• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
00:56
Bayan Öğretmenlere Mesaj Atan 2. İl Milli Eğitim Müdürü İddiası
00:42
Ankara Valisi ve Emniyet Genel Müdürü değişti
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Misafir Yazılar
  3. İsmail Kahraman'ın konuşmasının arka plânı
Yayınlanma: 05 Eylül 2022 - 13:22

İsmail Kahraman'ın konuşmasının arka plânı

05 Eylül 2022 - 13:22
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
İsmail Kahraman'ın konuşmasının arka plânı
Misafir Yazılar
Misafirin Sözü


İsmail Kahraman’ın şehirlerin kurtuluş günlerinin kutlanmasını eleştiren sözleri , özellikle “İstanbul’un kurtuluşu 6 Ekim, İzmir’in kurtuluşu 9 Eylül kim demiş? Ne münasebet, Cihan harbi bitti, müstevliler alacaklarını birkaç misli aldı ve öyle gittiler, çekildiler. Kurşun sıkmadık ki.” demesi, bu tarz kutlamaların “ben esirdim, köleydim, esaretim bitti diye ikrarda bulunmaktır, bu küçüklük kompleksi verir” ifadesi büyük tepki topladı.

Bu sözler Valilik, Belediye, Rize Dernekler ve Vakıflar Birliği tarafından Rize‘nin fethinin 561’nci yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen tören ve gösterilerin protokol konuşması sırasında söyleniyor. Bu törenin iktidar partisinin Rize’li en etkili ismi olan İsmail Kahraman’ın isteği doğrultusunda düzenlendiği anlaşılıyor.

TBMM Başkanlığı, Kültür Bakanlığı, iki dönem milletvekilliği ve öğrenciliği döneminde MTTB başkanlığı yapan, halen Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Başkan vekili olan Kahraman’ın konuşması önceden düşünülmüş, hazırlanmış, basının ve partisinin siyasi tabanının daha fazla dikkatini çekeceği hesaplanarak protokol konuşması içerisinde sunulmuştur. Ona göre “fetih niteliğinde” olmayan askeri başarılar, kutlanmaları gereksiz, hatta sakıncalı sıradan olaylardır. Başka bir deyişle İsmail Kahraman Osmanlı’nın 16’ncı asra kadar süren fütuhat dönemindeki zaferlerin dışında önemsenecek, kutlanacak bir başarımızın bulunmadığını düşünüyor. Özellikle millî varlığımızı korumak maksadıyla Çanakkale‘de başlayan, yedi yıl kesintisiz devam eden savaş dönemindeki zaferlerimizi ve siyasi sonuçlarını önemsemeyi de yanlış buluyor.

İsmail Kahraman tarihimizi ve olayları bu tarzda yorumlarken asıl maksadı şehirlerin kurtuluşunu önemsiz göstermek değil; bu açıdan bakıldığında bunları başaran isimler de doğal olarak önemsiz hale getirilmiş oluyor. Başta Mustafa Kemal olmak üzere Millî mücadeleyi zaferle sonuçlandıran bütün komutanlar, her rütbeden askerler olağanüstü bir başarının kahramanları değil, kendiliklerinden çekilip gitmeye karar vermiş olan istilacıların boşalttıkları alanlara gelen sıradan insanlar konumuna sokuluyor. Gazi Meclis’in varisi TBMM’nin bir dönem Başkanlığını yapan İ.Kahraman bu konuşmasıyla, Kadir Mısıroğlu’nun hezeyanlarını tarihi gerçekler olarak benimseyen günümüzdeki siyasal İslamcıların zihniyet dünyalarındaki çarpıklığın tipik bir örneğini sergilemiş oluyor.
19’ncu asrın son çeyreğinde Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi gibi aydınlar tarafından başlatılan, Meşrutiyet döneminde Mehmet Akif, Sait Halim Paşa, Musa Kazım, Mehmet Ali Ayni, İzmirli İsmail Hakkı, Şemsettin Günaltay, Elmalılı Muhammed Hamdi gibi isimlerin yer aldığı İslâmcılık düşüncesi en önemli fikir ve düşünce hareketlerimizden biriydi. 27 Mayıs darbesinden sonra başlayan siyasi, fikri ve kültürel ortamda ortaya çıkan yeni İslâmcılık hareketi ise çok farklı bir kulvarda seyretti. Bu hareketin içerisinde olanlar Mısır ve Pakistan gibi ülkelerden yapılan çok sayıdaki tercüme neşriyatın etkisi altında kaldılar. İhvan hareketinin Hasan el-Benna, Seyit Kutup gibi liderlerinin kitapları bu çevrelerde başucu kitabı olarak okunuyordu. 70’li yılların başında Necmettin Erbakan’ın kurduğu Millî Nizam / Selamet / Refah Partileriyle İslâmcılık siyasi bir akım haline geldi, siyasallaştı. İsmail Kahraman başından beri bu hareketin içerisinde yer aldı.

Meşrutiyet dönemi İslâmcılığı önemli bir fikir akımıydı. Bu düşünceyi benimseyen alimlerin, aydınların temel gayesi dağılmakta olan, emperyalistlerin kuşatması altında çaresiz görünen devleti kurtarmak, milletimizi selamete çıkarmaktı. Bunların çoğu Millî Mücadelenin içerisinde yer aldı, Ankara’yı destekledi. Günümüzde İslâmcılık ise fikir ve düşünce alanından uzaklaşarak siyasal bir ideoloji haline geldi. Temel değer olarak ümmeti esas alıyorlar. Milleti kavim ya da ırk milliyetçiliği kavmiyetçilik / ırkçılık olarak algılıyorlar; dolayısıyla millî değerlere, millî kültüre soğuk bakıyorlar. Millîci yanı ağır basan Mehmet Akif’i bile benimsemiyorlar.

İsmail Kahraman “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” tanımlamasının güzel bir örneği. “Esaret altında mıydık ki kurtuluş söz konusu olsun“ derken İstanbul’un 13 Kasım 1918‘den başlayarak 1922 Ekim’ine kadar süren acı dolu günlerini düşünmüyor. Milletin Meclisi’nin basılmasının, mebusların yakalanıp Malta’ya sürülmesinin, Şehzadebaşı karakolunda yataktaki askerlerimizin şehit edilmesinin, Padişaha ve hükümet üyelerine her vesileyle hakaret edilmesinin, Türklerin can ve mal güvenliğinin kalmayışının ne anlama geldiğini düşünmüyor. Belli ki ne Süleyman Nazif’in “Kara Bir Gün” makalesini, ne de Kemal Tahir’in “Esir Şehrin İnsanları” romanını, ne de Yakup Kadri’nin “Vatan Yolunda” isimli eserini okumamış. Büyük Zafer kazanılmamış olsaydı Yunan Kralı’nın Ayasofya’da taç giymeye hazırlandığını, işgal ettikleri Trakya’dan Lloyd George’u ikna ederek İstanbul’a girmek üzere beklediklerini de bilmiyor. Bunlar bir yana 26 Ağustos’ta Afyon’dan yürüyüşe geçen, 9 Eylül’de yani 14 günde İzmir’e gelen askerimizin çoğunun yırtılan çarıklarını ve elbiselerini bile değiştirmeye fırsat bulamadığından da haberi yok; askerimizin bu insanüstü çabasının, kaçan Yunan askerlerinin geçtikleri yerlerde sivil halka çok feci katliamlar yaptığını, şehir ve köyleri yaktıklarını bu korkunç mezalimin İzmir’de de yaşanmasını önlemekten kaynaklandığını, günlerdir yarı aç durumda oldukları halde yemek molası bile vermediklerini düşünmeden “9 Eylül”ün kurtuluş günü olarak anılmasını eleştirebiliyor. Mütedeyyin bir insanın Millî Mücadele döneminde Türk ve Müslüman ahalinin yaşadığı büyük sıkıntılara, acılara bu derece duyarsız kalmasına siyasi bağnazlık demenin ötesinde bir ad bulamıyorum. “…Müstevliler geldiler, istediklerinin kat kat fazlasını alıp gittiler.“ hükmünü İsmail Kahraman gibi Devletin çok önemli makamlarında bulunmuş bir insana yakıştıramıyorum. İlkokulu bile bitirememiş sokaktaki cahil bir insan bile, alaya alınmaktan çekinerek böylesine kesin hükümler vermekten kaçınır. Devlet-i Aliye’nin idam fermanı anlamına gelen Sevr’in uygulanmasını kimlerin ve nasıl engellediğini, galiplerin nasıl olup da Lozan’da barış masası kurmak zorunda kaldıklarını bilmeyen bir lise öğrencisi sınıfını geçemez. Ama bazıları bilgilerinin sığlığına rağmen nasıl oluyorsa adeta kanat takıyorlar, en önemli makamlara ulaşabiliyorlar, “akil insan” denilerek saygı görüyorlar, baş köşeye oturabiliyorlar.

Nuri GÜRGÜR 
Türk Ocakları Eski Genel Başkanı

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Kahramanmaraş katliamcısı toksik internet alt kültürünün kurbanı mı? - 21 Nisan 2026
  • Türklerin sınırları ve 2700 yılın intikamı - 26 Şubat 2026
  • Kafe, lokanta, hastane, mağaza... Türkiye'de tabela göçmenliği - 21 Şubat 2026
  • İhanetten geriye kalan - 19 Şubat 2026
  • Erol Çatma'nın eski TKP'ye ilişkin bir değerlendirmesi - 17 Şubat 2026
  • Bir kavramsal istila ve anayasal sabotaj: 'Eşit yurttaşlık' maskesiyle milli devletin tasfiyesi - 01 Şubat 2026
  • PKK'nın Siyasetteki Kolu DEM, Kandil'den Yönetiliyor - Nusaybin'deki Oyun Alçaklıktır - 31 Ocak 2026
  • Türkçeyi küçümseyen akademi... 307 ismi görmezden geliyor - 17 Ocak 2026
  • PKK'yı Terör Örgütü Saymamak Tatsız Bir Şaka Mı? - 15 Aralık 2025
  • İmralı Görüşmesinin Düşündürdükleri - 30 Kasım 2025
  • PKK'nın Yeni Propaganda Atağı : Çekiliyoruz - 02 Kasım 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 12 Ekim 2025
  • 1978 Kahramanmaraş Faciasının Mağdur ve Mazlumlarından Ökkeş Şendiller Hakk'a. Yürüdü - 01 Ekim 2025
  • "Paniklemiş tavuk gibi koşuşturuyorlar" - 23 Eylül 2025
  • Kürtleşen Türkmen Aşiretleri - 20 Eylül 2025
  • 43 Yıl Sonra 12 Eylül Darbesi - MHP Ve Ülkücü Kuruluşlar Davası - 12 Eylül 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 08 Eylül 2025
  • Etnikçi Fitne Bitmedi. Bölgede Yaygınlaşıyor - 28 Ağustos 2025
  • Eski hastalık, yeni biçimler: Türkiye'de yolsuzluk anatomisi - 22 Ağustos 2025
  • Öcalan Mimarlığını Yaptığı KCK'ya Neden Suskun - 01 Ağustos 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 12
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Mesleğiniz nedir? "Cumhuriyet öğretmeniyim."
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Fındıkta Kuruma Alarmı: Felakete Mi Gidiyoruz?
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Eğitim Meselemiz /Ulusal Egemenlik ve Türk Ocakları
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Sende mi Hocam Diyen Öğrencimize Mektup(1)
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
ABD İsrail Savaşı İnsanlıkladır!..
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
Bize Öğretmeniyle Barışık Siyasetçi ve Yetkili Lazım
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Bize Öğretmeniyle Barışık Siyasetçi ve Yetkili Lazım
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Şehit Muhsin Yazıcıoğlu
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yazıtlarda Geçen Bazı Sözcükler
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Reyhan Yıldız Eğitimci Yazar
Kalbin Sükûtuna Doğru: Bir Ramazan-ı Şerif Niyeti
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
Eğitim Zorunlu Mu, Sorunlu mu?
Elveda Gençlik
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Elveda Gençlik
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Kahramanmaraş katliamcısı toksik internet alt kültürünün kurbanı mı?
Misafir Yazılar
Kahramanmaraş katliamcısı toksik internet alt kültürünün kurbanı mı?
Yazılarımı 1000 Yıl Sonrası İçin Yazıyorum.
Orhan KILIÇOĞLU
Yazılarımı 1000 Yıl Sonrası İçin Yazıyorum.
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Din Anlayışının Ahlaki Çöküntüdeki Etkisi ve Felsefi Düşünce
Türk Olmanın Gururu
Ali Kemal Gül
Türk Olmanın Gururu
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Kadını Niye Siyaset Yapmalıdır?
Şerife Güven
Türk Kadını Niye Siyaset Yapmalıdır?
Milli Şehidim
Köksal Cengiz
Milli Şehidim
24 Nisan'ın Gerçek Yüzü: İhanetten Tehcir'e Uzanan Süreç
Şevket Sezer
24 Nisan'ın Gerçek Yüzü: İhanetten Tehcir'e Uzanan Süreç
Çok Okunan Haberler
'Türkçe öldü' diyen Nazif Yılmaz gece yarısı görevden alındı
'Türkçe öldü' diyen Nazif Yılmaz gece yarısı görevden alındı
Malatya'daki Okul Kütüphanesine Kitap Bağış Çağrısı
Malatya'daki Okul Kütüphanesine Kitap Bağış Çağrısı
Okullarda 'x-ray, turnike ve panik butonu' dönemi başladı
Okullarda 'x-ray, turnike ve panik butonu' dönemi başladı
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim