• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
14:11
MEB'de Büyük Yönetim Değişimi: 12 İlin Millî Eğitim Müdürü Değişti!
14:01
Muhsin Yazıcıoğlu davasında kan donduran itiraf: Enkazı bulup ölmesini beklemişler
13:00
Yargıtay'dan milyonlarca kiracı için emsal karar: Tahliye taahhütnamesi geçersiz sayılacak
12:55
Tam 11 yıl geçti, 8.7 milyar TL harcanan Şanlıurfa şehir hastanesi ne zaman açılacak?
12:52
Milli Eğitim Müdürü görevden alındı: 3 yıllık “istismar nöbeti” sonlandı
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Misafir Yazılar
  3. Basiret ve Teenni
Yayınlanma: 30 Haziran 2017 - 01:24

Basiret ve Teenni

30 Haziran 2017 - 01:24
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Basiret ve Teenni
Misafir Yazılar
Misafirin Sözü

 



Bazı atasözleri ve vecizelerimiz, sayfalarca anlatılacak bir konuyu bir cümlede ifade eder. “Acele işe şeytan karışır.” bunlardan biridir. Meseleleri etraflıca düşündükten sonra karar verip uygulamak hakkında söylenen bu sözün, bir kelimeyle ifadesi de mümkün: Teenni. Kelimenin sözlük anlamı “yavaş gitme; ilerisini düşünerek acelesiz davranma”dır.

Temkin, teenni gibi kelimeler bize, içinde yaşadığımız “hız çağı”nda modası geçmiş gibi görünebilir. Merhum Sabri Ülgener, İktisadî Çözülmenin Ahlâk ve Zihniyet Dünyası adlı eserinde “Ortaçağ zihniyeti”nin ağırlığı ve yavaşlığına örnek gösterirken buna işaret eder; “Tiz reftar olanın pâyine damen dolanır/Erişir menzil-i maksuda aheste giden” şeklinde ifade edilen bu temkin ve teenni temelli zihniyeti eleştirir. Bunda tamamen haksız olduğu söylenemez zira burada ifrata gidilirse meseleleri halının altına süpürmek, idare-i maslahat etmek vb. de mümkündür. Ancak tefrite de düşmemek icap etmez mi? Süratli çözüm üreteceğim derken ilerisini gerisini düşünmeden atılan adımların, telafisi mümkün olmayan hasarlar doğurması hâlinde ne yapacağız? Onun için yöneticilerin bazı hadiselerde gecikmeksizin tavır koymaları kadar teenni ile hareket etmeleri de elzemdir. Tabii bunu sağlayacak özellikler de basiret ve feraset, yani öngörü, anlayış ve seziş yeteneğidir.

Türkiye, özellikle son yıllarda bazı meselelerini çözmeye çalışırken uluslararası sistemin karmaşıklığından kaynaklanan ayrıntıları iyi hesap edememekten dolayı sıkıntılarla karşılaşıyor. Kuzey Irak Kürt yönetimi ile “iyi ilişkiler” kurup kendi “Kürt Meselesi”mizi “demokratik açılım” ve “çözüm süreci” ile halletmeye çalıştık ama sonucu hendek savaşları oldu. Suriye’de ön alıp etkili olmaya karar verdik ama pek çok muhalifin de ikaz ettiği gibi sonuç, uzun süren ve daha ne zaman biteceği belirsiz bir Suriye iç savaşı ve onun içinden de PKK’nın Suriye uzantısının hâkimiyet bölgesinde bir devletçik projesi oldu. İçeride, askerî-bürokratik vesayeti kaldırma perdesi altında yürütülen bir kampanya sonrasında yargı, emniyet, idare ve ordunun bugün FETÖ olarak tescillenen yapının hâkimiyetine girmesi ve akabinde yaşanan 15 Temmuz darbe girişiminin yol açtığı ağır siyasi, sosyal ve psikolojik tahribat yaşandı. Doğrusu bu kadar yıpratıcı ve yorucu darbeler, saldırılar ve düşmanlıklar karşısında hâlâ direncimiz varsa bunun en önemli sebebi, bütün bu tahribata rağmen sahip olduğumuz devlet geleneğimiz ve milletimizin genlerinde bulunan millet ve devlet olma şuurudur.

Bu konuların ve etrafımızdaki gelişmelerin 1990’lara ve öncesine uzanan hangi büyük plan çerçevesinde başımıza dert açtığını, küresel egemenlik mücadelesinin boyutlarını, Müslümanlar ve Türkler olarak bizim hatalarımız ve sorumluluğumuzun ne olduğunu geçtiğimiz yıllarda çok yazdık ve konuştuk. Ancak yapılması gerekenler konusunda en önemli nokta, belirli bir stratejiye göre hareket edilmesidir. Yani bir devletin tavırları, insiyaki ve tepkisel olarak değil; meselelerin kısa, orta ve uzun vadeli sonuçlarını, atılacak adımların yol açabileceği karmaşıklıkları enine boyuna ölçüp tartan bir yaklaşımın neticesinde belirlenmelidir. Biz burada, son gelişmelerle bağlantılı olarak teenni ve temkin ile hareket etmemizi âdeta haykıran örnekler üzerinde duracağız. Bunlardan biri Katar meselesi öteki de süregelen FETÖ yargılamaları ve kamudan ihraçlar konusudur.

İlk konu, bir müddettir mahiyetini anladığımız ve artık eski hatalarımızın farkına vardığımız, medeniyet coğrafyamızın tanzimine dönük küresel projeyle bağlantılı. Bize “yeni Osmanlı” havucunu gösteren üst aklın esas hedefinin, bölgede ikinci İsrail’in kurulması olduğu daha 1990’ların başında açıklanan haritalarda görülüyordu. Tabii arada iki ileri bir geri misali bizim gönlümüzü hoş eden açıklamalar, verilen garantiler de oldu. Ama ana hedeften sapılmadı. Nitekim en büyük müttefikimiz(!), Rakka operasyonunu Türk Devleti’nin terörist gördüğü ve bekasına tehdit saydığı PYD/YPG/SDG ile yapmakta beis görmedi. Cumhurbaşkanı’nın ziyareti de bu kararı değiştirmedi. ABD açıkça bizim terörist dediklerimize ağır saldırı ve savunma silahları veriyor(Bunların geri alınacağına dair yazılı taahhütlerin akıbeti PYD güçlerinin Menbiç’ten çekileceği hakkındaki söze benzeyecek). Hükûmetin Ortadoğu’da en önemli müttefiki olan Katar’a karşı Suudi Arabistan önderliğinde başlatılan tecrit kampanyası, ABD’nin tartışmalı Başkanı Trump’ın seyahatinden sonra geldi. Biz, Ortadoğu’da sözde bahar olarak adlandırılan vekâlet savaşlarının, “Müslümanların kanları ve kaynakları” üzerinden yürütüldüğünü telaffuz ediyoruz. Nitekim Trump da son derecede kârlı silah satışı anlaşmaları yaparak kaynaklar üzerinden tahsilatını yaptı.

Bu noktada şunu belirtmeliyiz ki, Libya, Mısır ve Suriye politikalarımızdan ders almamız ve bu derslerin gereğini yapmamız gerekiyor. Katar krizinde,  Katar’ın gerek yaptığı yatırımlar gerekse dostluğu bizim bu meselede müdahil olmamızı gerekli kılıyordu. Bu hareketin bizatihi Türkiye’ye yönelik olduğu da açıktır. Bununla birlikte diplomatik yaklaşım, ileride meydana gelebilecekleri de öngörerek yani basiretle uzlaştırıcı ve taraflara eşit mesafede bir dil kullanılmasını, yani Suudileri ve müttefiklerini de ikna edici bir yaklaşımı gerektiriyor. Nitekim bu meselenin esası Müslümanların “kaynakları” idi ve ABD ile Katar arasında yapıldığı söylenen uçak alım satımı anlaşması, işi kısmen tatlıya bağladı. (Son açıklamalara göre Sayın Cumhurbaşkanı, Suudi Kralı ile telefonda görüşmüş ve Almanya’da yapılacak G-20 zirvesinde de görüşülecekmiş.)

Öte yandan, ABD’nin Suriye uçağını düşürmesi ise özellikle IŞİD’in kontrol ettiği bölge üzerindeki paylaşım savaşında belirli bir aşamaya gelindiğini gösteriyor. ABD, Fırat’ın doğusu ve Menbiç’i de kapsayan bölgede PYD Kürdistanı’nı kurmaya azimli; Rusya ise doğrudan PYD’ye karşı çıkmıyor ama rejimin kontrol ettiği alanın daralmasına da karşı görünüyor. Türkiye’nin kontrol ettiği bölgeye yönelik IŞİD ve YPG saldırıları ile birlikte düşünüldüğünde, ileride Türkiye’nin bu bölgeden çıkarılmasına yönelik hamleler gelebileceği ve böylece PKK koridorunun tamamlanabileceği ihtimal dâhilinde. Dolayısıyla Barzani’nin referandum kararı ve Suriye’deki gelişmeler, önümüzdeki aylarda sürecin çok daha tehlikeli bir dönemece girebileceğinin işaretleridir. Türk Devleti, bu konularda basiretli davranmak ve kararlı bir tavır sergilemek zorunda. Hangi saiklerle olursa olsun Kuzey Irak yönetiminin referandumunun ve hele Kerkük’ün bu oylamaya dâhil edilmesinin kesinlikle tanınmayacağının ilan edilmesi şarttır. Yine aynı şekilde, sözde müttefiklere de Suriye’de çeşitli adlarla faaliyet gösteren PKK unsurlarının (PYD/YPD/SDG) Suriye’nin kuzeyinde bir devletçik kurmalarına asla müsaade edilemeyeceği, Süleymanşah Türbesi’nin asli yerinin hukuken Türk toprağı olduğu, buranın ve Türkiye’den oraya uzanan yolun hiçbir terörist unsurun kontrolünde bırakılmasının söz konusu olamayacağı, açık ve kesin bir şekilde bildirilmeli ve gereği yapılmalıdır. Coğrafyamızı paramparça etmeye azimli küresel egemenlere karşı net bir duruş sergilemezsek kendi ülkemizde de aynı akıbete duçar olacağımız galip ihtimaldir. PYD’ye alenen gönderilen silahlar ikinci bir çuval hadisesidir, yutmamalıyız. Türk devleti, bin yıldır var olduğu bu vatan için ödenecek başka bedeller varsa ona da hazır olduğunu herkese ilan etmelidir.

 

***

15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında ilan edilen OHAL sürecinde, FETÖ üyesi veya FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı oldukları gerekçesiyle kamudan ihraç edilen kişilerle ilgili durum da bu hususta çarpıcı bir örnektir (Tutuklama ve yargılamalar ayrı bir konu olduğundan burada sadece açığa alma ve ihraçlar üzerinde duracağım.) Burada da işlemlerin hukuk devleti normlarına uygun bir çerçevede yapıldığını kimse iddia edecek durumda değil. Yaşanan darbe girişiminin mahiyeti ve sonuçları dikkate alındığında, ilk günlerde verilen tepkilerin olağan olduğu açıktır. Elbette ki devletin temellerine dinamit koyan bir girişimin faillerine başka türlü muamele edilemezdi. Burada yalnızca komutanlarının emriyle olaylara karışan erler konusunda daha baştan dikkatli bir tavır alınabilirdi ama fiilen darbeye iştirak eden rütbeli şahısların devlet kadrolarından ihracı ve tasfiyeleri normalin ötesinde zaruri idi.

Ne var ki, fiilen darbe teşebbüsüne katılmamış, FETÖ denilen yapının teşkilatlanmasında yer almamış, ilişkileri bir bankaya para yatırmak, dershane veya okullarda öğrenci veya öğretmen olarak bulunmak, yurtlarda kalmakla sınırlı olan, yapının sempatizanı düzeyindeki kişiler hakkında verilen ihraç kararlarının, aynı derecede olağan, zaruri ve haklı olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Yine, FETÖ ile alakası olmayan, milliyetçi camiaya mensup çok sayıda kişinin, gerek üniversitelerde gerekse diğer kamu kuruluşlarında şahsî çıkarlar veya kurum içi çekişmelerin neticesinde, salt ihbarlara dayalı olarak açığa alındıkları ve ihraç edildikleri de bilinmektedir. Bu noktada, söz konusu yapıyla bu şekildeki bağlantı veya ilişkilerin hangi tarihten itibaren suç olduğu konusu da hukuken son derecede tartışmalıdır. Burada en doğru yaklaşım, ne zaman ve nerede olursa olsun kanunlara aykırı eylemleri olanlar yani darbe teşebbüsüne fiilen katılan ve yardım edenler, sınavlarda soru çalan ve çalıntı sorularla memuriyet kazananlar, başkalarına kurulan kumpaslarda rol alanlar vb. hakkında gerekli soruşturma ve yargılamaların yapılmasıdır.

Son dönemde gerek yargılamalar gerekse CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı “Adalet yürüyüşü” vesilesiyle bu konular yoğun olarak tartışılıyor. Biz, daha önce de müteaddit defalar açıkladığımız gibi, içindeki malzemenin kimlere gittiğinden bağımsız olarak “MİT Tırları Operasyonu”nun ihanet olduğunu, bununla ilgili haberler ve açıklamalarda Türkiye’yi savaş suçlusu durumuna düşürebilecek ifadelerin masumiyetten kaynaklanmadığını düşünüyoruz. Başta sözde büyük müttefik olmak üzere, coğrafyamızdaki terör örgütlerini, ağır silahlar dâhil, silahlandıranları görmeyip sınırımızda soydaş ve akrabalarımızın yaşadığı bir ülkeye yönelik politikamızı-yapılan hatalar hariç- eleştirenleri de kesinlikle tasvip edemeyiz. Buradaki duruşumuz açıktır. Bununla birlikte, adaletin layıkı veçhile tecellisi de hepimizin özen göstermesi gereken bir husustur. Mağduriyetlerin bir an önce giderilmesi de suçluların hak ettiği cezaya çarptırılması da adaletin gereğidir. Bu noktada rehberimiz, hukuk devleti ilkeleri olmak zorundadır. İdari açıdan ise devleti yönetenlerin özellikle yönetim makamlarına ve önemli görevlere atamalarda FETÖ tecrübesinden gereken dersleri çıkarmaları hayati önem taşır. Onun içindir ki, aynı zamanda Kur’an’ın da emri olan iki evrensel yönetim ilkesini sözde değil, özde benimsemek ve uygulamak zorundayız: Adalet ve liyakati yani emaneti ehline vermek.

Hamiş: Ülkemiz ve İslam dünyası, yine terör ve savaşların gölgesinde bir bayramı idrak edecek. Geçmişimiz bizim için bir ilham kaynağı olduğu kadar bir ibret kaynağıdır da. Yaşadıklarımızı doğru değerlendirip gerekli dersleri çıkararak barış ve huzur içinde nice bayramlara erişmeyi ümit ediyor; Türk milletinin, Türk dünyasının ve bilumum İslam âleminin bayramını kutluyorum.

Prof:Dr. Mehmet ÖZ

Türk Ocakları Genel Başkanı

Yazarın Diğer Yazıları

  • Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler - 04 Temmuz 2026
  • Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez! - 03 Mayıs 2026
  • Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak - 02 Mayıs 2026
  • Kahramanmaraş katliamcısı toksik internet alt kültürünün kurbanı mı? - 21 Nisan 2026
  • Türklerin sınırları ve 2700 yılın intikamı - 26 Şubat 2026
  • Kafe, lokanta, hastane, mağaza... Türkiye'de tabela göçmenliği - 21 Şubat 2026
  • İhanetten geriye kalan - 19 Şubat 2026
  • Erol Çatma'nın eski TKP'ye ilişkin bir değerlendirmesi - 17 Şubat 2026
  • Bir kavramsal istila ve anayasal sabotaj: 'Eşit yurttaşlık' maskesiyle milli devletin tasfiyesi - 01 Şubat 2026
  • PKK'nın Siyasetteki Kolu DEM, Kandil'den Yönetiliyor - Nusaybin'deki Oyun Alçaklıktır - 31 Ocak 2026
  • Türkçeyi küçümseyen akademi... 307 ismi görmezden geliyor - 17 Ocak 2026
  • PKK'yı Terör Örgütü Saymamak Tatsız Bir Şaka Mı? - 15 Aralık 2025
  • İmralı Görüşmesinin Düşündürdükleri - 30 Kasım 2025
  • PKK'nın Yeni Propaganda Atağı : Çekiliyoruz - 02 Kasım 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 12 Ekim 2025
  • 1978 Kahramanmaraş Faciasının Mağdur ve Mazlumlarından Ökkeş Şendiller Hakk'a. Yürüdü - 01 Ekim 2025
  • "Paniklemiş tavuk gibi koşuşturuyorlar" - 23 Eylül 2025
  • Kürtleşen Türkmen Aşiretleri - 20 Eylül 2025
  • 43 Yıl Sonra 12 Eylül Darbesi - MHP Ve Ülkücü Kuruluşlar Davası - 12 Eylül 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 08 Eylül 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 12
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Mazlumların Kanı Petrolden, Altından Daha Değerlidir!
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
MEB Şube Müdürlerinin İdari Amirlik Yetkisi Hiyerarşinin Vazgeçilmez Unsurudur
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Kime Güveneceğiz!
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Derin Sohbet
Eğitim Mühendislerine Yakışmayan Teslimiyet ve Sorumsuz Yetkililer Saltanatı
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Eğitim Mühendislerine Yakışmayan Teslimiyet ve Sorumsuz Yetkililer Saltanatı
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Yetkiliyi Değil Yetkisizi Suçluyoruz
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasette Zemin Kayması
Cumhurbaşkanı'mızdan Bir Kararname de Kariyer Tazminatının Emeklilikte Devam Etmesi İçin İstiyoruz!
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Cumhurbaşkanı'mızdan Bir Kararname de Kariyer Tazminatının Emeklilikte Devam Etmesi İçin İstiyoruz!
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Linkoln, Mao Size; İnatçı Kahraman Ağa Bize
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı-6
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Öğretmen Ne Yapsın?
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Öğretmen Ne Yapsın?
Sri Lanka Kandy Seyahati
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Kandy Seyahati
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Misafir Yazılar
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Atatürk'e Saldırıların Planlayıcısı Yunan ve İngiliz İstihbaratıdır!
Orhan KILIÇOĞLU
Atatürk'e Saldırıların Planlayıcısı Yunan ve İngiliz İstihbaratıdır!
''Ne Sen Beni Gördün, Ne de Ben Seni…''
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
''Ne Sen Beni Gördün, Ne de Ben Seni…''
Türk Milliyetçilerinde Zihniyet Değişimi
Ali Kemal Gül
Türk Milliyetçilerinde Zihniyet Değişimi
15 Temmuz: Ders Aldık mı?
Türk Ocakları'ndan
15 Temmuz: Ders Aldık mı?
Destanların Gölgesinde Bir Uyanış: Tandoğan'da Yükselen Anadolu Ruhu
Şerife Güven
Destanların Gölgesinde Bir Uyanış: Tandoğan'da Yükselen Anadolu Ruhu
Destanlar Burcundayım!
Köksal Cengiz
Destanlar Burcundayım!
Tarih İdeolojiyle Değil, Belgelerle Yazılır: "Kurtuluş Savaşı" Kavramı Üzerine
Şevket Sezer
Tarih İdeolojiyle Değil, Belgelerle Yazılır: "Kurtuluş Savaşı" Kavramı Üzerine
Çok Okunan Haberler
Öğrenci affı TBMM'den geçti: Kimler yaralanabilecek?
Öğrenci affı TBMM'den geçti: Kimler yaralanabilecek?
Danıştay yürütmeyi durdurdu: Hukuk fakültesi barajı yeniden 125 bin
Danıştay yürütmeyi durdurdu: Hukuk fakültesi barajı yeniden 125...
Öğretmen ve okul idarecilerinin ek ders saatleri değişti !
Öğretmen ve okul idarecilerinin ek ders saatleri değişti !
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo