Avrupa ülkelerinde yaşayan halklar 18. yüzyıldan itibaren tarihi ulusal bir kültür oluşturmak amacıyla bir araç olarak görerek, geçmişlerini ve bağlarını araştırmaya başlamışlardır. Tarihçiler kültürel geleneklerin dil, folklor ve etnik köken gibi önemli öğelerinden geniş kapsamlı bir şekilde faydalandılar. Böylece 1800'lü yıllarda Avrupa'da Pancermenizm, Panslavizm ve Panturanizm olmak üzere üç tür milliyetçilik akımı ortaya çıkar.
Pancermenizm sayesinde bir çok Alman hanedan devletlerini ortadan kaldırarak, Karadeniz kıyılarına kadar uzanan Alman imparatorluğunu oluşturmayı hedefler. Ayrıca Rusya ve Fransa'ya karşı bir savunma harekatı oluşturarak, İngiltere ve sömürgelerine karşı saldırgan bir hareket oluşturmaktır. Almanların tarihi tezlerine göre Slavlar Hıristiyanlık dışı, Türkler Avrupa dışı olarak görünüyorlar. Avrupa'nın kendi ırklarına ait olduğunu savunuyorlardı.
Bağımsız tek Slav devleti olan Ruslar ise Panslavizm sayesinde Avusturya- Macaristan ve Osmanlı topraklarını işgal etmek üzere strateji geliştiriyorlardı. Ruslar ve Almanlar bu arzularını tarihi tezlere dayandırıyorlardı. Ancak Avrupa'da Turan asıllı Fin-Ogur boyları da yaşamaktaydı. Bu boylar; Bulgar, Litvan, Eston, Fin, Leton ve Macarlardan oluşmaktaydı.
Fin milliyetçisi olan Castren Turancılık ideolojisini savunmuş ve Ural-Altay dillerinin incelenmesine öncülük yapmıştır. Sonuçta Fincenin bu dil ailesinden olduğunu bulmuştur. Buradan hareketle Finlilerin Orta Asya'dan geldikleri, Macarlar, Türkler ve Moğollar gibi guruplar içerisinde geniş bir toplum parçası oldukları sonucuna varır. Diğer yapılan bir çok araştırma sonucunda da bu kanıya varılması sonucu Finliler tarafından Turanilik büyük kabul görmüştür. Değişik ülkelerin bir çok bilim adamı tarafından da desteklenen bu tezler, Cermen ve Slav asıllılar arasında eriyip yok olacağı düşünülen Turan asıllı Macarlar arasında da milliyetçiliğin filizlenmesine neden olmuştur.
Turan sözcüğünün kökeni İran efsanesi Avesta'da bulunmaktadır. Firdevsi'nin Şehnamesinde Turan hükümdarı Alp Er Tunga ile yapılan İran savaşlarında anlatılır. Divanü Lügat it-Türk'de Alp Er Tunga'nın ölümü üzerine söylenen bir sagu yer almaktadır. İbn-i Rüşt ve gardizi üzerinden günümüze gelebilen, asıl kayıp olan Buharalı Ceyhani'nin gözlemlerinde Macarlar Türklerin bir kolu olarak gösterilmektedir.
Macarlar ve Finlilerin Türklerle ırki bir bağı vardır. Bu kavimlerin dezavantajları bu dilleri konuşamamaları sonucu birbirlerini anlayamamalarıdır. Yapılması gereken ise ortak bir dil geliştirme zorunluluğudur. Turancılık akımı Finlandiya ve Macarlar üzerinden Avrupa'nın diğer ülkelerinde yaşayan Polonya, Slovenya ve Litvanya gibi ülkelerde Turancılık akımının gelişmesine neden olmuştur. Fethiye'de yapılan Türk kurultayında Finlandiyalı bir Türkolog Profesör belgelerle Finlerin Türk olduğunu ortaya koymuştur.











