık ancak zamanla tarihî hadiselere daha serinkanlı bakmayı ve günümüzde olduğu gibi tarihte de gri alanların çok olduğunu öğrendik. Sevdiğimiz veya takdir ettiğimiz insanların da nihayetinde insan olduklarını, olumlu icraatlarının yanında hatalarının da olabileceğini görmemiz lazım. Maalesef insanlarda ya aşırı idealleştirme ya da tamamen kötüleme eğilimi var. Hadiselere ve kişilere kendi çağının, döneminin, ortamının şartlarında bakmak yerine kendi değer yargılarımızla hüküm vermeyi yeğliyoruz çoğunlukla.

Türkiye Cumhuriyeti, büyük bir Millî Mücadele sonunda, o mücadelenin önderinin iradesi doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir kararıyla ilan edildi. Millî Mücadele döneminde, ülkeyi işgalden kurtarmak için mümkün olan en büyük birliği sağlamayı esas alan Gazi Mustafa Kemal, Büyük Zafer’den sonra, kafasındaki “Yeni Türkiye”yi inşa etmek için eski arkadaşlarının bir kısmıyla yollarını ayırmak pahasına kararlı adımlar attı. Gerek o devirde, gerek daha sonra Cumhuriyet devrinde gerçekleştirilen devrim ve değişiklikler farklı şekillerde değerlendirilmiştir.

Peki, bugün geldiğimiz noktada, Mahir Ünal’ın ifadeleri ve onu desteklemek için Peyami Safa veya Toynbee’den nakledilen sözlerdeki teşhisler ne anlam ifade etmektedir? Gerçekten biz dilimizi mi kaybettik, kadim kültürümüzden koptuk mu? Bu sorulara cevap vermek için kapsamlı ve ampirik temelli bir araştırma yapılabilir elbette ama biz en azından birikimimiz çerçevesinde bazı kanaatlerimizi paylaşabiliriz.

Öncelikle ifade etmeliyim ki, Türk tarihinin devamlılığını gözden kaçırırsak Cumhuriyet reformlarının Osmanlı köklerini göz ardı etmiş oluruz. Atatürk, hadi daha öncesini bir kenara bırakalım, II. Mahmud ile başlayan sürecin devrimci bir halkasıdır; saltanat ve hilafeti kaldırarak Cumhuriyet rejimini kurumlaştırmıştır. Anayasalı monarşi, hukuk alanında reform, alfabe ve kadın konuları Osmanlı döneminde de tartışılmış, bir kısmı da hayata geçirilmişti. Kestirmeden söyleyelim: Alfabe değişince bir gecede cahil kalmadık. Toplumun büyük kısmı zaten okuma yazma bilmiyordu, okuyabilenlerin bir kısmı da yazamıyordu. Zorunlu askerlik gibi zorunlu eğitim de modern devletlerin bir uygulamasıdır. Osmanlılar bu konularda Avrupa’dan biraz geç kaldılarsa da Avrupa'yı taklit ettiler. Özellikle II. Abdülhamid döneminde eğitim alanında büyük atılım yapıldı. Osmanlı aydın kesimi, eğitim sayesinde Latin alfabesine zaten aşinaydı.  Alfabe değişince dönemin okumuşları, birikimlerini de unutmadı ve çoğu -yasaklara rağmen- eski yazıyı kullanmaya da devam etti. Bilim insanlarının eski yazıyla yazılmış ve basılmış eserleri okumalarına, bunları Latin harfli yeni alfabeye aktarmalarına da yasak getirilmedi. Osmanlı tarihini yazmakla görevlendirilen İsmail Hakkı Uzunçarşılı başta olmak üzere tarihçiler, edebiyatçılar vb. yine o eski yazıyla yazılmış eserleri kaynak olarak kullandılar, belgeleri çevirdiler. Halkevleri dergilerinde Osmanlı arşiv belgeleri yeni harflerle yayınlandı. Kısacası, Peyami Safa’nın ve Toynbee’nin kehaneti geçekleşmedi. DTCF’yi yeni bitiren Halil İnalcık, Osman Turan, Mehmet Altay Köymen, Nihal Atsız, Abdülbaki Gölpınarlı, Orhan Şaik Gökyay gibi gençler ve daha sonra niceleri Osmanlı Türkçesi, Arapça, Farsça ile yazılmış kaynakları kullanarak eserler verdiler.

Dolayısıyla Mahir Ünal’ın ifadeleri tarihî ve aktüel gerçeği değil bir zihin yapısının, teorik manada cumhuriyet ile değil ama Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde yapılan devrimler hakkındaki kökleşmiş kanaatlerini yansıtmaktadır. Merhum Cemil Meriç gibi üslup ustalarının meşhur aforizmaları gençlik yıllarımızda bizleri de çok etkilemiştir. Ama çok çarpıcı, sarsıcı bu ifadelere, kesin inançlılar gibi iman etmemiz bir başka hastalığımızın tezahürüdür.

“Bugün konuştuğumuz Türkçe ile bir düşünce üretemeyiz sadece konuşma ihtiyacımızı karşılayabiliriz.”  ifadesine katılıyorum. Evet, bir iki bin kelime ile konuşanlar düşünce üretemez. Düşünce üretmek veya bilim yapmak konuşma diliyle olmaz, yazdığınız dilin bütün inceliklerine vakıf ve zengin bir kelime hazinesine sahip olmayı gerektirir. Bu bağlamda siyasetçilere düşen de, hassas konularda belagatin cazibesine kapılmadan, “düşünerek konuşmak”tır.

İki zıt zihin yapısı hakkında birkaç kelam ile bu yazıya son vereceğim:

Osmanlı düşmanlığı yapmak Türk milliyetçiliği ile bağdaşmaz, bize bir yarar da sağlamaz. Osmanlı egemenliğinden çıkarak bağımsızlık kazanan Balkan halkları da Müslüman Araplar da “Türklerin boyunduruğundan kurtulduk” derken Türklerin tarihte kurduğu en uzun süreli devlet olan ve Avrupa’da “Türk İmparatorluğu” olarak adlandırılan Osmanlı Devleti tarihimizin en önemli safhalarından biridir. Türkiye Cumhuriyeti de Osmanlı devri devlet adamları, askerleri ve aydınları tarafından ve Osmanlı bakiyesi üzerine kurulmuş, pek çok modern kurum ve uygulamasını da Osmanlı Devleti’nden miras almıştır.

Türk Milleti’ni ve Türk yurdunu esaretten ve işgalden kurtararak Cumhuriyet’i kuran Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya düşmanlık etmek de ne milliyetçilikle ne vatanseverlikle bağdaşır. Türk milleti ebediyen Atatürk’e şükran borçludur. Her dönem gibi Atatürk dönemi de bilim adamları, düşünürler ve aydınlar tarafından dönemin şartları dikkate alınarak bilimsel bir yaklaşımla ele alınabilir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetmek, bu ülkede siyaset yapmak konumunda olanların bu konularda daha duyarlı ve özenli bir dil kullanmaları şarttır.

Özetle ifade etmek gerekirse, Cumhuriyetimizin 100. Yılına hazırlanırken demokrasi ile taçlanmış bir cumhuriyet, fikir ve ifade hürriyetinin teminat altında olduğu müreffeh bir Türkiye ve güçlü bir Türk Birliği ülkümüz doğrultusunda çalışmalıyız.

Prof.Dr Mehmet Öz

Türk Ocakları Genel Başkanı

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.

Yazarın Diğer Yazıları

  • NATO Zirvesi Ve Terörsüz Türkiye Konusu - 30 Haziran 2026
  • 14 Mayıs Seçiminin Mesajı: Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılını Da Türk Milliyetçileri İnşa Edecektir - 16 Haziran 2026
  • İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir - 21 Nisan 2026
  • 2026'ya Girerken Türkiye - 17 Ocak 2026
  • Cumhuriyet'imizin 102. Yılı Kutlu Olsun - 02 Kasım 2025
  • Dijital Çağda Devletsiz Veya Sözde Özerk Türk Toplulukları - 02 Ekim 2025
  • 12 Eylül Darbesinin Hedefi, Yapılış Tarzı ve Sonuçları - 12 Eylül 2025
  • Yargı, Siyaset, Sistem Ve Süreç Ekseninde Türkiye - 22 Ağustos 2025
  • Milletimizin Kimliğini Yoğuran Tarih, Adını da Koymuştur: TÜRK - 26 Temmuz 2025
  • Büyük Orta Doğu Yangını - 23 Haziran 2025
  • Fesih ve Ötesi* - 09 Haziran 2025
  • 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun - 25 Nisan 2025
  • Bayramınız Kutlu Olsun - 04 Nisan 2025
  • "Hukuk ve Hakkaniyeti Kaybetmemeliyiz. Yoksa Türkiye Kaybeder." (Abdullah Gül) - 25 Mart 2025
  • "Terörsüz Türkiye" ama nasıl? - 02 Mart 2025
  • "Terörsüz Türkiye": Yeniden "Çözüm Süreci" mi, Terör Örgütünün Kayıtsız Şartsız Teslim Oluşu mu? - 24 Şubat 2025
  • Hamas Durum Değerlendirmesi Yapmak Zorunda - 22 Ocak 2025
  • Suriye'de Yeni Dönem Başlarken - 27 Aralık 2024
  • Osmanlı Kuruluş Ve Klasik Döneminde Bilim Ve Bilim Zihniyeti Hakkında Bazı Notlar[1] - 13 Aralık 2024
  • Ekim Ayı Türkiye Gündemine Dair Bazı Notlar - 18 Kasım 2024
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Maden Gelirlerinde Kamu Payı: Doğa ve Ekonomi Arasında Bir Denge Kurulmalı
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memur ve Emeklisine Ek Zam İçin Daha Ne Bekliyorsunuz?
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Fındık Üreticilerinin Valiliklerden Beklentileri
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Okumasanız da Olur
Eğitim Mühendislerine Yakışmayan Teslimiyet ve Sorumsuz Yetkililer Saltanatı
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Eğitim Mühendislerine Yakışmayan Teslimiyet ve Sorumsuz Yetkililer Saltanatı
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
TÜİK Rakamlar Sana İnanmamam Gerektiğini Söylüyor
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasette Zemin Kayması
Emekli Öğretmenler Mağdur: Gelir Adaletsizliği Giderilmeli!
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Emekli Öğretmenler Mağdur: Gelir Adaletsizliği Giderilmeli!
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
CHP Zihniyetinden Yazıcıoğlu Suikastına
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı-5
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Ancak
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Ancak
Sri Lanka Kandy Seyahati
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Kandy Seyahati
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Misafir Yazılar
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Dervişoğlu'nu Kasise Düştü Kabul Edelim.
Orhan KILIÇOĞLU
Dervişoğlu'nu Kasise Düştü Kabul Edelim.
Türk'ün ilk başbuğlarından Bilge Kağan'dan, son başbuğ Atatürk'e uzanan milliyetçilik düşüncesi.
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Türk'ün ilk başbuğlarından Bilge Kağan'dan, son başbuğ Atatürk'e uzanan milliyetçilik düşüncesi.
Bu Yazımı Çocuklarınıza Vasiyet Olarak Bırakınız!
Ali Kemal Gül
Bu Yazımı Çocuklarınıza Vasiyet Olarak Bırakınız!
NATO Zirvesi Ve Terörsüz Türkiye Konusu
Türk Ocakları'ndan
NATO Zirvesi Ve Terörsüz Türkiye Konusu
Destanların Gölgesinde Bir Uyanış: Tandoğan'da Yükselen Anadolu Ruhu
Şerife Güven
Destanların Gölgesinde Bir Uyanış: Tandoğan'da Yükselen Anadolu Ruhu
Meçhûl Bir Zaman Dehlizinde
Köksal Cengiz
Meçhûl Bir Zaman Dehlizinde
Suyun Öte Tarafı-Balkan Türkleri
Şevket Sezer
Suyun Öte Tarafı-Balkan Türkleri
Çok Okunan Haberler
Gençlik ve Spor Bakanlığı 600 personel alacak: Başvurular 13 Temmuz’da başlıyor
Gençlik ve Spor Bakanlığı 600 personel alacak: Başvurular 13 Temmuz’da...
Hakim ve Savcı Yardımcılığı mülakat sonuçları açıklandı!
Hakim ve Savcı Yardımcılığı mülakat sonuçları açıklandı!
Sizin sözünüz geçer akçe olduğu sürece burada görev yapamam
Sizin sözünüz geçer akçe olduğu sürece burada görev yapamam
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo