Hem de öyle bir musibettir ki;
23 yıldır icraatları ve çıkardıkları yasalarla Türk milletinden, Türk'ün milli kahramanlarından, Türk'ün tarihinden intikam almakla kalmayıp, Türk'ü, topraksız, susuz, ormansız ve dahası yurtsuz bırakabilmek için her yola baş vurmaktalar.
Türk'ün istiklâli ve istikbâline kast eden bu zihniyet, sadece Türk milletiyle değil, yaptıkları zulümlerle Allah ile de savaş halindeler.
Türk milletine karşı olan bu kin ve intikam duyguları nereden geliyor, kaynağı nedir, ne bitmez tükenmez bir kindir böyle?
Bu musibetten kurtulmak istiyorsak, önce bu musibeti başımıza saran azgın nefislerimizle kavga etmeliyiz!
Can Allah'ın
Mülk Allah'ın,
Nimetlerin tamamı Allah'ın.
Bütün bunların karşılığı olarak biz insanlara düşen görev;
Allah’a itaat ve ibâdet etmek,
Emir ve yasaklarına boyun eğmektir.
Bunun aksi isyandır, isyan ise inkârdır.
Sorduğunuz da herkes inandığını söyler.
Cenab-ı Allah’a inanmanın manası, Allah’a itaat etmek, emir ve yasaklarına boyun eğmektir.
İnsanlık tarihine baktığımızda;
Allah’a itaat edenler hep mutlu olmuş ve huzur içinde yaşayarak bu dünyadan göçmüşlerdir.
Allah’a isyan edenler ise;
Mutsuz bir hayattan sonra helâk olmuşlardır.
Allah’a isyanın, Allah’ın mülkünde Allah'a muhalefetin cezası çok ağırdır.
Bu ceza;
Ahrette Cehennem azabıdır.
Bu dünyada ise, kıtlık- kuraklık- maişet darlığı- kavga- niza- huzursuzluk- salgın hastalık- zelzele- deprem- savaşlar- çeşitli belâlardır.
Azabın ve belâların daha önemlisi ise;
Bugünkü gibi nefislerinin uşağı olmuş, açgözlü, gaddar ve merhametsiz, zâlim ve kindar idâreciler tarafından idâre edilmektir.
Günümüz insanları aradıkları huzur ve saadeti bulamadıkları gibi, aksine çok çeşitli musibetlerle karşı karşıya olup hayatı kendi kendilerine cehennem kılmışlardır.
Aradığımız hürriyeti bir türlü bulamıyor ve büyük bir hüsran yaşıyoruz.
Gerçek hürriyetin Hakk'a esarette olduğunu bilmediğimizden, hürriyeti nefsimize esarette aramaktayız. Halbuki nefsi arzular insanı kendini hür sanan köleler durumuna düşürür.
İçkinin kölesi,
Mal- mülk sevdasının kölesi,
Şehevi ve şeytâni arzuların kölesi,
Çeşitli beşeri ideolojilerin kölesi olmak gibi daha bir çok kölelik çeşitlerini sayabiliriz.
İnsan, çözümlenmesi çok zor olan sorular yumağıdır.
Yaradılış gayesini ve hikmetlerini, asli görevlerini, yaşadığı bunca buhranların sebeplerini, kendi içinde yaşadığı fırtınaların nedenini çözmekten âciz insanları başımız idâreci seçip, sonra da onlardan milletin içine düştüğü buhran ve karşılaştığı problemlerine çözüm üretmelerini bekliyoruz!
Kendinle kavgalı,
kendi problemlerini çözmekten âciz,
Allah'ın mülkünde Allah'a isyan halinde,
Haram, helâl, adâlet, sadakat nedir bilmeyen,
Hakk'a ve hakikatlere sırtını dönmüş bugünkü mevcut siyâsi lider ve onların parmakçılarından çare beklemek beyhudedir.
Buna en güzel örnek;
23 yıldır başımıza çöreklenip Türk milletine hayatı cehennem eden AKP ve SARAYDIR!
23 yıldır yaptıkları her icraatlarıyle, yaptıkları yasalarla Türk milletinden, Türk'ün milli kahramanlarından, Türk tarihinden intikam almaktadırlar ki bu intikam duyguları nereden geliyor ve kaynağı nedir? Ne bitmez tükenmez kindir böyle?
AKP ve SARAYDIR derken, diğerleri sütten çıkmış ak kaşık değillerdir. Bunları düzeltmek için önce bizlerin düzelmemiz gerek.
Düzelmek;
Allah'ın emir ve buyruklarına ram olarak, O'nun çizdiği yol olan sırat-ı müstakim üzere yaşamaktır.
Şayet bir toplumun sokaklarında kadınlar kızlar çıplaklığın da çok ötesinde şortla gezinip, göbeklerini açarak teşhirci olup utanmadan dolaşabiliyorlar, Hacı anneleri, baba ve anneleri bu edepsizliğe sesini çıkartmıyor, okunan Cuma hutbelerinde kahramanlarımıza rahmet yerine lânet okunuyor cemaat susuyorsa böylesi toplumlar AKP ve Saraya lâyıktırlar.









