Ramazan ayının gelmesiyle bir İslam Ülkesi olan Türkiye'mizde İslam'ın değerlerini kullanarak çıkar sağlamak isteyen bazı kişiler, bu manevi ikilimden maddi çıkar sağlamak isteyen insanlar, çeşitli istismar yollarını denemeye başladılar. Bu sebeple Türkiye'mizin kasaba ve şehirlerinde bulunan camileri kendilerine mesken tutarak namaz kılan cemaatten namaz çıkışında ezberledikleri dualar eşliğinde para istemektedirler.
Geçtiğimiz Cuma günü, benim de şahit olduğum sayın Valimiz Mustafa Koç’un da Cuma namazını kıldığı Giresun Seyyit Vakkas Camisi önünde dikkat çeken bir manzara vardı.
Namaz çıkışında 4–5 kadın dilenci, duygu sömürüsü ajitasyon yaparak vatandaşlardan para talep ediyor, kalabalığın duygularını istismar ediyordu.
Bu görüntüler sadece o güne ait değil. Anlaşılan o ki bu artık süreklilik kazanmış bir düzen.
İddialara göre bu kişiler komşu il Ordu’dan minibüsle gelerek şehrin en işlek noktalarına dağılıyor.
Gün boyu meydanlarda, cadde kenarlarında, cami önlerinde, fırın ve market girişlerinde dilencilik yapıyor; akşam olunca da geldikleri gibi toplu şekilde geri dönüyorlar.
Bu bir tesadüf mü?
Yoksa organize bir sistem mi?
Vatandaşların anlattıkları, meselenin basit bir “yardım talebi” olmadığını düşündürüyor.
Mendil satıyormuş gibi başlayıp duygu sömürüsüyle devam eden dilencilik.
Ekmek ve gıda aldırıp sonrasında bunları sattıkları yönünde iddialar.
Buna şahit olanlar da var.
Halk arasında Ramazan ayında başka illerde de dilenciliğin arttığı yönünde konuşmalar var.
Haftanın belirli günlerinde yoğunlaşan faaliyetler. Aynı kişilerin her gün farklı noktalarda görülmesi.
Bunlar sıradan görüntüler değil.
Özellikle Ramazan ayında bu tablo daha da belirginleşiyor.
Çünkü Ramazan; merhametin, paylaşmanın, yardımlaşmanın en yoğun yaşandığı zamandır.
İnsanlar sevap kazanmak ister, kimseyi geri çevirmek istemez. İşte tam da bu yüzden, iyi niyet en kolay sömürülen duygudur.
Şehrin birçok noktasında aynı manzara tekrarlanıyor.
Meydanlar, parklar, işlek caddeler, alışveriş merkezi çevreleri, cami avluları.
Öğlen üzeri gelip akşam gidiyorlar. Dilenciliği adeta meslek haline getirmişler!
Belediye zabıtasının zaman zaman denetim yaptığı biliniyor. Ancak görünen o ki bu denetimler caydırıcı olmaktan uzak.
Eğer gerçekten organize bir şekilde şehir dışından gelinip dağılım yapılıyorsa, bu artık yalnızca zabıtanın değil, emniyet birimlerinin de konusudur.
Çünkü burada sadece dilencilik yok.
Burada toplumun merhameti hedef alınıp, iyi niyet istismar ediliyor.
Burada manevi duygular üzerinden kazanç sağlanıyor.
Ramazan ayı; sömürünün istismarın değil, yardımlaşma ve paylaşmanın ayıdır.
Bu mübarek günlerde vatandaşın vicdanı soyulmamalı. Gerçek ihtiyaç sahipleri ile bu işi meslek edinmiş kişiler birbirinden ayrılmalı.
Halkın dini ve insani duygularını istismar eden bu düzene artık ciddi ve kalıcı bir müdahale şart.
Zabıta, gerekirse emniyet koordineli ve kararlı bir denetim yapmalı.
Çünkü şehir, merhametin ticarete dönüştürüldüğü bir yer olmamalı.
Vatandaş bu dilenci şebekesinden kurtarılmalıdır.











