• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
12:05
Balıkesir'de sahte belgeyle atama skandalı
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Misafir Yazılar
  3. Kürtleşen Türkmen Aşiretleri
Yayınlanma: 20 Eylül 2025 - 23:07

Kürtleşen Türkmen Aşiretleri

20 Eylül 2025 - 23:07
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Kürtleşen Türkmen Aşiretleri
Misafir Yazılar
Misafirin Sözü

Tarih, bir milletin millî şuuru ve hafızasıdır.

Tarihin derin havzasında meydana gelen bilgi, birikim ve irfânların gelecek nesillere aktarılması, tarih bilincinin oluşmasında hayatî bir önem taşır.

Tarih bilinci, bugünü anlamak, geleceği doğru tasarlamak için geçmişten lâyıkıyla ders çıkarma ve nasiplenmeyle ilgilidir.

Tarih bilincinden söz etmeden kültürden, medeniyetten söz etmek imkânsızdır.

Tarih bilinci, bir inanç ve ahlâk nizâmı çerçevesinde teşekkül edecek mensubiyet şuurunu da beraberinde getirir.

Bugünkü toplumsal, bölgesel ve küresel pek çok olayı anlamak, açıklamak ve analiz etmek için tarihe ihtiyaç duyarız.

Çünkü toplumlar bir devamlılık esasına göre yaşarlar. Dün yaşananların toplamı bugünkü yaşantımızı, duyuş ve düşüncelerimizi şekillendirir.

Geleceğimize yön vermek için geçmişi iyi okumak, geçmişten lâyıkıyla ders çıkarmak gerekir.

Etnik kimliklerin popülerlik kazandığı ve binbir güçlük ve bedelle inşâ ettiğimiz millî kimliğimizin üzerine çıkarıldığı bir dönemden geçiyoruz.

Aslında herkesin etnik kökenini bilmesi, soyunu, sopunu araştırması bir hak olup, birçok açıdan da fayda sağlar.

Böylece birçok suistimalin önüne geçebilir ve kafa karışıklıklarını giderebiliriz.

Ancak zararlı olan ve geleceğimizi tehdit eden şey etnik kimliklerin millî kimliğimizin üzerine çıkarılması, bu yolla Türkiye’nin etnik bir cehenneme dönüştürülmek istenmesidir.

Millî kimlikler etnik kimlikleri kapsar ve bunları bütünleştirir.

Var olan ortak değerleri destekler ve yeni değerler üretir. Bu değerler etrafında milleti kaynaştırır ve ülkü birliğini güçlendirir.

Demokrasilerin gereği etnik farklılıkları ezmeden ve yok etmeden ortak değerleri en üst seviyeye çıkarmak ve bunları topluma hâkîm kılmaktır.

Aşiretinizin kökenini araştırırken bu hususları dikkatten kaçırmamanızı tavsiye ederim.

Aşiretinizin ve sizin hangi kökenden geldiğini anlamak için şunlara bakabilirsiniz:

1)Tarihî kaynaklara

2)Aşiretlerin sözlü aktarımlarına

3)Aşiretiniz hakkında güncel çalışmalara

4)Aşiretlerin dip kültürüne

5)Şecerelere

6)Aşiretin adına

7)Aşiretteki kişi isimlerine

8)Yer adlarına

Tarih şu üç tür nesnenin şâhitliğine dayanır:

1-Yazılı belgeler,

2-Âbideler,

3-Nesilden nesile aktarılan sözlü gelenekler.

Etnografya yazılı belgelerden çok az miktarda yararlanır.

Bununla birlikte gerek tarih kitaplarından, gerek evrâk hazinelerinden ve her türlü resmî sicillerden bilgiler toplanabilir.

Aşiretlerin “âbide” adı verilebilecek maddî eserleri yoktur. Fakat gâyet zengin olmak üzere sözlü gelenekleri, kültür hazineleri ve kullandıkları eşyalar vardır.

Gelişmiş toplumların bellekleri kendi tarihleridir.

Aşiretlerin tarihleri ise onların nesilden nesile aktarılan sözlü geleneklerinden ibârettir.

Kayıtlarda ittifâk hâlinde belirtildiğine göre, Müslüman olan ve İslâm ülkelerine göçen Oğuzlara, “Türkmen” denilmiştir.

Tarihî kaynaklarda şaşırtıcı şekilde Kürtlerin Oğuzlardan geldiğine dair kayda değer bazı belgeler bulunmaktadır. Bunlardan bazılarında Kürtler bir bütün olarak Oğuz soyuna dayandırılırken, bazılarında ise sâdece bir kısım Kürt topluluğunun Oğuzlardan geldiği ifâde edilmektedir. Kanaatimizce ikinci kayıtlar Kürtleşen Türkmenler olgusuna işaret etmektedir.

Bu kaynaklardan ve belgelerden bazıları şunlardır:

Arap Kaynakları:

Türkmenler ve Kürtler, İslâm sonrası Anadolu’ya ve Ortadoğu’ya tekrar geldiklerinde Arap-İslâm kaynaklarında “Ekrâdı Türkmen” (Türkmen Kürtleri), “Ekrâda Türkmen” (Türkmenli Kürtler) şeklinde anılmış, “Gûzu’l Ekrâd” (Oğuz Kürtleri) olarak bilinmişlerdir.

Yazıcıoğlu Ali:

15. yüzyılın ilk yarısında İbn-i Bibi’nin Farsça Selçukname’sini Türkçe’ye tercüme eden Yazıcıoğlu Ali, Türkiye Selçuklu hükümdarı I. Alâeddin Keykûbat’ı kastederek şöyle bir kayıt düşmüştür: “Rum’da ve Şam’da, Ermen ve Diyar-ı Bekr’de ne kadar Oğuz soyundan Türkmen ve Kürt beyleri varsa hükmünden çıkamazlardı.”

Şeref Han:

Kürtlerin Oğuzlardan geldiğini ifâde eden bir diğer kaynak ise Şeref Han’dır. Şeref Han, 1592 yılında tamamladığı “Şerefnâme” adlı meşhur eserinde Kürtlerin neden birlik sağlayamadığı hususunu tartışırken, “halkın bir takım acayip hikâyeler” anlattığını ifâde etmiştir. Ne yazık ki, Şeref Han tarafından bunlardan sâdece biri kayda geçirilmiştir:

Birincisi, Şeref Han bu efsâneyi halk arasından derleyerek kayda geçmiştir. Çünkü halk arasında Kürtlerin Oğuz soylu olduklarına dair bilgiler Şeref Han’dan önceki kayıtlarda da bulunmaktadır.

Efsânede dikkat çekici ikinci husus ise, “Buğduz” adının 24 Oğuz boyundan birisi olmasıdır. 24 Oğuz boyunun tamgaları ve bu arada “Buğduz” boyunun tamgası da birçok bilim insanı ve araştırmacı tarafından yayınlanmıştır.

İdris-i Bitlisî:

Kendisi de Kürt kökenli olan İdris-i Bitlisî, “Sekiz Cennet” adlı eserinde, Kürtlerin Oğuz soyundan geldiğini kayda geçmiştir.

Kürt-Oğuznamesi:

1884 tarihli Diyarbekir salnamesinde bir “Kürt-Oğuznamesi” yayımlanmıştır. Bu Oğuzname’de Kürtlerin Oğuzlardan geldiği ifâde edilmiştir.

Osmanlı Arşiv Belgeleri:

Osmanlı arşiv belgelerinde bazı aşiret ve cemaatler doğrudan doğruya “Kürt” olarak adlandırılırken, bazı aşiretler “Türkmen Kürtleri” ya da “Kürt Türkmenleri” olarak kaydedilmiştir.

Bu durum şüphesiz Arap kaynaklarında Kürt adının, Kürt etnik kökeninin yanında göçebe aşiretlere tahsis edilen bir isim olmasından ileri gelmektedir.

Aynı anlayış Osmanlı kaynaklarına da sirâyet etmiştir. Osmanlı kaynaklarında “Türkmen Kürtleri” ya da “Kürt Türkmenleri” şeklinde kaydedilen aşiretler tamamen Türkmen kökenlidir.

Bilim dünyası, “Kürtleşen Türkler” bâhsini ünlü Türk sosyologu Ziya Gökalp’a borçludur.

İlk kez Gökalp tarafından gündeme getirilen bu husus daha sonra birçok bilim insanı ve araştırmacıya konu olmuş, birçok bilim insanı ve araştırmacı ise çalışmalarında ve eserlerinde bu konuya temâs etmişlerdir.

Ziya Gökalp:

Kürt aşiretleri hakkında iki rapor hazırlayan Ziya Gökalp, bunları dört nüsha hâlinde yazarak Atatürk başta olmak üzere, Rıza Nur ve Bahâ Said gibi önemli kişilere göndermiştir.

Daha sonra bu çalışmalar “Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler” adı altında kitaplaştırılmıştır.

Söz konusu çalışmasında ilk defa konuyu bilimsel temelde ele alan Gökalp, birçok Türkmen aşiretinin değişik nedenlerden ötürü Kürtleştiğini tespit etmiştir.

Bu yöndeki çalışmalarına devam edeceği anlaşılan millî dehâ Ziya Gökalp’ın erken vefatı ne yazık ki, bu amacına ulaşmasına engel olmuştur.

Kürtleşen Türkmenler hususunda çığır açan bu çok kıymetli araştırmasında Ziya Gökalp şöyle demektedir: “Türkmenlerin Kürtleşmesi: Türkmenlere dair yaptığım tetkiklerden çıkan neticeye göre, birçok yerlerde Türkmen aşiretleri Kürtleşmiştir. Meselâ Diyarbekir’de Karacadağ’da yaşayan “Türkân/Terkân” (Türkçe Türkmenler mânâsındadır) aşiretinin bütün fertleri, Oğuz ilinin Beğdili boyuna mensup hâlis Türk olduklarını bilirler. Bununla beraber, Türkçe’yi unutarak onun yerine Kürtçe’yi ikâme etmişlerdir.

Bu aşiretlerden Karakeçi aşireti ise, Osmanlıların ecdâdı Kayı boyu ile akrabalık iddiasında bulunmakla beraber kendilerini Kürt zannetmektedirler.”

Zeki Velidi Togan:

Türk tarihçiliğinin önemli isimlerinden Prof. Dr. Zeki Velidi Togan’ın gündeminde de Kürtleşen Türkmenler konusu vardır: “Sultan Sencer’e nispetle, ‘Sencerî’ ismini alan kabileler ve yine onların hizmetinde bulunan ‘Tülek’ ismindeki oymak ve Fars vilayetinde yerleşen Salgur ve Ağaçerilerin bir kısmı Moğollar geldiği sırada artık Farslaşmış bulunuyorlardı.

Mezopotamya’da Araplaşan Bayat; İran’da Farslaşan ve Kürtleşen Şul (eski ismi Çur, Çul, Sûl), Kücat, Ağaçeri, Halaç, Hak; Kürdistan’da Kürtleşen Bayat, Avşar, Beğdili, Eyva (Yıva) urugları; Huzistan’da Avşarlar; Lursitan’da Beğdili, Tilkü ve Uluğ-Çinler bu cümledendir.

Bayat, Avşar, Halaç gibi kabilelerin, Fars vilayetlerindeki Türkmenlerin dağlarda ayrı uruğlar hâlinde göçebe kalanları milliyetlerini muhafaza etmişlerse de Arap ve Fars şehirlerinde yerleşenleri üç-dört batında anadillerini kaybetmişlerdir.”

Doğan Avcıoğlu:

Türk tarihi üzerine yapılan birkaç önemli çalışmadan birinin yazarı olan Doğan Avcıoğlu da Türkmenlerin Kürtleşmesi olgusuna dikkat çekmiştir: “Yavuz Selim ile Kanuni Süleyman gibi kudretli Osmanlı padişahlarının Kızılbaşlık gerekçesiyle Türkmenlere karşı baskı ve şiddet politikası izlemesi ve feodal Kürt beylerini Sünnî diye desteklemeleri, etnik yapıdaki Türkmen aleyhindeki gelişmeyi pekiştirir. Bu feodal beyliklerdeki birçok Türkmen öge, Türkçe’yi unutarak özümlenir.”

David McDowall:

Kürt tarihi üzerine kapsamlı çalışmaları ile tanınan David McDowall, kendisinden beklenmeyecek şekilde ve satır aralarına sıkıştırılmış olsa da Kürtleşen Türkmenler meselesine değinmiştir: “Daha ileriki aşamada kimi Arap ve Türkmen aşiretlerinin kültürel olarak Kürtleştiği kuşkusuzdur. Kürt ve Türkmen aşiretler birlikte varlık sürdürmüşler ve hatta Türk reislerin çoğunlukla Kürt taraftarlarını cezp ettiği ya da Kürt reislerin Türk takipçileri etkilediği birlikler içinde erimişlerdir. Osmanlıların yükselişinden önce iki Türkmen hanedanının genel olarak Türkmen ve Kürt kökenlerinin karışımından oluştuğu düşünülmektedir.

Türkçe ya da Arapça konuşulan bölgelere göçenler, Kürt kimliğini kaybetti.

Sonuç olarak, Kürtlerin fizyonomisini (kafa yapısı, göz ve saç rengi, vücut yapısı vb.) araştıranlar, onların en önemli özelliklerinin kendilerine komşu Kürt olmayan halklarla benzerlikleri olduğu sonucuna ulaştılar.”

Yaşar Kemal:

Ünlü yazar Yaşar Kemal’in 1996 yılında Yeni Yüzyıl gazetesinde yayımlanan bir mülakatından yapacağımız alıntılar, Kürtleşen Türkmenler konusunda önemli ipuçları vermektedir: “Diyarbakır ovasını dolaşırken tuhaf bir olayla karşılaştım: Diyarbakır’ın Köprü köyünde bir öğretmenle tanıştım. Öğretmen 1920’lerde Balkanlar’dan göç etmiş, Köprü köyünü kurmuş, köyünün öğretmeniydi. Çok güzel Kürtçe konuşuyordu. “Kürt müsün?” diye sordum. “Yok, göçmenim.” dedi. Köye girdik, hep Kürtçe konuşuyorlardı. Türkçe biliyorlardı da yarım yamalak.”

Diyarbakır’a 30 Bin Çadır Avşar Sürgün Edildi:

1865 Kozanoğlu başkaldırısında, yenilgiden sonra Türkmenler, dediklerine göre binlerce çadır Diyarbakır’a sürülmüşlerdi. “Nerede bunlar?” diye öğretmene sordum. “Var, dedi, istersen gidelim, bunlar sekiz köy hiç Kürtçe bilmezler.” Öğretmenle birlikte Büyük Kadıköy’üne gittik. Gerçekten büyük bir köydü. Köylüler başımıza biriktiler. Bunlar Avşar Türkmenleriydi. Ağızları da tıpkı bizim Torosların Avşarlarının ağızlarıydı. Sekiz köydüler, Kürtçe bilip bilmediklerini sordum, bilmiyorlardı. Başkaldırıdan sonra binlerce Avşar sürülmüştü Diyarbakır’a.

Avşarlar Kürtçe Türkü Söylüyor:

“Bize Çukurova’da söylediklerine göre otuz bin çadır gönderilmişti buralara. Haydi, on bin çadır olsun, en aşağı yirmi köy eder, ötekiler nerede?” dedim. Bir yaşlı adam, “Onların hepsi Kürt oldu” dedi. “Siz niçin olmadınız?” diye sordum. “Bizler Alevîyiz” dedi yaşlı adam. “Ne var bunda?” dedim. “Şu var ki, dedi yaşlı adam, biz Sünnî Kürtlerden kız alıp vermeyiz. Öteki Kürt olan Avşarların hepsi Sünnîydi. Kürtlerden kız alıp verdiler, şimdi sorarsan hiçbirisi Avşar olduğunu söyleyemez, Türkçe de bilmezler. Bize söylediklerine göre Sünnî Avşarlar büyük çoğunlukmuş, belki bizim on mislimiz kadar.” dedi.

Ve sekiz Avşar köyünü öğretmenle dolaştık. Birkaç Avşar ağıdı derledim oralardan. Tıpkı Toros Avşarlarının ağıtlarıydı. Kürtleşmiş Avşarlardan da Kürtçe türküler derledim.”

Türkmenler neden Zazaca ve Kürtçe öğreniyorlar?

Türkmen aşiretlerinin neden Kürtleştiği hususunda farklı yorumlar yapılmıştır. Ancak hangi açıdan bakılırsa bakılsın, Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki mücadele Kürtleşme hadisesi için bir milat sayılmıştır.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yoğun olarak yaşayan Türkmen aşiretlerinin Kürtçe ve Zazaca öğrenmesi hâdisesi, Yavuz Sultan Selim döneminde ve daha sonraki dönemlerde Kürt beylerine tanınan geniş imtiyâzlara dayanmaktadır.

Birçok kişi tarafından eleştirilse de, o dönem için ve Osmanlı açısından bakıldığında bu yöntem, pratik bir yöntemdi.

Bu yöntemi sâdece Osmanlılar değil, Safevîler de kullandılar. Anadolu’da zamanla Kürtçe öğrenen bu Şiî aşiretlerinden bir kısmını Sünnî Özbek saldırılarına bir tampon oluşturması için İran Horasanı’na naklettiler. “Horasan Kürtleri”nin asıl hikâyesi de budur.

Özetle; Şafiler, Anadolu ile İran arasına; Şiîler ise Özbekler ile İran arasına tampon olarak yerleştirilmiştir.

Kürtleşen Türkmenler konusunu bilim dünyasına ilk duyuran Ziya Gökalp, Kürtleşme nedenleri hakkında ciddî ipuçları verir.

Kürtleşme sebeplerini bir bütün hâlinde vermese de bunu çalışmalarına serpiştirilmiş şekilde tespit etmek mümkündür.

Ziya Gökalp’a göre Kürtleşme sebeplerinden bazıları şunlardır:

1.)Yavuz Sultan Selim’in bölgedeki yönetimleri Kürt beylerine bırakıp, Türkmen beylerini bunların hâkimiyetine koyması.

2.)Kürtçe’nin, Türkçe’den daha çok feodalizm dili olmaya yatkın olması.

3.)Türkmen aşiretlerinin büyük Kürt birliklerine girmeye mecbur olması.

4.)Mezhep birliği veya ayrılığı.

5.)Kültürel yakınlık.

6.)Türklüğün şehirlere, Kürtlüğün kır yaşantısına yatkın olması.

7.)Türklerin eskiden beri hürriyete ve eşitliğe âşık bir millet olması ve ağalık feodal sistemine yabancılığı.

Kuşkusuz Gökalp’tan beri Kürtleşme nedenleri hakkında birçok şey söylenmiş ve bunlardan bazıları terkedilmiştir.

Ancak yine de Gökalp’ın saymış olduğu etkenlerden bazıları, hâlâ Kürtleşme hâdisesinin omurgasını teşkîl etmektedir.

Konuyla ilgili ciddî çalışmaları olan değerli bilim insanı Mehmet Eröz Türkmen aşiretlerinin Kürtleşmesini “kat’i şekilde îzâh etmek mümkün” görmemekle birlikte genel olarak;

1.)Osmanlı İmparatorluğu’nun Alevî Türkmenlere tatbik ettiği sert ve haşîn politika.

2.)Âsâyişsizlik.

3.)Aşiretlerin bölünmesi.

4.)İktisadî zarûretler.

5.)Türklerin Kürt dilini çabuk öğrenmesi gibi sebeplere bağlamıştır.

Yukarıdaki tespitlere ek olarak aşağıdaki tespitleri de eklemek gerekir:

1.)Osmanlı döneminde Türkmenliğin küçümsenip, Kürtlüğün popüler hâle getirilmesi.

2.)Türkmen aşiretlerin baskı altına alınması ve Kürt beylerine itâate zorlanması.

3.)Bölgede Türkmen aşiretlerinin Kürtlerin yaşadıkları yerlere doğru göçe zorlanması.

4.)Kürtçe’nin karma dil oluşu ve doğası gereği kolay öğrenilmesi (Arapça, Farsça ve Türkçe’nin kolay kalıplarından oluşması).

5.)Kürtçe’nin kadim yazılı kültüre sahip olmaması; insanların günlük ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde Kürtçe’yi öğrenmesi.

6.)Türkmen aşiretlerin genelde okur-yazar olmaması (okur-yazar olmayan topluluklar daha kolay dil değiştirirler).

7.)Kürtçe’nin pazar dili hâline gelmesi.

8.)Alevîlik ve Hanefîlikten Şafiîliğe geçiş (mezheple birlikte dilin de değiştirilmesi).

9.)Zaza ve Kürtlerin sahip olduğu kültürel yapı ile Türk kültürünün büyük oranda benzerliği.

10.)Aşiretler arasındaki çapraz evliliklerin yaygınlığı.

Kürtleşen Türkmenler olgusu, Kürtlerin Türk soyundan geldiği tezinden daha başka bir olgudur.

Osmanlı Devleti ile Safevîler arasındaki mücadelenin en ateşli döneminden itibâren güçlenerek gelen bu süreç günümüzde Diyarbakır-Bismil’in Alevî Türkmen köylerinde devam etmektedir.

⚠️Günümüzde yaşadığımız etnik ırkçılık ve bölücülük davasının en önemli panzehirlerinden birini Kürtleşen Türkmen Aşiretlerine millî benliklerini iade etmek oluşturacaktır.

Çünkü bu aşiretlerin sayısı oldukça fazladır. O kadar ki, Kürtleşen Türkmen Aşiretleri’nin bir listesini hazırlayıp, dökümünü çıkarmak dahi orta boy bir kitap hazırlanmasını zorunlu kılacaktır.

(Aykut Veli Yıldız)

️Açıklama:

Çizelgelerde Kürtleşen Türkmen Aşiretleri’nin adı, yaşadıkları il-ilçe ve hangi Türk boyuna mensup oldukları belirtilmiştir.

https://www.yeniufukdergisi.com/.../yeni-ufuk.../ocak-2025/

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez! - 03 Mayıs 2026
  • Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak - 02 Mayıs 2026
  • Kahramanmaraş katliamcısı toksik internet alt kültürünün kurbanı mı? - 21 Nisan 2026
  • Türklerin sınırları ve 2700 yılın intikamı - 26 Şubat 2026
  • Kafe, lokanta, hastane, mağaza... Türkiye'de tabela göçmenliği - 21 Şubat 2026
  • İhanetten geriye kalan - 19 Şubat 2026
  • Erol Çatma'nın eski TKP'ye ilişkin bir değerlendirmesi - 17 Şubat 2026
  • Bir kavramsal istila ve anayasal sabotaj: 'Eşit yurttaşlık' maskesiyle milli devletin tasfiyesi - 01 Şubat 2026
  • PKK'nın Siyasetteki Kolu DEM, Kandil'den Yönetiliyor - Nusaybin'deki Oyun Alçaklıktır - 31 Ocak 2026
  • Türkçeyi küçümseyen akademi... 307 ismi görmezden geliyor - 17 Ocak 2026
  • PKK'yı Terör Örgütü Saymamak Tatsız Bir Şaka Mı? - 15 Aralık 2025
  • İmralı Görüşmesinin Düşündürdükleri - 30 Kasım 2025
  • PKK'nın Yeni Propaganda Atağı : Çekiliyoruz - 02 Kasım 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 12 Ekim 2025
  • 1978 Kahramanmaraş Faciasının Mağdur ve Mazlumlarından Ökkeş Şendiller Hakk'a. Yürüdü - 01 Ekim 2025
  • "Paniklemiş tavuk gibi koşuşturuyorlar" - 23 Eylül 2025
  • 43 Yıl Sonra 12 Eylül Darbesi - MHP Ve Ülkücü Kuruluşlar Davası - 12 Eylül 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 08 Eylül 2025
  • Etnikçi Fitne Bitmedi. Bölgede Yaygınlaşıyor - 28 Ağustos 2025
  • Eski hastalık, yeni biçimler: Türkiye'de yolsuzluk anatomisi - 22 Ağustos 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 12
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Eğitimle Ulus Devlet Bilincini Geliştirmek
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
İmam Hutbe Okuyor, Cemaat Telefonla Oynuyor…
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Edirne ve Uzunköprü'de Fetih Coşkusu
Yönetenlerin Yanlışlarını Göremeyen Öğrencime Son Mektubum
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Yönetenlerin Yanlışlarını Göremeyen Öğrencime Son Mektubum
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Müdür ve Yardımcıları Akademiye
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
Sendikalar Sendika Patronluğundan Kurtulmalı, Rota Yeniden Çizilmeli
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Sendikalar Sendika Patronluğundan Kurtulmalı, Rota Yeniden Çizilmeli
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yeryüzünde Gezin Dolaşın!..
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Mürailer Arasında Hakikatin Vakur Adımları
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Oku-yorum...
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Orhan KILIÇOĞLU
Kimsenin Vatan, Namus Emniyeti Kalmadı!
Coğrafya Kader midir?
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Coğrafya Kader midir?
Bayram Vesilesiyle
Ali Kemal Gül
Bayram Vesilesiyle
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Şerife Güven
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Huzura Hasret Bayramlar
Köksal Cengiz
Huzura Hasret Bayramlar
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Şevket Sezer
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Çok Okunan Haberler
Bilgi Üniversitesi kararı geri çekildi
Bilgi Üniversitesi kararı geri çekildi
İstanbul Üniversitesi'ne kadro ihdasına AYM'den iptal
İstanbul Üniversitesi'ne kadro ihdasına AYM'den iptal
Rüşvet alıp ağaçların katledilmesine göz yumdular
Rüşvet alıp ağaçların katledilmesine göz yumdular
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo