PERVASIZLIĞA GEÇİT VERİLEMEZ!..
Başarı eşit şartlar içerisinde yapılacak olan rekabette önde olmaktır. Şartların eşit olmadığı ortamlarda rekabet adil olmadığı gibi kazananın ve kaybedenin önceden belli olduğu bir sonuç kaçınılmaz olmaktadır. Manivela görevi gören dışarıdan müdahaleler elbette müdahil olanların etkinliğine göre değişir. Söz gelimi size destek veren bir bakkal ile holding patronunun etkinliği farklı olacaktır. Hele ki bu destek devletten gelmişse karşısında duracak güçte ancak devlet olabilir. Hiçbir kurum veya kuruluş devletin gücünü yenecek kuvvete sahip değildir.
Son günlerde gerek sosyal medyada gerekse çeşitli yayın kuruluşlarında EBS yöneticileri yaptıkları üye sayılarıyla övünmekte ve bu sayıları elde etmeyi ciddi sendikacılık yaptıklarına bağlamaktadırlar. Yıllara göre sendika üye artışları ve bu artışlardan önceki müdahaleleri bilmeyen hiç kimse yoktur. Söz gelimi 2002-2009 yılları arasında yalnızca görevlendirmelerle okulları idare eden bakanlık ilk yönetmeliğini 2009 yılında çıkartmıştır. Bu tarihe kadar Türk Eğitim Sen yetkiliyken her seferinde güç dengesini nasıl değiştiririm diye çaba içerisine girmiş son altı yılda on iki tane yönetmelik değişikliği yapmıştır. İdarecilik zafiyeti geçiren adeta aş eren kimi yönetici olma hastalığına düçar kişiler sendikalarını değiştirip pusuda yatmaya başlamışlardır. Mülakat ya da görevlendirmeyle getirilen idareciler diyet borçlarını ödemekte elinden geleni yapmaktadır. Bu çabayı yetersiz bulan sendika temsilcisi okul kurum müdürlerine ev ödevi gibi üye yapma mecburiyeti getirmektedir.
Bunlar açıkça ortada iken pişkinlik yapıp biz kazanım elde ettiğimiz için üye yapıyoruz demelerine kendilerinden başkasının inanması da asla söz konusu olamaz.
Biz stajyer öğretmenlerle yemekli toplantı yaptık diyerek sosyal medyada paylaşım yapmak sizin doğal hakkınızdır. Lakin o toplantı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ya da Şube Müdürlüğü kanalıyla yapılmışta size konuşma hakkı verilmişse işte bu densizliktir. Tabi ki stajyer öğretmenlere sendikanızı anlatmak hakkınızdır. Lakin bunu idare odalarında müdür ile birlikte yapmanız kabul edilemez. Size bu imkanları tanıyan idareciler diğer sendikalara da aynı ortamı sağlamakta böylesi iştahla davranıyorlar mı? Değilse o zaman Devlet Memurları kanununda belirtilen şu ilkeye muhalefet edip suç işlemekteler. “Devlet Memurları görevlerini yerine getirirken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayrımları yapamazlar. DMK-7”
Şimdi bu gerçeklikten hareket edersek bırakın sıradan vatandaşı bu ikiliği memurlar arasında yapan idareciler suç işlemiş olmuyorlar mı? Oysa 4688 Sayılı Sendikalar yasasında sendikal faaliyet yapma konusunda yükümlülükleri vardır ve sınırları yasayla bellidir.
Müdür Ya da Müdür Yardımcısı koltuğunda yanına da Müdürü alan yedi keçili ağa gibi yayılan sendikacı sendikacılık falan yapmıyor. Yaptığı iş devlet imkanlarını kullanarak öğretmenler üzerinde bir baskı oluşturmaktır. Benzer durumda Kaymakam, İlçe Müdürü, Belediye Başkanının hazır bulunduğu ortamlarda stajyer öğretmene yemek yedirip sendikacılık yapanlar o kaymakam, ya da İlçe Müdürü, Belediye Başkanı başka sendikanın organizasyonuna katılıp stajyerler öğretmenlerle tanışma zahmetinde bulunur mu?
Sonuçta senin hakkın varsa benim de hakkım vardır diyecek bir yüreklilikle pervasızlığa ve hukuksuzluğa karşı çıkmak hak arayanların boyunlarına borçtur. Bu yüzden pervasızlara geçit vermeyecek olan yürekli insanlardan başkası olamaz.











