• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
01:46
Antalya SGK’da rüşvet soruşturması: İl müdürü tutuklandı
00:14
Pendik'te Folklor Kurumu'ndan "Gönülden Ele" Uygulamalı En Sanatları Yıl Sonu Sergisi
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Misafir Yazılar
  3. Türklerin Birliği Ülküsünde tarihî bir aşama: Türk Devletleri Teşkilatı
Yayınlanma: 07 Aralık 2021 - 11:44

Türklerin Birliği Ülküsünde tarihî bir aşama: Türk Devletleri Teşkilatı

07 Aralık 2021 - 11:44
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Türklerin Birliği Ülküsünde tarihî bir aşama: Türk Devletleri Teşkilatı
Misafir Yazılar
Misafirin Sözü

 

8 Kasım 2021’de İstanbul’da, Barış ve Özgürlükler Adası’nda (Yassıada) başlayan Türkçe Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi - Türk Keneşi’nin 8. Zirvesi’nin 11 Kasım’daki üçüncü gün toplantısında, Türk dünyası açısından tarihî bir karar alındı. Kuruluş’un adının artık Türk Devletleri Teşkilatı olacağı açıklandı. Böylece 31 Ekim 1992’de ilk olarak Ankara’da yapılan devlet başkanları toplantılarının 30. yılında, Türk devletlerinin, adlı adınca resmî bir teşkilat çatısı altında bir araya gelmeleri sağlanmış oldu.

Aslında 1992’deki ilk toplantının açılış konuşmasını yapan Turgut Özal, bu tarz bir birlikteliğin kurulmasının gerekliliğini işaret etmişti. Ancak Özbekistan Cumhurbaşkanı Kerimov,devletler üstü bir örgütün devletlerin egemenlik hakları açısından sakıncalı olacağını, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev ise ülkesinin o dönemdeki etnik yapısının buna uygun olmadığını öne sürerek itiraz ettiler. Ancak süreç, yavaş da olsa işledi. 2009 Nahçıvan Toplantısı’nda bu zirvelerin adının Türk Keneşi (Konseyi) olması kabul edildi. 2021’de İstanbul’da Türk Devleri Teşkilatı adının kabulünün bir başka özelliği, bunun Türk Cumhuriyetleri’nin bağımsızlıklarını kazanmalarının 30. yılına denk gelmiş olmasıdır. 

Şartlar, Türk dünyası için 30 yıl öncesinden her bakımdan çok farklıdır. 1991’de 31 Ağustos’ta Özbekistan ve Kırgızistan, 18 Ekim’de Azerbaycan, 27 Ekim’de Türkmenistan bağımsızlıklarını ilan ederken Sovyetler Birliği henüz resmen dağılmamıştı. Türkiye, hiç beklemeden kardeş devletleri tanıdı ve Büyükelçilikler açarak ilişkileri başlattı. Ancak Sovyet-Rus tahakkümünden kurtularak bağımsızlıklarını kazanmak yeterli değildi, Türk devletlerinin her birinin büyük sorunları vardı. Ekonomi, kurumlarıyla sanayi tesisleriyle felç hâlindeydi; üretim durmuş, kurumlar çalışmıyordu. Kazakistan’da nüfusun yüzde 42’sini Ruslar oluşturuyordu. Yöneticilerin önemli kısmı, önceki dönemden kalanlardı. Bağımsızlığın yol haritası ve dayanacağı esaslar belirlenmediğinden karmaşa yaşanıyordu. 

Türkiye’nin de bu tarihî gelişmeye hazırlığı yoktu. Aydınlarımızın önemli bölümünün kafası karışıktı. 1944’de Devlet’in, Türk milliyetçilerini “Turancılık yapmak”la, komşularımızla aramızı bozmaya çalışmakla suçlayıp cezalandırmaya kalkışmasının, resmî ağızlardan bu yönde demeçler verilmesinin etkisi altındaydılar; sınırlarımızın doğusunda milyonlarca soydaşımızın varlığına duyarsız kalıyorlardı. Konuyu sahiplenip projeler hazırlaması gereken ilgili devlet makamları, ne yapılacağını bilememenin, daha acısı önemini kavrayamamanın şaşkınlığı içinde bocalıyordu.Bu dönemde, neyse ki konuya genç yaşlarından itibaren ilgi duyan, konuşan, yazan rahmetli Dündar Taşer’in ifadesiyle “imalat dışı” milliyetçi aydınlar da vardı. Değişik hükûmetler döneminde Namık Kemal Zeybek, Ayvaz Gökdemir, Ahad Andican’ın bakan olmaları; Acar Okan, Umut Arık, Öner Kabasakal’ın bürokraside üst düzey görevler almaları, Türk dünyası ilişkilerimizde bazı olumlu adımların atılmasını sağladı. Süleyman Demirel’in girişimiyle on bin öğrenci getirme projesinin kısmen de olsa belli bir süre uygulanması, güzel bir başlangıçtı. Ancak projenin altının doldurulamaması, enflasyon nedeniyle bursların yetersiz kalması sonucu proje bir süre sonra gündemden düştü. 

2009 yılındaki Nahçıvan Zirvesi, Türk Cumhuriyetleri’nin ilişkilerini kurumsallaştıran tarihî bir adımdır. Türk Keneşi’ninkurulmasının yanında bilimsel, kültürel ve ekonomik ilişkilerin gelişmesine yararlı olacak başkanlıkların ihdasıylailişkilerin önü açılmış oldu. Bu kararların alınmasında, çok yüksek düzeyde Türklük ve Türk dünyası bilincine sahip olan dönemin Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in bıkıp usanmadan sürdürdüğü çabalarının büyük payı vardır.Fakat bu samimi çabalar, üye ülkelerin yeterli ilgiyi göstermemeleri, meseleyi fikir alanında faal hâle getirecek inançlı bir entelektüel zeminin bulunmayışı gibi sebeplerle hayata geçirilemedi; projeler genellikle kâğıt üzerinde kaldı.

Geçen yıl yaşanan Azerbaycan-Ermenistan Savaşı’nda,Türkiye’nin her bakımdan Azerbaycan’ın yanında olması,ihtiyaç duyulan her türlü desteği anında karşılaması özellikle Türk SİHA’larının yoğun hava desteği, Azerbaycan’ın zaferinin yolunu açtı. Türk devletlerinin aralarında kurmaları gereken işbirliğinin, dayanışmanın ne kadar önemli ve yararlı olacağı açıkça ortaya çıktı. Hâlen iki büyük emperyal gücün, Çin ve Rusya’nın giderek artan iki taraflı baskısı altında bunalan beş Türk Cumhuriyeti’nde güvenlik sorunu birinci gündem maddesi hâline gelmiş bulunuyor. Bu devletlerin yöneticileri, Azerbaycan’ın kazandığı zaferin tahlilini elbette yapıyorlardır. Otuz yıldır birçoklarına bir hayal gibi gelen Türk Devletleri Teşkilatı‘nın ihdasında, Karabağ Zaferi’nin etkisi tartışılamaz. İlham Aliyev’in de Zirve’de değindiği gibi Nahçıvan-Zengezur güzergâhının bir an evvel tamamlanması gerekiyor. Böylelikle Türk devletlerinin aralarındaki kültürel, ekonomik, sosyal, bilimsel ve teknolojik ilişkilerin çok daha yüksek düzeyde kurulması sağlanabilecektir. Ermenistan’ın yanısıra Rusya ve İran’ın engelleyici girişimlerini önlemek üzere, ortak diplomatik çabaların zaman geçirilmeden ortaya koyulması gerekiyor.

Yüz elli yıl kadar önce Gaspıralı İsmail Bey’in veciz ifadesiyle Türkler arasında “Dilde, fikirde, işte birlik”hedefine ulaşılmakta olduğunu artık görebiliyoruz. Elbette daha yapılması gereken pek çok şey var. Ekonomik ve ticari ilişkileri, yoğunlaşarak daha ileri aşamalara taşımanın önünü açacak, insanlar bunun herkesin yararına olacağını somut şekilde göreceklerinden bunu yapmanın yolları bulunacaktır. 

Bu durum, yakın zamanda Avrupa’da yaşandı. Fransa ve Almanya‘nın 50’li yılların başında aralarında yeni bir savaş çıkmasını engellemek maksadıyla yaptıkları Kömür-Çelik Anlaşması, kısa sürede yeni ülkelerin katılımıyla önce “Avrupa Ortak Pazarı”na ardından “Avrupa Ekonomik Topluluğu”na, yüzyıl bitmek üzereyken sadece ekonomik ve ticari ortaklık değil, bir medeniyet projesi olma iddiasıyla “Avrupa Birliği”ne dönüştü. Türk devletlerinin aralarındaki ilişkilerin tarihî, kültürel, dinî mahiyetini, soy ve etnik birlikteliğin değerini anlamaya başladıklarını sevinerek görüyoruz. “Türkçe Konuşan Ülkeler” adı yerine “Türk Devletleri Teşkilatı” adını tercih etmeleri, bunun somut örneğidir. Böylelikle Türklüğün yakın zamana kadar sadece Türkiye halkını kapsadığı şeklindeki yanlış telakkinin yıkılıyor, hepsinin kuşatıcı üst kimliği olduğu görülmüş oluyor. İstanbul Zirvesi’nin ilk iki gününde hazırlanan “2040 Yılı Vizyon Belgesi”nde, önümüzdeki süreçte ekonomik ve teknolojik alanlarda ve diğer konularda yapılması öngörülen hususlar, ciddi bir emek ve çabayla hayata geçirildikleri ölçüde Türk dünyasında millî gelir ve refah artacak, yeni bir medeniyet hamlesinin başlaması temenniden çıkıp gerçeğe dönüşecektir. 

Türkiye’nin önümüzdeki iki yıl teşkilat başkanlığını yürütecek olması, ciddi bir fırsattır. Teşkilat’ı kâğıt üzerinde yazılı olmaktan çıkarıp kurumlarıyla, kurallarıyla faal hâle getirmek gibi ağır bir sorumluluğu yüklenmiş durumdayız.Konunun önemiyle orantılı ciddi bir çalışma dönemini başlatabiliriz. Bu, lafla olmaz; evvela bu iş için görevlendirilecek isimleri doğru seçmek gerekir. Liyakat, birikim, uzmanlık gibi özelliklere sahip; aynı zamanda yapacağın işin hazzını ve heyecanını duyan isimler yerine, siyasi yakınlık ve sadakatin öne çıktığı kimseler tercih edilirse önümüzdeki tarihî fırsatı daha baştan kaybederiz. Türkiye’nin “Aksakal”ı daha farklı, konuyla yakın ilişkisi olan bir isim olmalıydı. Mesela Prof. Dr. İlber Ortaylı tercih edilemez miydi? Aliyev’e verilen ve onursal anlamı olan nişanın yazılarının İngilizce olması, “dilde birlik” ilkesiyle bağdaşıyor mu? Asırlardır özlemimiz olan “Türk birliği” ülküsünün kapıları açılmışken bu tarz yanlışlarla konu yeniden buzdolabına konulursa çok yazık olur.

Nuri GÜRGÜR
Türk Ocakları Eski Genel Başkanı

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez! - 03 Mayıs 2026
  • Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak - 02 Mayıs 2026
  • Kahramanmaraş katliamcısı toksik internet alt kültürünün kurbanı mı? - 21 Nisan 2026
  • Türklerin sınırları ve 2700 yılın intikamı - 26 Şubat 2026
  • Kafe, lokanta, hastane, mağaza... Türkiye'de tabela göçmenliği - 21 Şubat 2026
  • İhanetten geriye kalan - 19 Şubat 2026
  • Erol Çatma'nın eski TKP'ye ilişkin bir değerlendirmesi - 17 Şubat 2026
  • Bir kavramsal istila ve anayasal sabotaj: 'Eşit yurttaşlık' maskesiyle milli devletin tasfiyesi - 01 Şubat 2026
  • PKK'nın Siyasetteki Kolu DEM, Kandil'den Yönetiliyor - Nusaybin'deki Oyun Alçaklıktır - 31 Ocak 2026
  • Türkçeyi küçümseyen akademi... 307 ismi görmezden geliyor - 17 Ocak 2026
  • PKK'yı Terör Örgütü Saymamak Tatsız Bir Şaka Mı? - 15 Aralık 2025
  • İmralı Görüşmesinin Düşündürdükleri - 30 Kasım 2025
  • PKK'nın Yeni Propaganda Atağı : Çekiliyoruz - 02 Kasım 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 12 Ekim 2025
  • 1978 Kahramanmaraş Faciasının Mağdur ve Mazlumlarından Ökkeş Şendiller Hakk'a. Yürüdü - 01 Ekim 2025
  • "Paniklemiş tavuk gibi koşuşturuyorlar" - 23 Eylül 2025
  • Kürtleşen Türkmen Aşiretleri - 20 Eylül 2025
  • 43 Yıl Sonra 12 Eylül Darbesi - MHP Ve Ülkücü Kuruluşlar Davası - 12 Eylül 2025
  • Hukuk Devletinin Ve Demokrasinin Olmazsa Olmazları: Kurumlar, Kurallar, Bağımsız, Tarafsız Yargı - 08 Eylül 2025
  • Etnikçi Fitne Bitmedi. Bölgede Yaygınlaşıyor - 28 Ağustos 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 12
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Türk'ün Eskimeyen Değeri: Hakemlik ve Kanaat Önderliği
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memur ve Emeklisine Ek Zam İçin Daha Ne Bekliyorsunuz?
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Kokarca Tehdidi Gittikçe Çoğalıyor: Suçlu Kim?
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Kültür Ve Sanata Dair
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Lisedeki Protestonun Düşündürdükleri
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Susma Haykır! Farz et ki Müstevli Çocukları Azdılar!
Orhan KILIÇOĞLU
Susma Haykır! Farz et ki Müstevli Çocukları Azdılar!
Coğrafya Kader midir?
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Coğrafya Kader midir?
Duyarlılık
Ali Kemal Gül
Duyarlılık
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Şerife Güven
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Huzura Hasret Bayramlar
Köksal Cengiz
Huzura Hasret Bayramlar
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Şevket Sezer
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Çok Okunan Haberler
Sınıfta kalınca müdür yardımcısını tehdit etti
Sınıfta kalınca müdür yardımcısını tehdit etti
 Hilvan'da Çocuklarımızın Eğitim Hakkı Ve Geleceği Korunmalıdır!
Hilvan'da Çocuklarımızın Eğitim Hakkı Ve Geleceği Korunmalıdır!...
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo