Giresun kamuoyunda tartışılan Fiskobirlik Entegre önündeki 7,4 dönümlük arazi meselesi, basit bir imar değişikliği ya da mülkiyet devri değildir.
Konu; kamu yararı, şehircilik ilkeleri, üniversitelerin gelişim hakkı ve idarenin takdir yetkisinin sınırları ile doğrudan ilgilidir.
Öncelikle altı çizilmesi gereken husus şudur:
Söz konusu arazi, geçmişte Giresun Üniversitesi gelişim sahası içerisinde yer almakta iken, Fiskobirlik’in müracaatı üzerine mahkeme kararıyla bu kapsamdan çıkarılmıştır.
Bu karar hukuken bağlayıcı olsa da, idarelerin şehircilik ve planlama süreçlerinde kamu yararını yeniden değerlendirme yetkisini ortadan kaldırmaz.
Nitekim 3194 sayılı İmar Kanunu, planlamanın temel amacını açıkça ortaya koyar:
Sağlıklı, dengeli ve yaşanabilir kentler oluşturmak.
Bir üniversitenin denizle ve şehirle bağlantısını sağlayacak, gelişimini doğrudan etkileyecek bir alanın; konut ya da ticari rant alanına dönüştürülmesi, bu temel ilkeyle bağdaşmamaktadır.
Giresun Üniversitesi yönetimi, söz konusu alanın üniversiteye kazandırılması amacıyla iyi niyetli ve kamusal çözümler üretmiştir.
Arazi ve bina takası önerilmiş, müzakere yolu denenmiştir. Ancak bu teklif Fiskobirlik yönetimi tarafından uygun görülmemiş, arazi üçüncü kişilere satılmıştır.
Kamuoyunda dile getirilen; arsanın 7,5 milyon dolar bedelle, hisselere bölünerek el değiştirdiği ve değiştirmeye devam ettiği yönündeki iddialar doğruysa, burada şu soruların sorulması kaçınılmazdır:
Bu satış, kentin uzun vadeli kamu yararı gözetilerek mi yapılmıştır?
Üniversitenin gelişimini sınırlayacak bir tasarruf, şehircilik ilkeleriyle uyumlu mudur?
İdarelerin “takdir yetkisi”, kamu yararını ortadan kaldıracak şekilde kullanılabilir mi?
Danıştay’ın yerleşik içtihatları açıktır:
İmar planları kişisel ya da sınıfsal çıkarlar için değil, üstün kamu yararı için yapılır.
Satışın ardından Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yılmaz Can, hukuken de son derece yerinde bir uyarıda bulunmuştur:
“Burası üniversitenin sahile açılan kapısıdır. Satılırsa üniversite içeriye hapsolur.”
Bu açıklama, kişisel bir görüş değil; kurumsal ve şehircilik temelli bir tespittir.
Üniversite yönetimi, yalnızca sözle değil, somut idari girişimlerle de kamu yararını koruma iradesi ortaya koymuştur.
Bu kapsamda, Giresun Üniversitesi mevcut alanın ve Entegre çevresinin yeniden “üniversite gelişim alanı” olarak ilan edilmesi ve imar planının bu yönde revize edilmesi talebiyle belediyeye resmi başvuruda bulunmuştur.
Ancak söz konusu talep, belediye meclisinde reddedilmiştir.
Bunun üzerine Giresun Üniversitesi Rektörlüğü, belediye meclisinin bu kararını hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yargıya taşımıştır.
Bu gelişme, meselenin yalnızca siyasi ya da idari bir tercih olmadığını; hukuki denetime açık, ciddi bir kamu yararı uyuşmazlığı haline geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Daha da dikkat çekici olan; satılan 7,4 dönümlük alanı da kapsayan şehir revizyon imar planının, belediye meclisinde oy çokluğu ile kabul edilmesidir.
Bu plan, askı sürecinde yoğun itirazlara konu olacaktır.
Nitekim AK Parti İl Başkanı Mete Bahadır Yılmaz da, gerekli düzenlemeler yapılmadığı takdirde yargı yoluna başvurulacağını açıkça ifade etmiştir.
Bu noktada hatırlatmak gerekir.
İmar planları, askı sürecinde yapılacak itirazlar ve sonrasında açılacak davalarla iptal edilebilir.
Yargı, planların kamu yararına aykırı olduğu kanaatine varırsa, idarenin takdir yetkisini sınırsız kabul etmez.
Bir diğer önemli çağrı da, arsayı satın alan kişi ya da gruplaradır.
Hukuken mülkiyet hakkı tartışmasızdır.
Ancak mülkiyet hakkı, toplumsal sorumluluktan bağımsız değildir.
Bu alanın Giresun Üniversitesi’ne bağışlanması ya da üniversiteye tahsis edilmesi, hukuki olduğu kadar etik ve vicdani bir tutum olacaktır.
Sonuç olarak;
Bu mesele bir kişi, bir kurum ya da bir dönem meselesi değildir.
Bu mesele, Giresun Üniversitesi’nin gelecek 50 yılıdır.
Bugün atılacak yanlış bir planlama adımı, yarın telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir.
İdareleri, karar vericileri ve ilgili tüm tarafları; kamu yararı ekseninde, hukuka ve şehircilik ilkelerine uygun şekilde bu kararı yeniden değerlendirmeye davet ediyorum.
Giresun Üniversitesi’ne sahip çıkmak; hukuka, Giresun’a ve geleceğe sahip çıkmaktır.











