• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
13:27
Tüm araç Sahiplerini İlgilendiren Yeni Kaza Sistemi 1 Temmuz'da Başlıyor.
13:16
Henüz 5 ay önce göreve başlamıştı evinde ölü bulundu: Irmak öğretmen mobing kurbanı mı?
12:56
Yargıtay'dan emsal karar: Çıraklık dönemi çalışmaları emekliliğe sayılmayacak
12:52
Cuma günü okullar tatil edildi
01:46
Antalya SGK’da rüşvet soruşturması: İl müdürü tutuklandı
00:14
Pendik'te Folklor Kurumu'ndan "Gönülden Ele" Uygulamalı En Sanatları Yıl Sonu Sergisi
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Misafir Yazılar
  3. Ülkücü Hareketin en acı günü: Beşiktaş Katliamı
Yayınlanma: 22 Şubat 2021 - 16:32
Güncelleme: 22 Şubat 2021 - 19:42

Ülkücü Hareketin en acı günü: Beşiktaş Katliamı

22 Şubat 2021 - 16:32
Güncelleme: 22 Şubat 2021 - 19:42
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Ülkücü Hareketin en acı günü: Beşiktaş Katliamı
Misafir Yazılar
Misafirin Sözü


Türkiye’de 1970’li yıllarda boy gösteren siyasi istikrarsızlık, ağır ekonomik şartlar ve akabinde yaşanan içtimai huzursuzluğun nihayetinde askeri vesayetin 12 Eylül 1980 tarihinde “Aziz Türk milletinin refah ve mutluluğu adına (!)” ülke yönetimine el koymasına giden sancılı süreçte Türk milletinin hafızasında acı hatıralar olarak yer edinen birçok olay yaşandı. Özellikle 1977-1980 yılları arasında yaşanan olayların önemli bir bölümünü, Türk milletinin bekası adına eğitim mücadelesini sürdüren vatansever Türk gençleri ile ülkeye nifak tohumu yaymak maksadında olan kirli ellerin üniversitelerdeki işbirlikçileri arasında yaşanan olaylar oluşturuyordu. Her ne kadar yaşanan bu olaylar art niyetli birtakım çevreler tarafından “sağ-sol çatışması” şeklinde resmedilerek basite indirgenmeye çalışılsa da, akli ve vicdani çizgiden sapmamış her bireyin gözünde, varoluş gayesini vatanın birlik ve bütünlüğüne bağlayan Türk milliyetçilerinin, vatan mefhumundan bihaber gafillere karşı verdiği “beka mücadelesi” şeklinde değerlendirilmiştir. Öyle ya, tüm bunlar yaşanırken, vatanı sadece seccadesini serdiği yer olarak görmüş, Türk’ün kutsal değerlerine daima yabancı kalmayı düstur edinme aymazlığına düşen siyasi ümmetçilerin milli irademizi tehlikeye sokan tehditleri görmezden geldikleri günlerde, ülkesinin kader ve mesuliyetini sırtlamış ve o dönemde yaşanan ideolojik taarruzda tercihini Türk milletinden yana kullanan ülkücülere ve yaşanan olaylara farklı gözle bakmak en hafif tabiriyle vicdansızlık olacaktır.

Özgürlükçü ve rahat bir anayasa olarak tavsif edebileceğimiz 1961 Anayasasının getirmiş olduğu rahatlığı fırsat bilen komünistler, savunmuş oldukları ideolojinin propagandasını her türlü zeminde gerçekleştirdiler. Anayasanın yürürlüğe girmesinden 1968’e kadar geçen yıllar komünizmin çok rahat bir şekilde dillendirilmeye başlandığı, birçok basın-yayın organında yazılıp çizilerek Türkiye’deki temsilcileri tarafından çeşitli platformlarda savunulduğu bir süreç olarak Türk siyasi tarihinde yerini almıştır. 1968 yılına gelindiğinde ise SSCB’den düğmeye basıldı ve Fransa, İtalya, Almanya, Türkiye ve daha birçok ülkede öğrenci olayları başladı; amaç SSCB’ye dost, sosyalizmin hüküm sürdüğü devletler kurmaktı.

Erbakan ve Ecevit’in işbirliğiyle, “Devrim kanla yazılır!” diyen yer altı örgütü mensupları eli kanlı canilere af çıkarılan 1974 yılından 1980 darbesine kadar devam eden dönemde giderek tırmanan siyasi buhranın doğurduğu menfi şartlar, ülkenin hemen hemen her alanına sirayet ediyor ve bundan nasibini alanların başında belki de üniversite öğrencileri geliyordu. Adı konulmamış bir iç savaşın yaşandığı bu dönemde, başlarda öğrenci ayaklanmaları olarak başlayan olayların, işin renginin değişmesiyle birlikte çeşitli örgüt yapılanmalarının sahne almasının ardından üniversitelerde eğitim yapılması günden güne güçleşti. Ülkenin içinde bulunduğu durum, Anadolu’nun muhtelif yerlerinden Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirlerdeki üniversitelere gelerek Türk milletine hizmet edebilme gaye ve heyecanında olan ülkücüler için herhangi bir engel teşkil etmedi.

