Ramazan’ın ilk gecesi bir dostum, teheccüd namazı kılarken davul sesi yüzünden neredeyse şaşıracağını söyledi.
“Namaz mı kılayım, davul-zurna sesi mi dinleyeyim?” diye dert yandı.
Açık söyleyeyim. Haklı.
Evet, Ramazan davulu eskiden gerçekten işe yarıyordu. Alarm yoktu, telefon yoktu. İnsanlar davul sesiyle uyanır, sahurunu yapardı.
Mahalle kültürüydü, dayanışmaydı, gelenekti Ve güzeldi.
Ama şimdi devir değişti.
Bugün herkesin cebinde telefon var. Hem de bir tane değil, çoğu evde kişi başına en az bir tane.
İsteyen alarmını kuruyor, sahura tıkır tıkır kalkıyor. Yani kimsenin davula mecbur olduğu bir dönem artık yok.
Üstelik artık eski mahalle davulculuğu da yok. Davulcu sokak sokak yürümüyor; arabanın bagajına binip, bagaj açık şekilde mahalle mahalle geziyor. Davul-zurna birlikte son ses çalıyor. Bu gelenek değil, resmen seyyar gürültü turu.
Bazı bölgelerde ise zurna yerine farklı çalgılar kullanılıyor. Gelenek yerini giderek kontrolsüz bir ses gösterisine bırakıyor.
Peki o zaman gece yarısı güm güm davul çalma, zurna ve başka aletler öttürmenin anlamı ne?
Hastası var, yaşlısı var, bebeği var, uyumakta zorlanan insan var, sabah işe gidecek olan var.
Geceyi zor eden, uykusuzlukla boğuşan insanlar var. Herkes sahura kalkacak diye bütün mahalle niye uykusundan ediliyor?
Üstelik herkes sahura kalkmıyor bile.
Bazıları sahura kalkmadan orucunu tutuyor ama davul sesiyle uyandırılıyor.
Burada rahatsızlık yok mu? Kul hakkı yok mu?
Ben kendi yaşadığımı söyleyeyim.
Sahur için telefon saat alarmını 04.35'e kurmuştum. Davul da genelde o saatten sonra çalardı. Fakat önceki gece 03:45'te çalmaya başladı.
Derinn uykumdan uyandım ve bir daha uyuyamadım. Sahura kadar da, sahurdan sonra da gözümü kapatamadım. Uyku düzenim alt üst oldu.
Şimdi soruyorum: Bu mu gelenek?
Bir de işin başka tarafı var.
İki yıl önce Ramazan boyunca bir gece bile davul sesiyle sahura kalkmadım.
Ama Ramazan’ın yirmisinden sonra kapı zili çaldı. Tanımadığım, Giresun'lu olmadığı belli iki kişi “davul çalm parası” istedi. Verdik mi? Verdik. Ama içimize sindi mi? Hayır.
Çünkü bu artık gelenek olmaktan çıkmış, resmen para toplama işine dönmüş.
Davul çalınsa da para, çalınmasa da para.
Kapılar çalınıyor, para isteniyor. Bu iş mahalle hizmetinden çok, adeta bir kazanç kapısı olmuş.
Kimse yanlış anlamasın. Gelenek düşmanı değiliz. Ama gelenek dediğin insanı rahatsız etmez.
İnsanların huzurunu kaçırıyorsa, uykusunu bölüyorsa, artık oturup düşünmek gerekir.
Birileri para kazanacak diye bütün mahalle gece yarısı ayakta mı kalacak?
Ramazan huzur ayıdır. Dinlenme ayıdır. İbadet ayıdır. Gürültü ayı değildir.
Bence artık yöneticiler bu işe el atmalı. Bir düzen, bir ölçü gelsin. İnsanların uykusu da huzuru da korunmalı.
Gelenek güzel şeydir.
Ama kimse kusura bakmasın.
Gece yarısı zorla uyandırılmak gelenek değil, rahatsızlıktır.











Hayırlı Ramazanlar