Kendi hatalarımızı, kusurlarımızı sırtımızdan atmak adına bizden daha mahir bir millet yoktur sanırım. Öyleki Hasan şofür koltuğunda, aracı sürüyor ve kural kaide hiçbirini tanımıyor. Yolculuktan bir süre sonra kendisine okkalı bir ceza gelince birlikte yolculuk yaptığı arkadaşına bu ceza senin yüzünden bana geldi diyerek ödemesini istiyor. Arkadaşı ben seni uyardım mı, diye soruyor. Evet, uyardın ama biz birlikte yolculuk yapıyorduk. İyi de kardeşim bana direksiyonu ver dedim, sen ne anlarsın şofürlükten diye beni aşağıladın o da yetmedi söz de dinlemedin. Şimdi senin yaptığın hataların faturasını niçin ben ödeyecekmişim diye itiraz ediyor. Hasan; ben bugüne kadar hep faturayı yanımdakilere ödettim, bundan sonra da öyle olacaktır. Sıkıysa ödeme tehdidini savurmaktan da geri durmuyor.
Böyle bir şey oldu mu, emin olun defalarca oldu ve neredeyse hergün bu olaylardan kaçtanesi yaşanıyor. İşin garibi çevresindekilere sorsa direksiyon elinde olan kişi gibi hüküm vermiş olacaklardır. Çünkü şoförü seviyor zinhar onun dedikleri dışında bir hükümde bulunamazlar.
Yukarıdaki izahat birçok konu için geçerlidir. Lakin memur ve emeklilerine Temmuz ayın için yapılan zam malum % 13, 52 iken Bağkur ve SGK emeklilerinin aldığı zam ise % 17, 76 oldu. Bu ne mi demek ? Memur ve emeklisi % 4,24 daha az zam aldı, demek. Peki, neden daha az zam aldılar diye soracak olursanız kuşkusuz toplu görüşmede alınan düşük zam oranından kaynaklıdır. Peki, zam görüşmelerinde imza yetkisi kime aittir?
Yetkili sendika kimse şüphesiz ona aittir. Yani yetkili 2026 verilerine göre tüm memur sendikalarının toplamından daha fazla üyeye sahip olan Memu Sen Konfedarasyonudur. Peki, memur kimin görevini yapıp kimin yapmadığı konusundaki görüşü neydi?
Memura sorarsanız Temmuz zamının %4,24 daha az olmasının bir numaralı sorumlusu yetkisi olmayan sendikalardır. Memur Sen görevini hakkıyla yerine getirmiş ve Türk Memuru bu yüzden Memur Sen’i ödüllendirmiştir ve bu yıl en fazla artış yapmasını sağlamıştır.
Şimdi bizim yukarıdaki şoför kardeşimiz hata üzerine hata yaptıktan sonra faturayı yanındaki yolcuya yollaması çok mu acaibinize gitti. Bence gitmemeli, siz bir milyondan fazla memurdan daha mı çok bileceksiniz. Bilmiyorsunuz kardeşim.
Siyasetin peşine takılmış gidiyorsunuz.
İyi de kardeşim yetkili sendika kimin peşine takılmış gidiyor, eğer söz konusu siyasetse bu sendikadan daha fazla siyaset sayesinde palazlanan, büyüyen gelişen bir başka sendika var mıdır?
Yukarıdaki örnekler bize şunu gösteriyor. Millet Nasreddin Hoca’nın hırsızını haklı bulma ve Hoca’yı suçlama derdine düşmüşken ne yazık ki toplum olarak güçlü kimse onun yanıında olmak çoğumuzun zaafı olmuş, haklı kimse onun yanında olmak unutulmuş gitmiş!.. Hatta daha ileri gidelim Kemal Tahir’in Kurt Kanunun da Kurtlukta kanun düşeni yemektir mantığını hayata geçiren bir ruh halimiz vardır. Oysa düşene el uzatmak, onu tutup kaldırmak bize nasihat edilmişti. Haklının yanında olmak, haksızlığa karşı durmak adamlık denilmişti. Bir zamanlar vicdanlı, adaletli, kararlarına güvenebildiğimiz büyüklerimiz vardı ve bu nasihatleri kulağımızda çınlanmaktan başka bir işe yaramamış.
Sonuç olarak birçok değerimizi kaybediyoruz. Hata yapan güçlüyse hatasını görmüyoruz, hatayı daha zayıf olana yüklemeye çalışıyoruz. Şoförü değil yanındakini suçluyoruz. Karar vereni değil karara muhattap olanı topa tutuyoruz. Davul sesinin geldiği tarafa değil, gelmediği tarafa bakıyoruz. Kötü sesi çalana değil elinde tokmak olmayana fatura ediyoruz. Velhası yetkiliyi değil yetkisizi suçluyoruz!..











