Ülkemizde hac meselesi artık sadece bir ibadet organizasyonu değil, aynı zamanda ciddi bir sosyal adalet tartışmasına dönüşmüş durumda. Geçen yıl yaklaşık 1 milyon 850 bin kişinin kuraya katılmasına karşılık, yalnızca 85 bin kişinin hacca gidebilmesi, ortaya çıkan büyük yığılmayı ve ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor: Bu kadar büyük bir birikmede yönetim zafiyeti var mı?
Bugün 15 yılı aşkın süredir hac kurası çıkmayan vatandaşların olduğu belirtiliyor. Birçoğu yıllar önce sağlıkla, gençlikle yazılmıştı; şimdi ise yaşlandılar. Kimileri yürümekte zorlanıyor, kimileri de fiziksel gücünü kaybetmiş durumda. Yıllarca umutla bekleyen insanlar artık sitem ederek şöyle diyor:
“Eğer sıra sistemi olsaydı şimdiye kadar çoktan gitmiştik.”
Bu serzenişte haksız olduklarını söylemek kolay değil. Çünkü insanlar yalnızca kura beklemiyor; aslında yıllardır bir umut, bir vefa ve bir adalet duygusu bekliyor. Yetkililer artık bu sorunu görmezden gelmemeli. Milyonları ilgilendiren böylesine önemli bir konuda, toplumun beklentilerini karşılayacak yeni çözüm yolları üzerinde ciddi şekilde durulmalı. Vatandaş artık yalnızca “sabırlı olun, bekleyin” cevabını değil, önünü görebileceği adil ve öngörülebilir bir sistem istiyor. Toplumun Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan beklentisi de tam olarak budur.
Çözüm: Karma Model
Elbette sorunun temel nedenlerinden biri Suudi Arabistan tarafından uygulanan kontenjan yetersizliği. Türkiye’den milyonlarca kişi kutsal topraklara gitmek isterken ayrılan kontenjan sınırlı kalıyor. Kontenjan artırılırsa hiç şüphesiz bir nebze olsun rahatlama sağlanabilir. Ancak mesele yalnızca bir sayı meselesi de değil; sistemin kendi içinde daha adil ve daha öngörülebilir hale gelmesi gerekiyor.
Belki de en makul çözüm yollarından biri karma bir model olabilir:
%70 Kıdem Esası: Kontenjanın büyük bir kısmı, uzun yıllardır bekleyen eski hacı adaylarına ayrılabilir ve onlar belirli bir sıra esasına göre gönderilebilir.
%30 Kura Sistemi: Kalan bölüm ise yeni başvuranlar için kura sistemiyle devam ettirilebilir.
Böylece hem yıllardır bekleyenlerin mağduriyeti azalır hem yeni başvuranlar tamamen umutsuz bırakılmaz hem de sistem daha adil ve öngörülebilir hale gelir. Yetkililerin toplumdaki bu rahatsızlığı dikkate alarak hacı adaylarını rahatlatacak somut adımlar ortaya koyması gerekiyor.
Belirsizlik Umutsuzluğa Dönüşmemeli
Bugün toplumda oluşan rahatsızlığın temelinde yalnızca beklemek yok, “Acaba bize hiç sıra gelmeyecek mi?” endişesi var. İnsanlar belirsizlikten yoruluyor. Bu nedenle yıllardır bekleyen hacı adaylarının gönlünü rahatlatacak, adalet duygusunu güçlendirecek yeni bir sisteme ihtiyaç olduğu açıkça görülüyor. Temennimiz odur ki, hiç kimse ömrünü kutsal toprakların hasretiyle tamamlamak zorunda kalmasın.
Bu yıl hacca gitme bahtiyarlığı yaşayan tüm hacı adaylarımızın ibadetleri kabul olsun. Şimdiden okuyucularımın, aziz milletimizin ve tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı tebrik ediyor; bayramın sağlık, huzur, birlik ve bereket getirmesini diliyorum.











