Fındık üreticisi bu yıl maalesef umduğunu bulamadı. Özellikle fındık üretimi yapılan illerin sahil bandında yaşanan ürün kaybı oldukça büyük boyutlara ulaştı. Sahada görüştüğümüz birçok üretici, geçen yıla kıyasla yarı yarıya, hatta çok daha az fındık toplayabildiğini dile getiriyor.
Oysa her şey çok farklı başlamıştı. Temmuz ayının başında bahçesine girip dalda bol fındık gören üretici umutlanmıştı; ancak ayın 20’sinden sonra yaşanan yoğun dökülmeler büyük bir hayal kırıklığını da beraberinde getirdi. Yaşanan bu tablo, açıklanan rekolte tahminlerinin ne kadar gerçekçi olduğu sorusunu bir kez daha gündeme taşıdı.
Aradaki 100 Bin Tonluk Uçurum
2026 yılı için açıklanan rakamlara baktığımızda tablonun ne kadar kafa karıştırıcı olduğu açıkça görülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonundaki komisyonlar rekolteyi 704 bin 941 ton olarak tahmin ederken, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ise bu rakamı 805 bin 246 ton olarak açıkladı.
İki tahmin arasında 100 bin tonu aşan devasa bir fark var. Şüphesiz farklı yöntemlerle yapılan tespitlerin birebir aynı çıkması beklenemez; ancak aradaki bu kadar büyük bir uçurum, kullanılan yöntemlerin acilen yeniden değerlendirilmesi gerektiğini net bir şekilde gösteriyor.
Yüksek Rekolte Baskısı ve Fiyatlar
Piyasada ağırlık kazanan ve yaygınlaşan görüşe göre; açıklanan bu yüksek rekolte beklentileri, doğrudan fındık fiyatları üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Fiyat düşüşlerinin tek nedeni rekolte tahminleri olmasa da, ilan edilen bu yüksek rakamların piyasadaki olumsuz etkisi asla göz ardı edilmemeli. Bu durum, hüsrana uğrayan üreticinin Bakanlığın rekolte tahminlerini daha fazla sorgulamasına yol açıyor.
Bakanlığa Açık Çağrı: Takvim Değişmeli
Tüm bu gelişmeler ışığında Tarım ve Orman Bakanlığına önerim ve çağrım şudur:
Gelecek yıllarda rekolte tespitinin son sayımı ve değerlendirmesi, Temmuz ayının 20’sinden sonra, tercihen 25 Temmuz civarında yapılmalıdır.
Çünkü dalında görünen fındık ile fileye giren, yani nihai olarak hasat edilen ürün miktarı ne yazık ki aynı olmuyor. Temmuz’un ikinci yarısında yaşanan dökülmeler, üreticinin eline geçecek net ürünü önemli ölçüde azaltıyor. Dolayısıyla, hasat öncesinde yaşanan bu kayıpların rekolte hesaplarına mutlaka yansıtılması gerekiyor.
Bakanlık, rekolte tespit takvimini zaman kaybetmeden gözden geçirmelidir. Son değerlendirmenin 25 Temmuz civarında yapılması halinde, sahadaki anlık gelişmeler ve ürün kayıpları çok daha doğru hesaplanabilir.
Kısacası; fındığın hesabı yalnızca dalda ilk görünen ürüne göre yapılmamalı, hasat dönemine fiilen ulaşan ürün dikkate alınmalıdır. Üreticinin al术ı terinin, emeğinin korunması ve piyasanın sağlıklı işlemesi için daha gerçekçi rekolte tahminlerinin yapılması artık bir zorunluluktur.
Yazının başlığı, tonu veya yapısıyla ilgili eklemek ya da değiştirmek istediğiniz bir detay var mı?