Ülkücü hareketin hafızasına “Erkenez kardeşler” olarak kazınan yiğitler de bu kervanın yolcularından sadece biriydi. Serdar ve Levent Erkenez kardeşler ile amcaoğulları Uğur Erkenez Anadolu’daki milli direnişin fitilini ateşleyen Sütçü İmam’ın yetiştiği topraktan, Kahramanmaraş’tan, bu aşk ile yola revan oldular; soluğu çetin mücadelelerin yaşandığı, neredeyse her gün şehit haberinin en çok geldiği yerlerden olan İstanbul’da aldılar. Anadolu’dan kalkıp İstanbul’a gelerek memleket derdine düşen Erkenez’lere 25 yaşındaki Serdar Erkenez ağabeylik vazifesi yapıyor, biri kardeşi diğeri amcaoğlu olan ülküdaşlarına kol kanat geriyordu. İçindeki memleket derdinin yüreğine düşürdüğü ateşi metalurji mühendisi olma hayaliyle dirsek çürüttüğü İstanbul Teknik Üniversitesi sıralarında söndürmeye çalışıyordu. Kardeşi Levent Erkenez ise daha 19 yaşında ağabeyinin derdiyle hemhal olmuş ve elektrik elektronik mühendisi olma uğruna ter döküyor, iyi bir Türk milliyetçisi olmak için çıktığı çetin yolun çok çalışmaktan geçtiğini biliyordu. 22 yaşındaki Uğur Erkenez de amcaoğullarından farklı değildi. O da o zamanki adıyla İstanbul Devlet Mimar Mühendis Akademisi, hâlihazırdaki ismiyle Yıldız Teknik Üniversitesinde bir yandan ileride inşaat mühendisi olarak Türk milletinin hizmetkârı olmak için gayret sarf ediyor, diğer yandan ev bütçesine karınca kararınca katkıda bulunmak için bir işte çalışıyordu. İstanbul’da Süt Endüstri Kurumunda Fabrika Müessese Müdürlüğü görevini ifa eden, Serdar ve Levent Erkenez’in babası Yaşar Erkenez, diğer oğlu Serhat Erkenez’in, kurumun misafirhanesinde birlikte kalmalarının daha güvenli olacağı yönündeki ikazına rağmen Beşiktaş’ta bir ev tuttu ve çocuklarının burada kalmaları hususunda karar kıldı. Baba Yaşar Erkenez, çocukları ve yeğeninin eğitimiyle yakından ilgileniyor ve çoğu zaman yanlarında kalarak onları yalnız bırakmamaya çalışıyordu.

İstanbul Beşiktaş’ta Şair Nedim Caddesi üzerindeki Levent Apartmanında takvimler 21 Şubat 1980’i gösterirken, güneşin doğuşuna az bir vakit kala kendilerinin polis olduğunu söyleyen kişilerce kapı çalınır. Gelenler polis değil, Dev-Sol terör örgütü militanlarının ta kendisidir. Uğur kapıyı açmaya yeltenirken, Serdar her ne kadar durumdan işkillenerek açma dese de kapı en sonunda açılır ve içeriye giren 6 militan Erkenez’leri yere yatırır. Tekvandoyla da uğraşan Uğur biraz direnmeye çalışsa da caniler zorbalıklarına devam eder ve “Sizde silah varmış, neredeyse çıkarın!” diye bağırmalarıyla “Bizde silah yok!” cevabını almalarının ardından insanlık dışı bir şekilde babalarının gözleri önünde kurşuna dizerek katliamı gerçekleştirirler. Başlarından ve vücutlarından kurşuna dizilen Serdar ve Uğur olay anında şehit olurken, başına tek bir mermi isabet eden Levent yaklaşık on gün kadar yaşam mücadelesi verse de daha fazla dayanamaz ve o da diğerleri gibi şehitlik makamına erişir. Eli kanlı katiller emellerine ulaştıktan sonra, evin çok yakınında Beşiktaş Karakolunun olmasına rağmen kaçmayı başarırlar. Vahşetten bir sene sonra, daha önce karakol basıp polis şehit eden İTÜ’lü Konyalı Abdülaziz isimli bir vatandaş olayı üstlenir. Asıl amaçlarının İTÜ’deki ülkücülere gözdağı vererek Türkiye’de ses getirecek bir eylem gerçekleştirmek olduğunu belirtir. Vahşetin boyutu o kadar ağırdır ki, yapılan eylem katliam noktasına geldiği için örgüt içinde itiraz edenler çıkar ve İTÜ’deki solcular arasında parçalanma meydana gelir. Katliamı gerçekleştirenlerden bir kısmı ceza alırken, bir kısmı da yurt dışına kaçar.

Ruhi Kılıçkıran’ın Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde kaleme almasıyla başlayan kutlu hikâyemiz dün Erkenez’lerin İstanbul ve Yıldız Teknik Üniversitesinde, bugün Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun Ege’de yazdığı destanla devam ediyor. İnancımız odur ki, Beşiktaş’ta babalarının gözleri önünde şehit edilen Erkenez kardeşlerin bizlere emanet ettiği bu kalemin mürekkebi hiç solmayacak, Türk milliyetçiliği sonsuza dek var olacaktır. Serdar, Levent ve Uğur Erkenez ağabeylerimizi şehadetlerinin 37. sene-i devriyesinde bu duygularla anıyor ve yüce Allah’tan şehadetlerini mübarek kılmasını dilerken, yaşanan katliamın detaylarını büyük bir samimiyetle şahsımla paylaşan Serhat Erkenez ağabeyimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Son olarak bir kere daha hatırlatmakta fayda var: Bu vatan, darağacındaki ne idiği belirsiz üç fidanın ithal ettiği ideolojilerle değil, Türk milleti uğruna şehadete yürüyen üç yiğidin mücadelesini verdiği Türk milliyetçiliği ile payidar kalacaktır!

Sıddık VANLI
21 Şubat 2017  

 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez! - 03 Mayıs 2026
  • Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak - 02 Mayıs 2026
  • Kahramanmaraş katliamcısı toksik internet alt kültürünün kurbanı mı? - 21 Nisan 2026
  • Türklerin sınırları ve 2700 yılın intikamı - 26 Şubat 2026
  • Kafe, lokanta, hastane, mağaza... Türkiye'de tabela göçmenliği - 21 Şubat 2026
  • İhanetten geriye kalan - 19 Şubat 2026
  • Erol Çatma'nın eski TKP'ye ilişkin bir değerlendirmesi - 17 Şubat 2026
  • Bir kavramsal istila ve anayasal sabotaj: 'Eşit yurttaşlık' maskesiyle milli devletin tasfiyesi - 01 Şubat 2026
  • PKK'nın Siyasetteki Kolu DEM, Kandil'den Yönetiliyor - Nusaybin'deki Oyun Alçaklıktır - 31 Ocak 2026
  • Türkçeyi küçümseyen akademi... 307 ismi görmezden geliyor - 17 Ocak 2026
  • PKK'yı Terör Örgütü Saymamak Tatsız Bir Şaka Mı? - 15 Aralık 2025
  • İmralı Görüşmesinin Düşündürdükleri - 30 Kasım 2025
  • PKK'nın Yeni Propaganda Atağı : Çekiliyoruz - 02 Kasım 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 12 Ekim 2025
  • 1978 Kahramanmaraş Faciasının Mağdur ve Mazlumlarından Ökkeş Şendiller Hakk'a. Yürüdü - 01 Ekim 2025
  • "Paniklemiş tavuk gibi koşuşturuyorlar" - 23 Eylül 2025
  • Kürtleşen Türkmen Aşiretleri - 20 Eylül 2025
  • 43 Yıl Sonra 12 Eylül Darbesi - MHP Ve Ülkücü Kuruluşlar Davası - 12 Eylül 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 08 Eylül 2025
  • Etnikçi Fitne Bitmedi. Bölgede Yaygınlaşıyor - 28 Ağustos 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 12
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Türk'ün Eskimeyen Değeri: Hakemlik ve Kanaat Önderliği
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memur ve Emeklisine Ek Zam İçin Daha Ne Bekliyorsunuz?
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Kokarca Tehdidi Gittikçe Çoğalıyor: Suçlu Kim?
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Kültür Ve Sanata Dair
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Lisedeki Protestonun Düşündürdükleri
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Susma Haykır! Farz et ki Müstevli Çocukları Azdılar!
Orhan KILIÇOĞLU
Susma Haykır! Farz et ki Müstevli Çocukları Azdılar!
Coğrafya Kader midir?
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Coğrafya Kader midir?
Duyarlılık
Ali Kemal Gül
Duyarlılık
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Şerife Güven
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Huzura Hasret Bayramlar
Köksal Cengiz
Huzura Hasret Bayramlar
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Şevket Sezer
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Çok Okunan Haberler
Sınıfta kalınca müdür yardımcısını tehdit etti
Sınıfta kalınca müdür yardımcısını tehdit etti
 Hilvan'da Çocuklarımızın Eğitim Hakkı Ve Geleceği Korunmalıdır!
Hilvan'da Çocuklarımızın Eğitim Hakkı Ve Geleceği Korunmalıdır!...
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo