Şuayip ÖZCAN MEB Eski Bürokratı, TES Eski Gn Bşk

Şuayip ÖZCAN MEB Eski Bürokratı, TES Eski Gn Bşk

suayipozcan@kamudannethaber.com

İMAM VE TANRI

30 Aralık 2018 - 17:01

 

            Bir köyün camisinde, imam cemaate vaaz vermektedir. Ansızın içeri dalan bir köylü, köyü sel basmakta olduğunu haber verir.

            Bütün cemaat hemen kendilerini dışarı atıp kaçarlar. Sadece imam, bütün ısrarlara rağmen camiyi terk etmeyi reddeder ve Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek camide kalır.

            Kısa bir süre sonra sular camiye ulaşır, imam çaresiz minareye çıkar. Sular minarenin ilk şerefesine yükselirken bir tekne imamı kurtarmaya gelir. Ancak imam, Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek tekneye binmez.

            Sular yükselir. İmam ikinci şerefeye çıkmak zorunda kalır. Bir tekne daha gelir, ancak imam yine Tanrı'nın kendini koruyacağına inancının tam olduğunu söyleyerek tekneye binmez.

            Sular iyice yükselir. imam artık minarenin en tepesindedir. Bir helikopter yaklaşır. İçindekiler durumun kötü olduğunu anlatarak, imamın helikoptere gelmesi konusunda ısrar eder. İmam helikoptere de binmeyi reddeder.

            Bir süre sonra sular iyice yükselir ve imam boğularak ölür. Kendisini ahretin kapısında melekler karşılar.

            Melek: " Hoş geldiniz, buyurun..."

            İmam: " Cennete girmek istediğimden emin değilim..."

            Melek: " Neden?..."

            İmam. " Tanrıya biraz kırgınım..."

            Melek: " Ne oldu ki?..."

            İmam: " Ben hayatımı ibadet ederek geçirdim, insanlara hep iyilik yaptım, günahtan uzak durdum. Yaşadığım köyü sel bastı, herkes kaçtı ama Tanrı'nın beni kurtaracağına inandığımdan ben kaldım. Görüyorsunuz ki şimdi buradayım..."

            Tam bu sırada semadan Tanrı'nın sesi duyulur. " Ona iki tekne bir helikopter gönderdik... Kurtarmak için daha ne yapılmasını bekliyordu. Böylesine zeka yoksununun benim katımda yeri yoktur..."

            Eğer bu fıkrayı milletimize uyarlamaya kalkacak olursak. Muhtemelen Tanrı o gün geldiğinde bu ülke insanlarına şöyle seslenecektir; "Ben bu ulusa örnek alsınlar ve onu izlesinler diye Mustafa Kemal'i gönderdim.

            Musibetlerden kurtuluş yolunu, onun eliyle bunlara göstermeye çalıştım. Ama onlar halen benden medet umuyor. Umuyorlar... Eh ben bunlara ne yapayım?

            Her kurtuluş için bir Mustafa Kemal göndermeyeceğime göre her biri bir Mustafa Kemal olmayı öğrenmeliler..."

            Ne dersiniz o gün bu gün mü acaba? Başarabilir miyiz???