Bir devletin vatandaşa dönük olan yüzü kuşkusuz kamu çalışanlarıdır. O yüzden vatandaşa yansıyan ne ise devlette odur. Eğer bir kamu çalışanı görevini layıkıyla yapamıyorsa suçlanan o memur değildir, suçlanan devletin hizmetteki kusurudur. Hakim yanlı karar veriyorsa devlet yanlıdır anlamı çıkar. Yapılan her türlü mülakatta mülakatı yapanlar adam kayırıyorsa bu kayırmacılığı yapan devlettir. Yani şahsın devlet adına görev yaparken yaptığı her yanlış devlette fatura edilmektedir.
Kamunun önemli kademelerine yerleştirilecek birine ihtiyaç duyulduğunda hemen ya siyasilere ya da yakın çevrelere sorulup oldu bittiye getirilmektedir. Oysa belki yakınınızın ya da partinizin tavsiye ettiği kişilerden çok daha ehil insanlar kenarda iş beklemektedirler. Ya ne olacak benim adamım olsun çamurdan olsun mantığıyla hareket edenler, aslında devlet itibarını bilerek veya bilmeyerek zedelemektedirler. Oysa devlet vatandaşını fırsat eşitliğinden yararlandırmak zorundadır. Herkese açık, rekabeti geliştirerek kamuda verimi artıracak, vatandaşa daha iyi davranacak ve belki de devlet ve millet yararına çok daha güzel işler yapacak kişilerin önü açılmış olacaktır.
Son dönemlerde mülakatı adeta liyakatli insanların önünü kesmek için vasıta olarak kullanan hükümet ne yazık ki devleti de vatandaşın gözünde itibarsızlaştırmıştır. Bunun lamı cimi yoktur arkadaş! KPSS de doksan aldığı halde öğretmen veya memur olarak atanamayan kişinin ailesinden, akrabasına ve arkadaşına kadar herkes devletin adil olmadığı düşüncesine kapılmaz mı? Ya da müdürlük mülakatlarında abuk sabuk sorular sorarak işin ehli birçok idareciyi kapının önüne koyarak aynı şekilde bu idareciyi tanıyan veya yakını eşini dostunu aynı düşünceye sevk etmez mi? Elbette kamu çalışanının bazı temel karakterlere sahip olması gerekir. Bize göre aranacak en önemli özellik şahsiyet ve kişilik sahibi olmasıdır. Partilerin değil devletin memuru olduğunu anlamalı ve bütün kamuya eşit mesafede duran adil-çalışkan-dürüst olmalıdır. Ne yazık ki mülakatta torpille gelecek olan hiçbir kişide bu özellikleri gö-re-mez-si-niz! Bu kadar net söylüyoruz çünkü torpili tercih ederek bu özelliklerin tamamını yerle yeksan etmiştir.
Rahmetle yad ettiğimiz Üstat Abdurrahman Karakoç yıllar önce İsyanlı Suküt, Dohtor Bey,HAKİM Bey ve Hasan’a Mektup adlı şiirlerinde bir vatansever olarak bu durumu anlatırken aslında isyan ediyordu. “Varmıştı makama arzu hal için
Bey dedi yutkundu eğdi başını
Bir azar yedi ki o biçim
Şey dedi yutkundu eğdi başını” İsyanını nedeni adaleti dünyaya hakim kılmak için yola çıkan bir ecdadın torunu olarak kendi vatandaşına adaleti sağlayamamanın verdiği ıstıraptı. Bir mefküreyi gerçekleştirmek bir başkasının yanan evini kurtarmayı bırak kendi evinin içindeki yangını söndürememenin ıstırabını yaşıyordu.
Sonuç olarak Kamu çalışanı istihdamında kaliteye önem vermiş olsalardı gerçekten kılı kırk yararlardı. Oysa buna önem vermeyenler veya nasılsa herkes yapar anlayışıyla hareket edenlerin aslında bile bile devleti çürüttüklerini görüyoruz. Kaybettirdikleri devletin adalet anlayışıdır, hukuk anlayışıdır, devletin ciddi yüzüdür. Dolaysıyla devlete büyük darbe vurmaktadırlar!..











