Bugün sınav esnasında elinde cevşenler, cüzler alıp okul kapısında dualar eden, sadaka dağıtan, çocuğunu sınava uğurlarken gözyaşı döken annelerin babaların isteği nedir sizce?
Sınavdan çıkarken çocuklarını kucaklayıp gözlerinin içine umutla bakarak, haydi güzel şeyler söyle ya da çocuk ağlıyorsa muhtemelen kötü geçmiştir diye teselliler sıralayan anne ve babalar bu çabası ne içindir?.
Bir sınavı adeta ölüm kalım meselesi olarak görüp bu heyecanı yaşamanın amacı nedir, nedir bu telaş?
İşte bütün bu heyecan ve telaşların nedeni bir hafta önce mezuniyet sırasında yaşanan belki de şık durmayan bir tavrın olduğu okul veya okullara girmek içindir. Bilen bilmeyen her önüne gelenin ağız dolsu sözlerle yok şunların okuludur, bunların okuludur zaten bunlar böyle hedefe koydukları okulu isteme arzsudur. Çünkü bugünkü sınav çocuklar için ikbal ve istiklal olarak görülüyor ve bu ikbal ve istiklal ise birtakım kişilerin anlaymadıkları o okullarda görülüyor.
İl müdürünün olduğu bir programda farklı bir yöntem kullanarak protesto gerçekleştirmeyi tasvip etmediğimiz gibi bu olayı siyasi kavga ortamına çekmeyi de uygun bulmuyoruz. Aslında yerinde ve zamanında itraza sevinmeliyiz, çünkü itaat kültürü toplumu ileriye taşımaz. Özellikle devletin müdürü yalnızmış gibi sendikaların yanındayız resimlerini paylaşmaları masumene bir protesto üzerinde siyasi bir tartışma iklimi yaratmaktan başka bir amaca hizmetetmez? “Garip olan dünyanın her yerinde sendikalar çalışanın yanındadır, fakat bizdeki sendika da bugüne kadar hep patronun yanında durmayı seçmiştir.” Bu da her şeyden önce bu güzide kurumlarımıza ve geleceğimize zarar verir.
İl müdürü, ilçe müdürü, okul müdürü hatta yanınındayız diye sendika başkanları acaba çocuğunu bu okula göndermek istemezler miydi? Elbette isterdi, bugün nasıl velilerimizin tüm duası çocuklarının İstanbul Erkek lisesi, Galatasaray Lisesi, Kabataş Anadolu Lisesi, Kadıköy Anadolu Lisesi ve Çapa Fen gibi okullar için idiyse eminim bu olaya müdahil olan hatta bu okulları karalamaya çalışan kişilerin de duası çocuklarının bu okullara girmesi içindir.
Çok değil bu çocukları biraz dinlesek acaba ne kaybederiz. Öncelikle idareci seçimlerinde biraz daha liyakat ve ehliyeti önemsersek kıyamet mi kopar. Varsay ki Türk Eğitim Senli ya da sendikasız veya başka sendikaya mensup birini atarasanız size rağmen bu okulda ne olabilir ki. Biraz daha iletişimi kuvvetli, çocuklarla içiçe, onlara tepeden bakmayan, baskıcı değil sevecen bir okul idaresiyle daha güzel neticeler alınamaz mı, velilerle öğrencilerle daha iyi diyaloglar kurulamaz mı?
Her olaydan sonra topu taca atmak ve bunlar zaten böyledir diyerek bu itirazların uydurma, iftira ve hükümeti yıpratma hareketi olarak lanse etmek en kolay iştir. Elbette niyet okumuyoruz lakin bu çocukların hükümetle falan derdi olmadığını umuyoruz. Çünkü bu kadar yüksek aykülü gençlerin daha farklı şeyleri dertetmlerini arzuluyoruz.
Sonuç olarak biz bugün coğrafyamızda insanları aydınlatan gerçek anlamda mütteffekir bilim insanlarının eksikliğini yaşıyoruz. Yukarıda adı geçen liselerimizde çok sayıda aydın, bilim insanı ve bürokrat yetişmiştir. Bunların içinde Rahmetli Necmettin Erbakan, Sulhi Dönmezer, Fehmi Ülgener gibi muhafazakar kimlikliler çıktığı gibi moda bir deyimle seküler ya da milli ve manevi değerler açısında hassasiyeti olmayanları da görmek mümkündür. Türkiye gibi büyük bir ülkede elbette bunlar da olacaktır. Dolaysıyla gözümüz gibi bakmamız gereken kurumlarımızı günlük bir takım tartışmalarla yıpratmak hiç kimseye fayda getirmeyecektir. Bu okullarla ilgili biraz daha hassasiyet geleceğimiz açısından oldukça önem arz etmektedir. Temennimiz büyük düşünmek ve büyük davranmak için liyakat, ehliyet ve adaleti hakim kılmak ve ortak aklı kullanmaktır. Bu vesile ile LGS sonuçlarının hayırlara vesile olmasını ve her şeyin geleceğimiz olan çocuklarımızın gönlüne göre olmasını temenni ederim.











