Bugün, ne mutlu ki 103 yıl önceden yakılan özgürlük ışığıyla, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde uyandık. Bugün, 103 yıl önce bir milletin kendi kaderine sahip çıkışını; Cumhuriyetimizin 103. yaşını kutluyoruz. Ve bugün bir kez daha hatırlıyoruz ki Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletine yalnızca bir vatan armağan etmedi. Yönetim şekli olarak cumhuriyeti ilan ederek; Türk milletine insanca yaşayabilmenin temel değerlerini; insan haklarını, özgürlüğü, medeniyeti ve eşitliği hediye etti.
Bir gelecek bıraktı: İnsanca yaşayabileceğimiz... Özgürce düşünebileceğimiz, konuşabileceğimiz, kendimizi ifade edebileceğimiz... Kanunlar önünde eşit olabileceğimiz bir düzen... “Ben de varım.” diyebileceğimiz bir hayat…
Cumhuriyet işte budur; insanı değerli görmek, kul olmaktan çıkarıp birey olmaya taşımaktır. Kendi aklıyla düşünebilen, kendi iradesiyle karar verebilen, hakkını bilen ve hakkını arayabilen bireyler yetiştirmektir. Cumhuriyet, seçmektir, seçilmektir, yönele katılım göstermek ve ülkesinin geleceğinde söz sahibi olabilmektir.
Ve Cumhuriyet, yalnızca erkeklerin değil, kadınların da bu ülkenin geleceğini şekillendirebilmesidir. Atatürk, kadınlara sadece hak vermedi; toplumun içinde eşit ve güçlü bir birey olarak var olmasının önünü açtı. Eğitimde, bilimde, sanatta, siyasette, çalışma hayatında erkeklerle omuz omuza yürüyebileceğini gösterdi. Çünkü biliyordu: Bir ülkenin yarısı geride bırakılırsa, o ülke asla tam anlamıyla ileri gidemez.
Cumhuriyet bize şunu da öğretti: Bir çocuğun kaderi doğduğu evin şartlarına mahkûm değildir. Bir çoban çocuğu okuyabilir, bir köy çocuğu öğretmen olabilir, bir öğretmen çocukların hayatına dokunabilir ve bir çocuk büyüyüp bu ülkenin en yüksek makamlarında görev alabilir. Çünkü Cumhuriyet, insana "Sen değerlisin, sen yapabilirsin, sen de bu ülkenin geleceğinde söz sahibisin." diyebilmektir.
İşte Cumhuriyet'in büyüklüğü buradadır. Cumhuriyet, imkânsızlığı başarmaktır. Umutsuzluğu yenmektir. Küllerinden yeniden doğmaktır. Bir milletin “Bitti.” denilen yerde yeniden ayağa kalkmasıdır. Zaferdir, çağdaşlıktır, eşitliktir, özgürlüktür, adalettir, liyakattir.
Geleceğe Bırakılan En Büyük Emanet
Ancak bilinmelidir ki Cumhuriyet sadece geçmişten bize kalan bir miras değil, aynı zamanda çocuklarımıza bırakacağımız en değerli emanettir. Bu nedenle onu korumak yalnızca bir görev değil, hayati bir sorumluluktur. Çünkü Cumhuriyet kendiliğinden yaşamaz; onu bilen, anlayan, seven ve sahip çıkan insanların omuzlarında yükselir.
Biz öğretmenlere de burada büyük bir görev düşüyor. Çünkü Cumhuriyet'in geleceği sadece Meclis'te değil, sınıflarda da şekillenir. Çocuklarımıza yalnızca matematik, Türkçe, fen öğretmiyoruz; onlara haklarını bilmeyi, sorumluluk almayı, üretmeyi, adaleti, özgürlüğü ve en önemlisi insana değer vermeyi öğretiyoruz. Çünkü Cumhuriyet'i yaşatmanın en güçlü yolu, Cumhuriyet'in değerlerini bilen nesiller yetiştirmektir.
Bugün burada bir kez daha söylüyorum: Biz Cumhuriyet'e sahip çıkacağız. Çocuklarımızın özgür geleceğine, eşitliğe, hukuka, demokrasiye ve insan onuruna sahip çıkacağız.
Çünkü biliyoruz ki;
Cumhuriyet varsa umut vardır.
Cumhuriyet varsa özgürlük vardır.
Cumhuriyet varsa çocukların hayalleri vardır.
Cumhuriyet varsa kadınların güçlü sesi vardır.
Cumhuriyet varsa yarınlara güvenle bakmak vardır.
Herkes bir gün bu Cumhuriyet'in yarınlarına emanet bırakacaktır. Bizim görevimiz, bizden öncekilerin bize bıraktığı Cumhuriyet'i daha güçlü, daha adil, daha özgür bir şekilde çocuklarımıza teslim etmektir.
Başta Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Onların bize bıraktığı bu büyük emanete sahip çıkacağımıza söz veriyorum.
Ve bugün, 103 yıl sonra, aynı inançla haykırıyorum:
Yaşasın Cumhuriyet!
Yaşasın özgürlük!
Yaşasın eşitlik!
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!
Cumhuriyetimizin 103. yaşı kutlu olsun. Atatürk'ün açtığı yolda, Cumhuriyet'in ışığında, umutla ve inançla nice yıllara…











