Eşsiz Lider ve O’nun güçlü kadrosunun önderliğinde, inanç ve direnişle kazanılan kutlu zaferin, 30 Ağustos Bayramı’mızın 104. yılını sonsuz yıllara taşımaya and içerek kutluyoruz. Türk’ün son devletinin kurulmasını sağlayan Bağımsızlık Savaşımız, İslam âleminin örnek alabileceği ve mazlum milletlere bağımsızlık yolunda rehberlik etmiş tarihi bir zaferdir.
Türk tarihinin zaferler ayı olarak bilinen Ağustos ayında irili ufaklı 62 zafer kazandığımız tarihe not düşülmüştür. Bu zaferlerin en kesin sonuçlusu olan 30 Ağustos Büyük Türk Zaferi, aynı zamanda bütün Batılı ülkelerin de yenilgisi mahiyetindeydi. Avrupalı emperyalist güçlerin Sevr’i zorla kabul ettirmek amacıyla kurguladığı Anadolu seferi ve onların oyuncağı olarak başlayan Yunan macerası, tarihin kırılma noktası olmuş; sömürgeler devrinin sonunu ilan etmiştir.
26 Ağustos 1071’de Anadolu’nun kapılarını İslam’a açan Malazgirt Zaferi, 30 Ağustos 1922’deki Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile bu toprakları emperyalist odaklara tamamen kapatmıştır. Batılı ülkelerin demir pençeleri altında inleyen esir milletlerin uyanışı ve milli devletlerini kurma mücadelesi Anadolu’daki bu direnişle başlamıştır.
İnançla İlmik İlmik Dokunan Destan
Zaferlerimizi destanlaştıran dizelerde ifade edildiği gibi:
“Bir avuçtan fazla insan değildik,
Bize dünya düşman oldu, yenildik,
Bilirlerdi şan vermiştir eski Türk,
Sandılar ki can vermiştir eski Türk…”
Bizzat Gazi Mareşal Mustafa Kemal Paşa tarafından yönetilen çarpışmalarda düşmanın ana kuvvetleri imha edilmiş, kalanlar esir alınmıştır. Geri çekilirken sivil halkı, kadın ve çocukları camilere doldurup yakacak kadar canileşen Yunan ordusunun esir generalleri General Trikoopis ve komutanlarını karşılayan Kurmay Başkanı General Asım Gündüz’ün “Sizleri medeni bir ordunun mensupları olarak mı, yoksa bir eşkıya sürüsünün temsilcileri olarak mı karşılayacağımdan mütereddidim” sözü tarihe bir tokat gibi kazınmıştır.
Esir generaller araç isterken verilen cevap ise Türk ordusunun önceliğini ortaya koyuyordu: “Şu anda askerleriniz Türk şehirlerini ateşe vermekle meşguldür. Bütün araçlarımız bu cinayetlere engel olmak için seferber edilmiştir. Siz de bizim gibi yaya gitmek zorundasınız.” Buna rağmen Türk asaletine yakışır şekilde Anadolu’da muhafaza edilen bu generaller, ülkelerine döndüklerinde “başarısızlıkları” sebebiyle kurşuna dizilmişlerdir.
Viyana’dan başlayan çekilme, Sakarya’da ve ardından Başkomutanlık’ta durdurulmuş; yeryüzündeki "Son Türk Devleti’nin Kalesi" kurulmuştur.
Tarihten Geleceğe Yüksek Şuur
Bugün bize düşen, zaferlerle övünmekten ziyade bu zaferlerin arkasındaki yüksek ruhu kavramaktır. İslam coğrafyasında ve ülkemizde maruz kaldığımız PKK zulmü, FETÖ kalkışması ve cumhuriyetimize yönelik saldırılar, bu ruha olan ihtiyacımızı net bir şekilde gösteriyor.
104 yıl önce Türk milletini devletsiz bırakmak isteyen anlayış, bugün de çeşitli küresel projelerle Türkiye’yi bölmek istemektedir. Kendine yabancılaşmamış, milli değerlerini içselleştirmiş evlatlarımızla vatanımıza sahip çıktığımız sürece başaramayacaklardır. Milli güçlü kalmanın reçetesi, bir bilgenin ifadesiyle "Birleyerek Oluşalım" anlayışında billurlaşan Türk Ulusal Kimliği’dir.
Çünkü asıl zafer insanın gönlünü kazanmak, bir kalbi hakikate açmaktır. Bedir’de, Malazgirt’te, Mekke’nin Fethinde, Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda var olan ruh aynı ruhtur. İstiklal Şairimizin dediği gibi:
“Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var...”
Ebedi Minnet
Gazi Paşamız Atatürk’ün belirttiği üzere: “Artık millet, iki şey için silaha sarılacaktır: Milli sınırlarımız içinde yaşamını, bağımsızlığını ve egemenliğini korumak için!”
Diğer ülkelerin durumu karşısında bugün pırıl pırıl bir Türkiye varsa, bu Atatürk ve arkadaşlarının eseridir. "Diyalog" ve "hoşgörü" gibi kavramların arkasına sığınan yapıların toplumumuzu sürüklediği felaketlerden ders çıkararak, çocuklarımızı Türk kültür DNA’sı ile donanımlı yetiştirmek zorundayız.
Başta Ebedi Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları bize vatan kılan tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle anıyorum.
Emanetiniz ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun.










