Ramazan ayı gelince bazı kurumlarda sanki görünmez bir el mesaiyi askıya alıyor. Bazı yönetici ve memurların daireye geç geldiğine, işi ağırdan aldığına ve mesai bitmeden "erken kaçtığına" şahit oluyoruz.
Sonra da o klasik, sığınılan cümle geliyor: "Oruçluyum."
Kusura bakmayın ama oruç, iş savsaklamanın bahanesi değildir!
Oruç, İşin Bahanesi Olamaz
Özellikle yöneticilerden başlayarak tüm memurlar ve kamu işçileri, bu mübarek ayda tembellik bir yana, iki kat dikkatli olmak zorundadır. Vatandaşı kapıda bekletmek, işi süründürmek, güler yüz göstermek yerine yüz asmak ibadet değil, resmen kul hakkıdır.
Ramazan’da kul hakkı daha mı ucuz sanılıyor? Aksine, oruçluysan daha düzgün çalışacak, vatandaşa zorluk çıkarmayacak, onun hayır duasını alacaksın.
"Dedikodu Kazanı" ve İbadet
Bir de kurumların içinde dönen dedikodu kazanı var… O onun arkasından konuşur, bu bunun kuyusunu kazar. Sonra da akşam iftara oturup sevap bekler!
Şunu net ifade edelim: Gıybetle tutulan oruç, aç kalmaktan öteye geçmez. Astına bağıran amir, amirine saygısızlık eden memur… Devlet dairesi kahvehane değildir! Ramazan bahanesiyle kimse edep sınırını aşamaz.
İbadet, Görevden Kaçış Kapısı Değildir
Namaz elbette başımızın tacıdır. Ama namaz kılıyorum diye yarım saat, bir saat ortadan kaybolmak ne dinle ne vicdanla bağdaşır. İbadet, görevden kaçış kapısı olamaz!
Ayrıca, Ramazan'da soğan, sarımsağı aşırı yiyerek mesaiye gelenler var. Ortalık kokudan geçilmiyor; hem çalışanlar, hem de işi için gelen vatandaş perişan oluyor. Bu da resmen kul hakkıdır. Oruç tutmak kimseye milleti rahatsız etme hakkı vermez.
Kamu Malı ve "Kul Hakkı"
Ne yazık ki az da olsa bazı idareciler; Cuma namazına gitmek, pide aldırmak, çocuklarını okula götürüp getirmek ya da kendisini sabah evden aldırıp, akşam eve bıraktırmak gibi tamamen kişisel işler için resmi araçları kullanabiliyor.
Oysa bunların hepsi kul ve kamu hakkıdır. Bu tür uygulamalar orucun ruhuna da aykırıdır. Mesaiye uyulmuyorsa alınan para haramdır; oruçluyken haram yenmez, haram lokma çoluk çocuğa yedirilmez!
Sonuç: Ramazan Yavaşlama Değil, Yükseliş Ayıdır
Vatandaşa zorluk çıkaran şunu bilsin: Ahı kalır, duası kalır, hesabı kalır!
Ramazan; gevşemenin değil, adam olmanın ayıdır. Dilin tutulduğu, elin temiz kaldığı, işin hakkıyla yapıldığı aydır. Kul hakkıyla ibadet yan yana yürümez.
Özetle şunu net söyleyelim: Ramazan’da devlet yavaşlamaz! Vicdan hızlanır, ahlak yükselir, sorumluluk artar! Kim bu ayı tembellik fırsatı sanıyorsa, hem millete hem Allah’a karşı yanlış yapıyordur.
Oruçlarımızın kabul olması temennisiyle, hayırlı Ramazanlar diliyoruz.











