Ramazan ayıyla birlikte son günlerde dillerden düşmeyen bir ilahi var:
“Kâbe’de hacılar hu der Allah…”
Samsunlu yerel sanatçı Celal Karatüre’nin seslendirdiği bu ilahi kısa sürede büyük bir yaygınlık kazandı.
Sosyal medyadan çarşılara, dükkân önlerinden farklı şehirlerin meydanlarına kadar her yerde duyulur oldu.
7’den 70’e birçok kişi bu ilahiyi mırıldanıyor.
Şüphesiz İslam geleneğinde Allah’ın isminin anılması büyük bir değerdir.
Allah’ın adı ne kadar çok anılırsa, insanın kalbi de o kadar uyanır.
Bu açıdan bakıldığında bir ilahinin yayılması ve insanlara Allah’ı hatırlatması elbette güzel bir vesiledir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken ince bir çizgi vardır.
Ne yazık ki kısa sürede bu ilahinin farklı versiyonları sosyal medyada ortaya çıktı.
Pop ritimleri, elektronik müzik altyapıları eklendi; dans ederek, eğlence videosu şeklinde paylaşımlar yapılmaya başlandı.
Hatta bazı kullanıcılar def veya ritim aletleri eşliğinde ilahiyi taklit ederek eğlence içeriklerine dönüştürdü.
Bu ilahinin bu şekilde basitleştirilmesi, popüler eğlence kültürünün parçası haline getirilmesi İslami ölçüler açısından doğru bir yaklaşım değildir.
Tasavvuf geleneğinin derinliğini taşıyan ilahiler, eğlence malzemesi yapılacak eserler değildir.
Bir başka dikkat çekici durum ise bazı imam ve müezzinlerin de bu akıma kapılmasıdır.
Sosyal medyada paylaşılan bazı görüntülerde imam ve müezzinlerin ellerine def alarak ilahiyi söyleyip iş yerlerine girdikleri, bu görüntüleri de sosyal medya hesaplarından paylaştıkları görülüyor.
Elbette kimsenin Allah’ı anmasına bir sözümüz yok.
Ancak imamlık ve müezzinlik makamı toplumda her zaman ayrı bir saygı ve ağırlık taşımıştır.
Bu meslekler sadece bir görev değil aynı zamanda temsil makamıdır.
Bu nedenle din görevlilerinin sosyal medyanın geçici akımlarına kapılarak ilahileri eğlence içeriklerine dönüştüren görüntüler içinde yer almaları toplumda rahatsızlık oluşturmakta; “gösteriş mi yapılıyor, iş yeri reklam mı yapılıyor? Bu iş bu kadar ayağa düşmemeli...” gibi yorumlara da neden olmaktadır.
Din görevlilerinin hem ilahilerin manevi ağırlığını hem de kendi mesleklerinin saygınlığını korumaları gerekir.
İlahiler kalbi Allah’a yaklaştıran eserlerdir.
Onları basit sosyal medya akımlarına dönüştürmek kimseye bir şey kazandırmaz.
Ve Son söz..
Hükümetin; kutsal ilahilerin eğlence malzemesine dönüştürülmesi karşısında duyarsız kalmayarak gerekli hassasiyeti göstermesi,
Diyanet İşleri Başkanlığı ve müftülüklerin de; imam ve müezzinlerin sosyal medya akımlarına kapılarak bu tür görüntüler içinde yer almamaları konusunda açık ve net bir duruş ortaya koymaları artık kaçınılmaz hale gelmiştir.











