Ölçü hayatımızın her alanında bir değerlendirme kriteridir. Bazen farkında olarak bazen olmayarak ölçüsüzlük yaparız. Hemen başta Maide ve Rahman surelerinde olduğu gibi Allah’ın birçok ayeti bizi uyarır “Haddi aşmayınız” demek ki haddimizi bilmek bir ölçüdür. İfrat ve tefrit yani aşırıya kaçmayın emri bir ölçüdür. Üstad N.Fazıl’ın “Efendim, mujdecim, kurtaracım Peygamberim. Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim.” İfadesi yine insan hayatında ölçünün ne kadar önemli olduğunu anlatan veciz bir ifadedir.
Aslında sevginin ispatı karşılık beklemeden yapılan fedakarlıktır. Takdir edilsen de edilmesen de, makamlara terfi etsen de, bu uğurda sürülsen de vazgeçmemektir. Seven sevdiği için her şeye katlanır dedikleri boş söz değildir. Bunu hayat içerisinde yaşadıkça görmek mümkündür. Kimi zaman bazen, kimi zaman her zaman sevdiğimizin de canımızı yaktığını bilmemiz gerekiyor. Canımızı yakarken düşman kesilirsek, bizlere saadetler sunduğunda sevgimiz artarsa bunun adı sevgi değildir, bilakis sıradan çıkarcı bir yaklaşımdır.
Peki vatanseverliğin hayat içerisindeki pratik ölçüsü nedir, diye soracak olursanız vereceğimiz ilk cevap ben vatanseverim demekle vatansever olunmaz. Bir kez vatanseverlik önce iman meselesidir, sonra bunu hale dönüştürüp hayata tatbik meselesidir. Eğer ağzınızda hamaset düşmüyor da icraatta yoksanız siz vatanseverlikten geçinmeye çalışansınız. Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır. Vatansever önce onun mamur hale gelmesi için üstüne düşen vazifeyi en iyi şekilde yapmakla göreve başlar. İkincisi nimetine de, külfetine de katlanmasını bilir. Ebediyen yaşaması için kendisine ne düşüyorsa onu yapmanın gayreti içinde olur. Ya benimsin ya kara toprağınsın mantığı içerisinde bakmaz. Onun sürekliliğini akamete uğratmaz. Kendisinden öncekilerinin de devlet yönettiğini, kendisinin hata yaptığı gibi onlarında hata yapabileceğini düşünerek kamuoyu önünde onları aşağılamaz, hakaretler yağdıramaz. Bilir ki kendisinin yaptıkları da yarın karşısına çıkar.
Ülkenin üzerini kaplayan bu puslu günler aslında birer sınav günüdür. Son on dört yıldan beri tek başına ve kamuoyunun büyük desteğiyle hükümet eden bir partimiz ne yazık ki bizim temel sorunlarımız başta terör ve diğer illegal yapıları bitirme noktasında hiçbirinde istediğimiz sonuçları almış değildir. Buna rağmen son kalkışmada yine kamuoyu desteğini arkasına alarak en azından dışarıya karşı önemli bir mesaj verilmiş oldu. Böyle bir fırsat yakalamışken hala devlet kadrolarına partizanca yaklaşması ister istemez kamuoyunda büyük bir rahatsızlık yaratmıştır. Özellikle Rektör atamalarında sergilenen tavır sorgulanır olmuştur. Bu ülkenin nimetleri hep onların külfeti neden bizimdir diye soranların sayısı artmaya başlamıştır. Liyakatın neden hala ölçü olarak alınmadığını dillendirenler olmuştur. Liderlerine kızıp neden hükümetin dümen suyunda deyip kızanlar olmuştur. Hükümet ve çevreleri vatan- millet sevgisini kullanarak toplumu yine kullandı fısıldamaları olmuştur.
Hükümetin ciddi devlet olma noktasındaki zafiyeti hükümet olduğu ilk günden beri sürmektedir. Sanırım bu da yetişme tarzlarından kaynaklı ya da devlet ile hükümet farkını idrak edememekten kaynaklıdır. Devlet adamlığı sıfatını taşıyan kişileri sürekli dışlamaları, liyakat ve ehliyet gibi kriterleri esas almamaları bunun sonucudur. Fakat her şeye rağmen bir vatanseverin yaptığı işin karşılığı verilmedi diye ne milletine, ne de devletine küsmeye hakkı yoktur diye düşünüyoruz. En küçük bir tehlikede hükümete kızsalar da yine devletin ve milletin yanında olacaklarına inanıyoruz.
Sonuç olarak; vatanseverliğin ölçüsü vatanseverleri sevmekle başlar, vatanseverleri sevmeyenlerden de vatansever olmaz!











