Sayın Cumhurbaşkanım,
Bugün size bir şehirden değil, bir vicdandan seslenmek istiyorum.
Giresun’da son günlerde yaşananlar, yalnızca bir imar planı ya da bir arsa satışı meselesi değildir.
Bu mesele, kamu yararının mı yoksa başka önceliklerin mi esas alındığına dair ciddi bir sınavdır.
Giresun Üniversitesi, sahile açılarak büyüyebilmek amacıyla Fiskobirlik Entegre arazisinin “üniversite gelişim alanı” olarak planlanması için belediyeye başvuruyor.
Belediye Meclisi bu talebi oy çokluğu ile reddediyor.
Üniversite ise doğal olarak yargı yoluna gidiyor.
Ancak asıl dikkat çekici olan, bu sürecin arka planıdır.
Üniversite ile Fiskobirlik arasında, söz konusu alan içinde bulunan 7,4 dönümlük taşınmazın alınmasına yönelik pazarlık süreci 2017 yılında başlıyor.
Üniversitenin mali imkânsızlıkları nedeniyle taraflar arasında takas yoluyla çözüm aranıyor.
Uzun süren bu görüşmeler sonuçlanmadan, imara açık olmayan bu arazi Fiskobirlik tarafından yaklaşık 300 milyon liraya üçüncü kişilere satılıyor.
Ve mesele tam da burada derinleşiyor…
Bu satıştan sonra Giresun Belediyesi tarafından revizyon imar planı değişikliği yapılıyor ve bu değişikliğin içine daha önce satılan söz konusu Fiskobirlik arazisi de dahil ediliyor.
Yani önce satış, sonra imar.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Şehircilik hukukunun temel ilkesi açıktır:
İmar planları kişilere göre değil, kamu yararına göre yapılır.
Ancak burada ortaya çıkan tablo, imar planlarının, mülkiyet hareketlerine göre şekillendirildiği izlenimini doğurmaktadır.
Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yılmaz Can’ın,
“Burası üniversitenin sahile açılan tek kapısıdır” ifadesi, meselenin yalnızca ticari değil; üniversitenin geleceği, kamusal erişim ve şehir hakkı meselesi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Siyasi boyutu da göz ardı edilemez…
Fiskobirlik Olağan Mali Kurulu’nda, Fiskobirlik Yönetim Kurulu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar’ın üniversite yönetimine yönelik sert sözleri, konunun artık sadece yerel bir tartışma olmaktan çıktığını göstermektedir.
Bayraktar, Rektör Prof. Dr. Yılmaz Can’ın, “Bize sormadan sattılar” sözlerine atıfla toplantı salonunda,
“Ya sen Fiskobirlik malına ortak mısın kardeşim?” ifadeleriyle karşılık vermiştir.
Yine Bayraktar aynı toplantıda, üniversitenin sahile açılan kapısı vurgusu üzerinden,
“Üniversitenin sahile açılan kapısı diyerek şehri angaje etmişler” sözleriyle konuyu küçümseyen ve kamu yararı tartışmasını tali hale getiren bir yaklaşım sergilemiştir.
Bu üslup, bir kamu üniversitesinin rektörüne yönelik olmasının ötesinde, meselenin hukuki ve kamusal boyutunu tartışmak yerine, şahsileştirilerek ve basitleştirilerek geçiştirilmeye çalışıldığını da göstermektedir.
Bayraktar’ın, AK Parti Giresun milletvekillerinin de konudan bilgisi olduğunu belirtmesine rağmen, salondaki milletvekillerinin konuya dair herhangi bir görüş açıklamaması ise kamuoyunda soru işaretlerini daha da artırmıştır.
Burada sormak gerekiyor:
Bir kamu üniversitesinin gelişim alanı olarak gördüğü ve yıllardır müzakere ettiği bir arazi, önce üçüncü kişilere satılıp ardından imara açılıyorsa…
Bu süreç gerçekten kamu yararına mı işletilmiştir?
Bugün bu revizyon imar planının yargıya taşınacağı konuşulmaktadır.
Ancak kanaatimce bu mesele, yalnızca mahkeme dosyalarında değil, devlet aklında da ele alınmalıdır.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Giresun halkı adına beklentimiz;
Bu işin başından sonuna kadar nasıl yürütüldüğünün açık açık ortaya konulmasını,
Satışta ya da imar değişikliğinde devletin ve milletin zarara uğrayıp uğramadığının araştırılmasını,
Giresun Üniversitesi'nin önünün kesilmemesini ve şehir planlamasında herkesin yararının gözetilmesini istiyoruz.
Çünkü burada mesele bir arsa değildir.
Mesele, devletin şehirlerine ve üniversitelerine nasıl baktığıdır.
Mesele, kamu vicdanının rahat olup olmayacağıdır.
Bu nedenle, bu sürecin kamu yararına uygun şekilde aydınlatılması ve gerekli adımların atılması hususunu saygıyla arz ediyorum.










