Buna destek veren partiler ve altında imzası olan siyasetçiler bu sorumluluk ve vebalden kaçamazlar. Bu sürecin Kürt vatandaşlarımızla hiçbir ilgisinin olmadığını defalarca dile getirdik. Asıl amaç Türkiye'yi bölmek ve Büyük İsrail'i kurmak.
Barış süreci diyerek uzun süredir milleti oyaladınız; "suça karışan, karışmayan terörist" ayrımları yapılacak gibi söylemler ile kafaları karıştırdınız. Gelinen noktada yönetim kadrosu "şimdilik" hariç tutularak tüm teröristleri affediyorsunuz ve aramıza salıyorsunuz. Bu teröristlerin siyasete girmeyecekleri gibi söylemlerle milleti yine kandırıyorsunuz.
Siyaset yapmayacaklar, artık terör suçu işlemeyecekler; peki ne yapacaklar? Terörü şehre indirip çeteleşecekler, kendi siyasi çizgilerini sonuna kadar her türlü kanunsuzlukla destekleyecekler. Genel af ile çıkan adi suçluların bile çoğu tekrar suç işleyerek hapishanelere dönerken terör suçlularının masum birer melek olacağını mı bekliyorsunuz?
Barış süreci önceki süreçler gibi ellerinde patlamasın diye işlenen suçlar büyük ihtimal örtbas edilecek. Biz bunun benzerini sığınmacılarla ilgili suçlamalarda da gördük: Suç işleyip buharlaşanlar veya suçu görmezden gelinip sümen altı edilenler... Yeter ki iktidarın icraatı başarısız oldu denilmesin.
Kürtçe konuşamıyoruz diyenlere her zaman destek olup ana dilde konuşma hakları olduğunu savunduk. Ancak, iyi niyetle söyleyenleri tenzih ediyoruz. Bir kısım zevat bu mağduriyeti kullanarak, bölünmenin altyapısını oluşturmak için Kürtçe 2. resmi dil olsun diyor. Biraz konuştuğunuzda o bölge halkına özerklik istiyor, federasyon olsun diyor; yine burada da mağduriyet edebiyatı üzerinden yol alıyor. Sanki doğusuyla batısıyla, güneyiyle kuzeyiyle bir ülke değilmişiz gibi "Bölgenin zenginlikleri bölge halkının olsun" diyor. Bir iki cümle sonrasında "Ne var, Kürtler de kendi devletini kuramaz mı?" diyor.
Cevap net: Türkiye Cumhuriyeti Devletini bölerek kuramazsınız!
BOP'a ulaşmak için tüm ülke Türküyle, Kürdüyle kandırılıyor. Önümüzdeki süreçte Anayasa değişikliği de gündeme gelecek ve AKP'nin iktidara geldiğinde kabul ettiği BM İkiz Yasaları da anayasal zemine oturtulacak. Anayasa değişikliği sürecinde de yine "barış", "özgürlük", "demokrasi", "kardeşlik", "halklar", "eşitlik" gibi sayılı kelimelerin etrafında dönen yeni bir süreç başlayacak.
Bu vesileyle açıkça ilan ediyoruz: Çerçeve Yasa’ya da, bu yıkım sürecine de HAYIR! Buna destek veren hiçbir parti, altına imza atan hiçbir siyasetçi yarın tarih önünde bu vebalden ve sorumluluktan kaçamayacaktır. Türk milleti bu oyunu bozacak güçtedir.











