• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
02:00
Biga Belediyesi'nde Fon Mesaisi: Mali Hizmetler Müdürü Görevden Uzaklaştırıldı
01:53
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'den Eğitime Dair Kritik Açıklamalar: Okul Güvenliği, Zorunlu Eğitim
01:49
Silahla vurulan Afyonkarahisar Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı hayatını kaybetti
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Misafir Yazılar
  3. Tarihi Rahat Bırakın “Tarihçiler”
Yayınlanma: 25 Ocak 2020 - 13:34

Tarihi Rahat Bırakın “Tarihçiler”

25 Ocak 2020 - 13:34
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Tarihi Rahat Bırakın “Tarihçiler”
Misafir Yazılar
Misafirin Sözü

 


Tarih bilimi sosyal bilimlerin ağır taşlarından birisidir. Dilbilim ile birlikte ait olduğu toplumun tüm kültürel kökenlerini içinde barındırır ve mevcut yaşamın olmazsa olmazlarındandır. Bir tanıma göre “geçmişin kaydı değil gelecek için bir arşiv” olan tarihin önemine değinmeye kimi zaman gerek dahi duyulmamaktadır. Çünkü belleksiz insan ne ise belleksiz toplum da aynıdır. Bunun bilinciyle olsa gerek Türkiye Cumhuriyeti yükseköğreniminde hemen her üniversitede tarih bölümü bulunmaktadır. Devlet üniversitelerinden örgün öğretimde 93 üniversitede 94 adet tarih bölümü bulunmakta, kontenjan sayıları 103-41 aralığındadır. Yine devlet üniversitelerinde kontenjan sayısı 103-41 aralığındaki ikinci öğretim sayısı da 59 adettir. 15 adet vakıf üniversitesinde ve yurtdışında bulunan 5 üniversitede tarih bölümü bulunmaktadır. Açıköğretime bakarsak, İstanbul Üniversitesi’nde 1025, Anadolu Üniversitesi’nde 2563 kontenjanlı tarih bölümleri vardır.

Peki, bu öğrencilere ne oluyor? Bu, konumuzun dışında olsa da genelinin polis veya işsiz kaldıkları bilinmektedir. Bu irdelenmeye değer bir başka konudur. İşin içinde bir de çok hazin bir tablo daha var. Yalnızca tarih bölümünde değil tüm bölümlerde yaşanabilecek hazin bir tablo; ölümler. Bu ölümler aslında acı bir gerçeği daha saklamaktadır. Zira bu yetişmiş kesim önce ruhen ölmektedir! Çünkü etraftan gelen bilinçli ya da bilinçsiz baskılar ve buna zorlu yaşam koşulları eklenince onları intihara daha çok meyilli hale getiriyor. Kontenjan sayılarının neredeyse 80-90 arası olduğu görülüyor ve bunlar yıllar yılı değişkenlik gösterdiğinden veyahut bölümü bırakanlar/bırakmak zorunda kalanları da çıkardığımızda ortaya korkunç bir sayı çıkıyor…

Yeniden sorunsalımıza dönersek, bu mezunların hepsi “tarihçi” mi oluyorlar? Bu durum hem tahmin edileceği üzere hem de açıkça görüleceği üzere olanaksızdır. Çünkü ülkedeki tarih bölümlerinde genel ilkelerin başında milliyetçi/milli değerlere/milli kültüre ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir nesil yetiştirme geliyorsa da büyük bir sıkıntı yaşanmaktadır. Ülkede neredeyse basının kaçamak sözcüğü olan “karşıt görüş” sıfatına sığınmış, milli şuura aykırı düşünen birçok tarih mezunu bulunmaktadır! Ayrıca konumuzun ana temasını oluşturan nitelikli mezun kısmını da unutmamak gerekir. Soruyorum size, bu kadar çok mezun veren bir bölüm, ki vaatleri arasında gizli işsizlik bulunmakta, nitelikli bir öğretim gerçekleştirebilir mi? Ben size içeriden bilgisini vereyim: kocaman bir hayır! Ben dâhil tarih bölümü mezunları kesinlikle tarihçi değillerdir. Bunu idrak ettiğimiz vakit, eksikliklerimizi gördüğümüz vakit, nitelikli öğretime bir adım daha varmış olacağız.

