Kadriye Demirel( Eğitimci )

Kadriye Demirel( Eğitimci )

Güçlü Türkiye için
demirelkadriye@kamudannethaber.com

Var olsun sendikacılığın yüz akı Türk Eğitim -Sen

27 Ağustos 2021 - 22:10


Günümüz hayat koşulları altında memurlara ve emeklilere verilen zam gerçekten yetersiz ve hükümet bizlere üvey evlat muamelesi yapmıştır.

Memur ve emeklilerin, işçiler  ve hayat pahalılığı ile aynı gemide yaşadığını görmezden gelmiştir. Hükümet; Kamu işçilerine 2021-2022'nin ilk 6 ayı için yüzde 12, diğer 6 aylar için yüzde 5 artı enflasyon farkı oranında zam, en düşük ücretli çalışan grubundaki kamu işçilerine 500 TL'lik iyileştirme yaparken. 6. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde  memur ve memur emeklilerinin maaşlarına 2022'nin ilk altı ayı yüzde 5, ikinci altı ayı yüzde 7, 2023'ün ilk altı ayı yüzde 8, ikinci altı ayı yüzde 6 ve enflasyon farklarından oluşan zam yaptı.

Ayrıca 3600 Ek Gösterge çok bilinmeyenli bir denkleme dönüştü. Bu kabul edilir bir durum değil elbette. Çünkü memur ve emekliler enflasyon karşısında ezilirken, bu zamlardan sonrası oldukça düşündürücü. Nitekim var olan vergi dilimi zulmüyle  ikinci 6 ay için  zammın da sadece adı var. Çünkü memurlar ikinci 6 ayda vergi dilimi tuzağına düşüyor, sadece ilk 6 aylık dönemde zamdan faydalanabiliyorlar. Hal böyle olunca memur ve emekliye verilen zamlar gerçekten tepkiyi hak ediyor.

Özellikle aynı ülkede yaşayan işçi ve memur zamları arasındaki farkı düşündüğümüzde ortada memur ve emekliye yapılmış bir haksızlık söz konusu. İşçiler toplu sözleşmede daha başarılı çıktı. Peki nasıl?

Unutulmamalı ki işçiler bu hakları sendikal mücadele ile elde ettiler.  Yüksek oranda sendikalılaşmanın getirdiği ve sendikal hakları genişletebilmenin ayrıcalığını yaşadılar. Sendikalı olmanın verdiği hakları kullandılar. Sendikal haklar çalışanların koruyucu kalkanıdır.  

Memurların 6.Dönem Toplu Sözleşme sonrası tepki adına  heyecana kapılıp sendikadan istifa etmesi, sendikadan istifaya çağırması, sendikasızlığı tercih etmesi; bizim zam sorunumuzu ya da özlük hakları sorunumuzu çözmez. Tam tersine elde ettiğimiz haklardan vaz geçmemiz anlamına gelir. Var olan sendikal haklarımızı kaybetmemiz ve yetkililer karşısında daha da güçsüz ve çaresiz kalmamıza sebep olur ancak.

Örgütlü mücadele her zaman bireysel mücadeleden daha etkilidir. Eğer tüm memurlar sendikalı olsaydı, örgütlenmeyi başarabilseydi bugün bu üvey evlat sorununu yaşamazdık. Şu an yapmamız gereken sendikasızlaşmak yerine tüm çalışanları örgütlenmeye, sendikalaşmaya davet etmektir. Tüm çalışanların sendikalı olması; işçi sendikalarında olduğu gibi sendika kanunlarının da yeniden düzenlenmesine, sendikal hakların genişletilmesine fırsat verecektir.

Sendika üyesi olmanın verdiği sendikal haklardan vazgeçmek çözüm değildir, sahip olunan hakları elinin tersiyle itmektir.  Çok eskiye gitmeye gerek yok, daha yakın zamanda, Covid-19 salgın dönemimde eğitimciler olarak hem ekonomik kayıp hem de özlük hakları konusunda ciddi sıkıntılarla karşılaştık, unutmayalım ki Memur-Sen'in hiç bir şekilde itirazı ve çalışması olmadı. Türk Eğitim Sen'in girişimleri ile sorunlarımız çözüldü.

Yetkili sendika Memur-Sen’in zam hezimetinden sonra şimdi bizler sendikasızlaşırsak, ancak Memur-Sen'in elini daha da güçlendirir ve onları gerçekten tek sendika yaparız. Bu yapıya var olan zihniyetleriyle daha da bir güç zehirlenmesi yaşatırız. Şimdiye kadar yaptıkları, yapacaklarının zaten garantisi olacağından, olacakları tahmin etmesi hiç de zor değil. Memur-Sen'e bu gücün verilmesi  akıllara zarardır. Sendika üyesi mücadeleci arkadaşlarımızın 6. Dönem Toplu Görüşme sonuçlarına tepki olarak, sendikaya küserek "Sendikasızlaşması" inanın tüm memur camiası için büyük bir kayıptır.

Gücümüzü bu kayıp için değil de örgütlenmek için harcayalım. Örgütsüz güç güç değildir. Örgütlenme sayısı, sendikalaşma bilinci ne kadar çok artarsa hak mücadelesi de o kadar etkili olur. Önemli olan örgütlenmenin verdiği gücün farkında olmak , bu güce sahip çıkmaktır. Belirleyici olan her zaman tabandır lütfen bu inancımızdan vaz geçmeyelim.

Sendika üyesi her çalışan hak mücadelesinin bir temsilcisidir ve bu nedenle çok kıymetlidir. Dikkat edilmesi gereken etkili sendika adı altında birleşmek, gerçek sendikayı yetkili yapmaktır. Evet, Kamu-Sen masaya beraber oturdu. Çünkü konfederasyon olarak önceki yıllarda talebimiz buydu. Görüşme sürecinde yaşananları ve teklifleri kontrol edebilmek için masa da olmak gerekiyordu. Sonuç olarak; yetkili sendika Memur-Sen Hakem Heyetine bile bırakmadan teklifleri yeterli gördü ve imzaladı. İmza yetkili Başkan Ali Yalçın da zafer kazanmış edasıyla Çalışma Bakanı ile birlikte açıklamasını yaptı. O halde çalışanlar  tepkisini imza atan, yetkili  sendikaya göstermeli. Yetkili sendikadan yetkiyi alarak! Sendikasızlaşmayı düşünmek yerine yetkiyi ehline teslim etmeli. Ve memurlar kamusal alanda hızlı bir şekilde  sendikalaşarak örgütlü mücadele verme yeteneği kazanmalı işçiler gibi.

Türk Eğitim Sen’in bir üyesi olmaktan her zaman gurur duydum. Gururla mücadeleye ortak oldum. İnançla da mücadelede varım.  Sendikasızlaşma çağrısı yapanlar da ancak etkisiz yetkili sendika Memur-Sen'in çarkına su taşıma işini yapmış olurlar. O yüzden enerjilerini Memur-Sen’in değirmenine su taşımak yerine kamusal alandaki tüm çalışanları örgütlü olmaya, sendikalı olmaya çağırmaları yapılması gerekendir. Atatürk'ün dediği gibi, mücadele edenler her zaman kazanamayabilir ama kazananlar ancak mücadele edenlerdir. Bu bağlamda sendikasızlaşırsak, örgütsüzleşirsek mücadeleden vaz geçmiş oluruz ve kazanma şansımızı yitiririz.

Artık yitirme zamanı değil, kazanma zamanıdır!  Artık sendikalaşma zamanıdır! Artık örgütlü mücadele zamanıdır! Sevgili sendikalı arkadaşım; her biriniz ayrı ayrı çok değerlisiniz, önemlisiniz  bu yüzden aynı çatı altında birlik ve beraberlik içinde bir bütün olarak örgütlü mücadelemize  kaldığımız yerden devam edeceğiz. İyi ki varsınız. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Var olsun Teşkilat. Var olsun Türk Eğitim Sen   
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum