Şuayip ÖZCAN MEB Eski Bürokratı, TES Eski Gn Bşk

Şuayip ÖZCAN MEB Eski Bürokratı, TES Eski Gn Bşk

suayipozcan@kamudannethaber.com

YETİM HAKKI

06 Aralık 2020 - 19:15

 

                Bir başkasına ait olan hakkın elinden alınarak kullanılmasıdır yetim hakkı. Sakın ha böyle bir şey olabilir mi diye sormayasınız ? Burası benim ülkem hem de dik alası oluyor. Devlette bir ihalemi var, nerede ne kadar yandaş varsa toplanır o işi en uygun fiyata kapatırlar. Yapılan iş yol köprü veya bina ise en küçük bir sarsıntıda yerle yeksan olur. Çünkü ihaleyi kapatan kişi hem malzemeden çalmış hem de kullanılmaması gereken malzemeyi kullanmıştır. Gıda maddesi alımı mı yapılıyor, yine ihalede en ucuz fiyat verilir günü geçmiş ve çürümüş gıdalar teslim edildiğinden, bu gıdalar ise tıpkı askeriyede ve yatılı okullarda olduğu gibi insanlar zehirleyerek hastanelik eder. Yap işlet devret modelimi yaptırılır, işin yapıldığı ülkemde tüm halk o mütahite bir nema gibi pazarlanır. Tüm bu olanlarda sizce yetim hakkı yokta nede vardır acaba? Buna yetim hakkı yeme denmez de ne denir?

                Salgın hastalık olur tepeden tırnağa her girdiye zam yapılır. Sel felaketi olur pahalılıktan pazara markete giremezsiniz. Deprem olur toplanan yardım paralarının bir kısmını kurumlar başka yerlere aktardığı gibi kalanını da yandaşlara peşkeş çeker. Harp olur paralar mermiye gidiyor diye halka ek vergilerle külfet yüklenir.  Çalışanın alın terinin karşılığı verilmez. Olanlar karşısında bir Allahın kulu da çıkıp ne oluyor demediği gibi, diyenlerde kendini ya karakolda veya kodeste bulur. Bu tür çirkinlikleri önlemekle görevli hiç bir zat olanları önlemediği gibi, herhangi bir sorumluluk sahibi de olmak istemez ve o bile bu durumdan nemalanmaya çalışır. Hulasa zengin ve kötü idareci daha zengin, garip guraba ise daha fakir olarak yaşamaya mahkum olur. Niye! yetim hakkının yenmesinden.

                Ramazan gelir tüm gıda maddelerinin fiyatları zamlanır. Elinde doksan dokuzluk tespih iş yeri duvarında Arapça besmele yazılı tabela, suratında bir karış sakalla ağzında ne mırıldandığı belli olmayan sözde Müslüman geçinenler durmadan etiket değiştirir.  İnsan haklarından dem vurup eşitlik ve adaletten bahsedenler  ensesi kalın cüzdanı şişkinlerin hizmetinde nemalanmanın yolunu ararlar. Benzeri kişiler merdiven altı üretilenleri aslının aynıymış gibi yaparak aynı fiyata satarlar. Vicdanı torbaya koyup dükkanın duvarına asarak at, eşek ve domuz ne buldu ise kesip, insanlara sığır veya koyun eti diyerek satarak ceplerini şişirirler. Üç kuruşa aldığını on üç kuruşa satarken yemin üzerine yemin ederek güya halkı kandırdığını sanırlar. Öyle veya böyle insanları kandıranların yaptığı yetim hakkı yeme değil de ne denir?

                Ya arsız, utanmaz ve Allahtan korkmazlar bunları yaparken bunlara yasaları uygulaması gerekenler nerede ne iş yaparlar? Kendilerini o mevki ve makamlara getiren halka verdikleri sözler neden unutulur? Yoksa onlarda mı hak yiyenlerle ortak mı çalışırlar? Tabi ya, onlar hak yiyenlerle birlikte olmasa bu çirkinlikler hiç yaşanır mı? Müteahhitler tarafından deniz kumu ve demirden çalınarak yapılan binalar teslim hiç teslim alınır mı? Bozuk gıdalar ve fahiş fiyatlar bu kadar revaç bulabilir mi? Olmaz değil mi? Peki bunlar kul hakkının yenmesi değil de nedir? Yetim hakkı derken sadece babası olmayanlar kastedilmemekte. Babasız yani sahipsiz sayılan halkta bir başka yetimdir. Halkın babası ise bu işleri önlemeyen o malum makamlardakiler değil midir? İşte ülkeyi idare edenlerin çıkaracakları yasalar ve o yasaların uygulanmasıyla ancak yetimin hakkı korunur. Yoksa bu günkü gibi o yasalara uyması gerekenlerin başta yasaları çiğnemesiyle değil.

                O hakkı gasp eden sen, zannediyor musun ki ben böyle hak gaspıyla cebimi doldurur, zengin olur yapacağım üç beş kuruşluk hayır ve sadakayla beraber hem bu dünyamı hem öbür dünyamı kazanır mutlu ve mesut yaşar ve ölürüm? Ne demiş atalar "itme el kapısını el ucuyla iterler kapını omuz gücüyle." Unutma ki bu yaptıklarınla ne bu dünyada mutlu mesut yaşarsın, nede öbür dünyada hesaptan kaçabilirsin. Sen ki toplumun hak sahibi olduğu, topluma ait mekanlar, araç ve gereçler, gelirler ve doğal kaynaklar gibi kamu mallarını titizlikle korumakla mükellefsin. Ancak insanlar etik değerlere duyarsızlaştığında, helal haram dengesine dikkat etmediklerinde ve hak kavramı önemini yitirdiğinde kamu malına hıyanet kaçınılmaz olur. Ancak böyle durumlarda yolsuzluklar çoğalır, devletin malını yemek doğal sayılır. Hatta bu duruma dikkat edenler kınanırlar.

                Unutma ki kamu malına hıyanet eden bu kişiler, ucuz çıkarlar sağlarken, insani ve ahlakı değerini de kaybederler. Oysa o kamu malı kendilerine bırakılmış bir emanettir ve bu emanete hıyanet etmek kişileri bu dünyasında ve ahrette de büyük vebal altına sokar. Bu nedenledir ki insan ve Müslüman olduğunu iddia eden herkes bu büyük vebalden kaçınmalıdır. Kaçmayan veya kaçınmayanlar  gün geldiğinde yaptığı bu sucun karşılığını misliyle görecektir. İşte o zamanlar ahların ve vahların hiç bir anlamının kalmadı zamanları yaşayacaktır.