Türkiye bunca badireler atlatmaya çalışırken ve sözde bu sorunların altında milli birlik ve beraberlikle kalkarız nutukları atılırken bunun icraata yansımaması bize bu kafa iflah olmaz dedirtiyor.
Bu bakış; gidin ölün, gidin kavga edin, o zaman kardeşiz; ama her kavganız millet selameti için değil bizim ya da benim bekam için olsun demekten başka bir anlam ifade eder mi?
Bu anlayışın tezahürünü bizler Milli Eğitimde hergün yaşıyoruz. Düşüne biliyor musunuz ki ilin tepesindeki Müdür liyakata göre bir şeyler yapmak istiyor. Çağırıyor konuşuyor tamam ben seni şuraya layık gördüm diyor; iki saat geçmeden müdahaleler sonucunda bu kararından vazgeçmek zorunda kalıyor. Müdahaleyi yapan malum sendikadan başkası değildir. Böyle bir durumda verim almak ya da liyakatli kişilerle çalışma şansı olabilir mi? Buna birçok örnek verebiliriz.
Okulda yıllardır çalışan Müdür yardımcısı varken dışarıdan bir öğretmeni okul müdürü olarak gönderen bir zihniyetin verim almak gibi bir derdi olur mu?
Devletin atadığı İlçe Müdürü her icraatını sendika başkanına sorup onay aldıktan sonra hayata geçiriyorsa o idarecide şahsiyet olur mu? O makamın bir itibarı olur mu?
Devlet bürokrasisi hala malum paralel sendikadan talimat alıp iş ve işlem yürütüyorsa orada devlet olur mu?
Bürokrasi ne yazık ki devletin memuru olmaktan çıkmıştır. Anayasamızdaki tanımından çoook uzaklarda bir yerde durmaktadır. Bu Anayasanın hiçe sayıldığı anlamını doğurmakta ve Anayasa bir ülkede rafa kalkmışsa yönetiminin adını da siz koyun!
Milli Eğitimde problemler her gün artarak devam ederken yetkili sendika bunları dillendirmek yerine İl ve İlçe yöneticilerine sopa göstermekte ve daha fazla acemiyi istihdam etmekten başka hangi işle meşguldür?
Normlar tespit edilmeden norm fazlası öğretmenleri bir yıl önceki güncellemeyle atayan zihniye bu öğretmenleri bir yılda iki veya üç okul dolaştırmakta iken neden bu konuyu gündeme taşımamakta?
Masumiyetini bildiği halde kimi görevden alınan kamu çalışanları için neden hiçbir çalışmanın içerisinde yer almamaktadır?
Kendi atadıkları basiretsiz iş bilmez müdürler kurs seçmeyi öğrencinin iradesine bırakan yönetmeliğe rağmen keyfi davranıp bazı dersleri gizlemelerine neden karşı çıkmıyorlar?
Düne kadar liyakat ve ehliyet diyenler aradan henüz iki ay geçmeden ne çabuk kıvırdınız!.. Düne kadar bu ülkede herkesin hakkını hukukunu korumak bizim görevimizdir kardeşliği tesis edeceğiz, artık hak eden makamlara gelecek diyenler ne çabuk unuttunuz!..
Ey yetkililer gerçekten sizin normalleşmeyi sağlamanızı engelleyen kim veya kimlerdir? Niçin söylediklerinizi yutmak zorunda kalıyorsunuz? Sizi bu kararlı söylemlerinizden vazgeçiren çok mu kuvvetli bir lobi vardır?
Sonuç olarak bu cephede yani Milli Eğitim cephesinde değişen bir şey yoktur. Sadece aslansınız kaplansınız, siz kapıda bekleyin; lazım olursanız yine çağırırız, işiniz şimdilik bitti gibi son derece yakışıksız bir bakış açısı hala etkin ve hala iş başındadır.