Şimdi işin bir başka boyutu daha var. Birçok eksiğiyle mezun olan bizlerin yanında bir de tek belge gördükten sonra – hatta gariptir belge bile görmeden ortaya çıkanlar da bulunmakta – ortaya tarihçi kimliği ile atılanlar bulunmaktadır. Bakınız, sosyal bilimler özellikle bizim toplumumuzda gerçekten çok büyük ilgi uyandıran bir alandır. Alan demekte bir gariplik yoktur nitekim toplum arasında yapılan tarih genellikle bilimsel olmamaktadır. İşte bu noktada bizim bakmamız gereken bir karşılaştırma bulunmaktadır. Öyle ki toplumumuzda bir resmi tarih – popüler tarih anlayışı çekişmesi var. Popüler tarih yukarıda belirttiğimiz tarih biliminin ağır bir taş olmasının altında ezilmektedir. Çünkü sanılanın aksine popüler tarihle ilgilenen büyük bir kitle, kalemini siyasal rüzgâra göre oynatmaktadır. Resmi tarih anlayışına popüler tarih alanından büyük suçlamalar atılagelmektedir. Bu suçlamalar bitmeyecek gibi gözükmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, resmi tarih anlayışının her ne kadar bilimsel nesnellik kuralına aykırı yanları bulunabilirse de bilimsellikten kopan bir tarih anlayışı popüler tarih anlayışına nazaran pek görülmez. İşte bu nokta yapılabilecek karşılaştırmayı, örneğin bir hukukçunun asla karşılaşmayacağı bir soruyla örneklendirebiliriz. Tarih mezunu bireyin popüler kültürde işlenen karşıt tarih görüşü üzerine bir soruyu yanıtlarken genellikle karşı karşıya kaldığı suçlama, resmi tarihi öğrendiği, ki buradaki atıf yalan tarihtir, gerçekleri bilmediği yönündedir. İşte bu ilginç varsayım toplum nazarında ilgi ve kabul görüyor. Oysaki 4 yıllık “nitelikli” ve bilimsel bir lisans eğitimi alan tarih mezunu öğrencinin yanıtına bu söylemle karşı çıkmak abesle iştigaldir. Nitekim bir hukuk mezunu öğrencinin verdiği yanıta “hayır size yanlış öğretmişler, siz resmi hukuk öğreniyorsunuz bu öyle değil böyle” dediğinizde ne kadar komik duruma düşüyor iseniz, tarih mezunu bir bireye vereceğiniz temeli olmayan atıflarda da komik duruma düşmüş oluyorsunuz. Bizim toplum olarak sosyal bilimlerden en çok bilgi kirliliğine sahip olduğumuz “alan” tarih olsa gerektir. Böyle bir örneklemin asla hukuk ve tarih bilimlerini karşılaştırma için yapılmamış olması da bilinmelidir. İki bilimin de kendi gerçeklikleri ve kuralları içinde değerlendirilmesi gerektiği aşikârdır. Ancak toplumumuzda maalesef, spor ve siyasetten sonra en çok ahkâm kesilen alan tarihtir. Örnek yalnızca buna atıf yapmak içindir. Ayrıca kendi tarihini kendi tarihiyle kavga ettiren bir başka millet var mıdır bunun sorgulanması gerekmektedir.

Buraya kadar tarih bölümü açısından bakılsa da unutulmaması gereken bir diğer nokta, lisans/yüksek lisans/doktorada tarih bilimi ile ilgilenmeyen veya başka bir sosyal bilim dalında olan kimi kişiler gerçek bir tarihçi hatta çoğu tarihçi geçinenden daha nitelikli bir tarihçi olabilmektedir. Örneğin aslen bir edebiyatçı olan Hüseyin Nihâl Atsız’a veya güncel olarak, gazeteci olarak tanınan Murat Bardakçı’ya kim tarihçi sıfatını uygun görmez? Bu noktayı gözümüzden kaçırmadan tüm değerlendirmeleri bir daha irdelemek yerinde olur.

Tarihçi unvanı Turan’lara, Togan’lara, Uzunçarşılı’lara, İnalcık’lara, Köprülü’lere, Ortaylı’lara, İnan’lara, Kafalı’lara ve daha birçok aydın bilim insanına verilir. Tarihçilik, yani bilimsel tarihçilik anlayışıyla hareket eden bir bilim insanı veya aydın dışında artık günümüzde adının önünde tarihçi yazan birçok zat-ı muhtereme seslenmek istiyorum: Tarihi rahat bırakın “tarihçiler”!

Ramazan Yaman(Türk Ocakları)

Yazarın Diğer Yazıları

  • Dramatik bir tornistan vak'ası - 06 Ekim 2026
  • Süleymancılara operasyon: Tasfiye mi dizayn mı? - 15 Ağustos 2026
  • Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler - 04 Temmuz 2026
  • Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez! - 03 Mayıs 2026
  • Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak - 02 Mayıs 2026
  • Kahramanmaraş katliamcısı toksik internet alt kültürünün kurbanı mı? - 21 Nisan 2026
  • Türklerin sınırları ve 2700 yılın intikamı - 26 Şubat 2026
  • Kafe, lokanta, hastane, mağaza... Türkiye'de tabela göçmenliği - 21 Şubat 2026
  • İhanetten geriye kalan - 19 Şubat 2026
  • Erol Çatma'nın eski TKP'ye ilişkin bir değerlendirmesi - 17 Şubat 2026
  • Bir kavramsal istila ve anayasal sabotaj: 'Eşit yurttaşlık' maskesiyle milli devletin tasfiyesi - 01 Şubat 2026
  • PKK'nın Siyasetteki Kolu DEM, Kandil'den Yönetiliyor - Nusaybin'deki Oyun Alçaklıktır - 31 Ocak 2026
  • Türkçeyi küçümseyen akademi... 307 ismi görmezden geliyor - 17 Ocak 2026
  • PKK'yı Terör Örgütü Saymamak Tatsız Bir Şaka Mı? - 15 Aralık 2025
  • İmralı Görüşmesinin Düşündürdükleri - 30 Kasım 2025
  • PKK'nın Yeni Propaganda Atağı : Çekiliyoruz - 02 Kasım 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 12 Ekim 2025
  • 1978 Kahramanmaraş Faciasının Mağdur ve Mazlumlarından Ökkeş Şendiller Hakk'a. Yürüdü - 01 Ekim 2025
  • "Paniklemiş tavuk gibi koşuşturuyorlar" - 23 Eylül 2025
  • Kürtleşen Türkmen Aşiretleri - 20 Eylül 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 12
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Basın Tarihinde Bir İlk: Kendimi Tekzip Ediyorum!
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Çerçeve Yasanın Hukuki Ve Siyasi Açıdan Değerlendirmesi
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Burnundan Soluyan Türk Milleti Son Sözünü Söylemeden Tarihin Akışı Değişmez.
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Direksiyon Eğitiminde Geleceğin Aracına Bugünden Yer Açmak
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Fon Skandalı- Yatırım Dolandırıcılığı
Geleceğin Anahtarı: Eğitim Mücadelesi Ve Ortak Sorumluluklarımız
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Geleceğin Anahtarı: Eğitim Mücadelesi Ve Ortak Sorumluluklarımız
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Birliğe Çağrı Nasıl Olmalıdır?
Okullarımızın Güvenliği Öncelikli Meseledir
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Okullarımızın Güvenliği Öncelikli Meseledir
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
MEB, OECD ve PİSA Raporu
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Türk Dil Bayramı mı?..
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
30 Ağustos
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
30 Ağustos
Muson Yağmurlarının Gölgesinde Bir Sri Lanka Hatırası: Pettah'tan Negombo'ya(2)
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Muson Yağmurlarının Gölgesinde Bir Sri Lanka Hatırası: Pettah'tan Negombo'ya(2)
Dramatik bir tornistan vak'ası
Misafir Yazılar
Dramatik bir tornistan vak'ası
Bir Ömür Sürdü Kavgam, Bir Ömür Daha Sürsün!
Orhan KILIÇOĞLU
Bir Ömür Sürdü Kavgam, Bir Ömür Daha Sürsün!
Siyasal İslam'ın Ve ( İslamcılığın ) İflası
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Siyasal İslam'ın Ve ( İslamcılığın ) İflası
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Ali Kemal Gül
Bilge Kağan Yasası: En Eski Türk Anayasası "Töre"
Terör Örgütünün Amacı Egemenliği Paylaşmak
Türk Ocakları'ndan
Terör Örgütünün Amacı Egemenliği Paylaşmak
Sisli Havaların Çağrısı: Çelik İrade ve Türklük Bilinci
Şerife Güven
Sisli Havaların Çağrısı: Çelik İrade ve Türklük Bilinci
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
Köksal Cengiz
Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz!
"Bugünkü Ermenistan Toprakları Türklerin Yurduydu"
Şevket Sezer
"Bugünkü Ermenistan Toprakları Türklerin Yurduydu"
Çok Okunan Haberler
50 Yılın Ardından Mezun Oldukları Beşikdüzü Öğretmen Okulu Binasını Ziyaret Ettiler
50 Yılın Ardından Mezun Oldukları Beşikdüzü Öğretmen Okulu Binasını...
Küçükçekmece’de Skandal: BİLSEM ve MESEM'in Ortak Binasındaki Okul Tuvaletinde Silah Bulundu!
Küçükçekmece’de Skandal: BİLSEM ve MESEM'in Ortak Binasındaki...
Bakırköy'de Yargıya Müdahale Soruşturması: Hakimin de Aralarında Bulunduğu 8 Kişi Tutuklandı
Bakırköy'de Yargıya Müdahale Soruşturması: Hakimin de Aralarında...
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo