Kokarca konusunda defalarca uyardık. “Önlem alınmalı, ilaçlamalar zamanında yapılmalı, üretici ve vatandaş bilgilendirilmeli, sahada daha etkin mücadele yürütülmeli” dedik. Ama görünen o ki tehdit giderek büyüyor; kokarca bu yıl, geçen yıla göre çok daha fazla!
Bahçelerde kokarca yoğunluğu her geçen gün artıyor. Yıllardır fındıkta çok ciddi zarara neden olan bu haşere, artık sebze ve meyvelerde de kendini göstermeye başladı. Fasulyeden domatese, incirden çeşitli meyvelere kadar birçok üründe zarar tablosu netleşiyor. Dolayısıyla mesele artık yalnızca fındık üreticisinin sorunu olmaktan çıkmış, Türkiye'nin genel tarımsal üretimini doğrudan ilgilendiren devasa bir tehdide dönüşmüştür.
Tehdidin boyutunu kendi bahçemdeki acı tecrübeden biliyorum: Üç yıl önce 53,5 olan fındık randımanım, geçen yıl 48’e düştü. Bu yıl ise tam üç kez ilaçlama yapmama rağmen ancak 45 randıman alabildim. Sahil kesiminde randımanların 45-49 bandına gerilediği, hatta bazı bölgelerde 35-40’lara kadar düştüğü bildiriliyor. Fındığın dışı sağlam görünüyor; kırıyorsunuz, içi çürük! Dalında kuruyup kalan fındığı kırıyorsunuz, yine aynı manzara… Üç kez ilaçlanan bir bahçede bile sonuç buysa, mevcut mücadele yöntemlerinin yetersiz kaldığı aşikârdır.
Üstelik tehlike sadece bahçeyle sınırlı değil. Havaların soğumasıyla birlikte kokarca şimdi de kışlamak için kapalı alanlara yönelmeye başladı. Köylerde evlerin dış yüzeylerinde, camlarda ve bina çevrelerinde kitleler halinde görülüyorlar. Yakında evlere, ahırlara, depolara sığınacaklar. Kapalı alan ilaçlamaları genellikle kasım ayında yapılır ancak kasımı bekleyecek vaktimiz yok! Yetkililer şimdiden sahaya inmeli; evler, depolar ve binalar kontrol edilip mücadele derhal başlatılmalıdır. Bu savaşta zamanlama her şeydir.
Bir diğer temel aksaklık ise mücadeledeki koordinasyonsuzluktur. Bir üretici bahçesini titizlikle ilaçlarken, komşu bahçede hiçbir işlem yapılmıyorsa verilen tüm emek boşa gidiyor. Bu mücadele yalnızca tek tek üreticilerin bireysel çabasına bırakılamaz. Bütüncül, koordineli ve gerekirse bağlayıcı tedbirlerin uygulanması şarttır.
Samuray arısı salımı yapıldı, ilaçlamalar denendi, çeşitli önlemler alındı; fakat sahadaki acı tablo mevcut mücadelenin radikal şekilde güçlendirilmesi gerektiğini kanıtlıyor. Bakanlık, valilikler ve tarım teşkilatları süreci çok daha sıkı takip etmeli; hangi bölgede ne kadar başarı sağlandığı şeffafça analiz edilerek eksikler hızla kapatılmalıdır. Üretici de bu planlı mücadelenin aktif bir parçası kılınmalıdır.
Çünkü kaybettiğimiz sadece fındık değil; geleceğimiz, sebzemiz, meyvemiz ve milli servetimizdir. Üreticinin emeğini ve ülkemizin tarımsal gücünü korumak istiyorsak bugün çok daha güçlü ve sonuç odaklı adımlar atmak zorundayız.
Kokarca felaketinin bilançosu her geçen gün ağırlaşıyor. Zaman kaybetmeden, kokarcaya karşı tam anlamıyla bir seferberlik başlatılmalıdır!











