Ne yazık ki uygulamalar bu okullara iyi niyetle müdahale edildiği izlenimi vermiyor. Buradaki idarecilerin son dönemlerde ki söylem ve eylemleri de bunu gösteriyor. Hüseyin Avni Sözen Okulu Müdürünün okulun açılış günündeki sözleri ardından Kabataş Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısının basına sızan sözleri ve bu idarecilerin uygulamaları göstermiştir ki amaç bu okullara siyasi ve ideolojik anlamda dönüştürmektir.
Evet Hükümetler dün de bugün de eğitimi toplumu dönüştürme aracı olarak görmekteler ve bu onların hep birinci amacı olmuştur. Ondandır ki eller aya biz kaldık yaya sözü toplumun ağzında çiklet olmuştur. Bugün buna isyan edenler dün neden seslerini çıkartmazlardı acaba? Çünkü onlar da yaptıklarının çağdaş bir eğitim getirmekti diye savunmaya geçip kendilerinin doğru işler yaptığına inanıyorlardı. Peki bugün ideolojilerini eğitime egemen kılmaya çalışanlar ne diyor. Efendim biz çocuklarımıza milli ve manevi değerleri veriyoruz yanlış bir şey mi yapıyoruz ki, diyorlar.
O halde bu hakikatler ortada dururken tencere dibin kara, senin ki daha kara sarmalından çıkamıyoruz. Hükümetlerin kendi ideolojileri doğrultusunda bir eğitim müfredatı dizayn etmeleri kısmen kabul edilebilir. Ancak kabul edilmeyecek olan ise eğitimde fırsat eşitliğini ortadan kaldırmaktır. Kabul edilmeyecek bir başka bakış toplumu kamplaştıracak, ayrıştıracak, din, mezhep ve etnik köken farklılıklarını kaşıyacak bir eğitim politikasının okullarda sürdürülmesidir. Kabul edilemez çünkü her devlet eğitimde kendi bekasını sağlayacak politikaları egemen kılmak zorundadır. Muhafazakar bir toplum arzulamak elbette bu anlamda tehlikeli değildir. Sorun olan nasıl bir muhafazakarlık anlayışıyla hareket ettiğinizdir.
Öncelikle iki bin yıllık bir devlet kültürünüzün olmazsa olmazlarına sadık mısınız? İslamla müşerreflenen bu toplumun kabul ettiği İslami yaşayış modeline ne kadar bağlısınız? İmam Maturidi ve Yesevi anlayışını okullarda ne kadar verebiliyorsunuz? Millilik anlayışınız devlet sürekliliği içerisinde mi yoksa bir zamana hapsedilen bir millilik midir? Toplumu kederde, kıvançta tasada bir ve beraber hale getirecek ne tür söylem ve yöntemler hayata geçirmektesiniz? Çağdaşlık veya muasırlaşmak konusunda ne tür projeler hayata geçirmektesiniz? Etnik köken ve mezhep kaşıyıcılığını durduracak ne tür söylem ve eylemler içerisindesiniz? Millilik konusundaki tezatları ortadan kaldırmak için ne kadar kararlısınız? İşte bu ve benzeri konularda atacağınız adımlar sizin geleceğe dair niyetinizi ortaya koymaktadır.
Bugünkü uygulamalar FATİH Projesi bu çıkmazdan bizi kurtarmadığı gibi Başbakan’ın tekli öğretime geçeceğiz söylemi hiçbir gerçekliğe dayanmaz. Hala okullarında ücretli olarak istihdam edilen öğretmenlerin %50 si iki yıllık mezunu ve formasyonsuzken, İlkokul ve Orta okullar ayrılmamışken bu çıkış siyasi bir manevradan başkası değildir.
Bütün bu çıkışlar bize gösteriyor ki; eğitimde kaliteyi arttırmak gibi bir dertleri olmayanlar eğitim politikalarında İmam hatip ideolojisini hayata geçirmekle meşgul olmaktalar. İmam Hatip’e dönüştürülemeyen okulları da proje okulları adı altında dönüştürme gayretleri tam gaz sürdürülmektedir. Bunun yanı sıra cemaat dernek ve vakıfların eğitimdeki ağırlıkları azalmıyor aksine gittikçe artmaktadır. Kimi yöneticiler daha ileri giderek bu okulları adeta siyasi söylem ve eylemlerin yuvasına dönüştürmekten imtina etmiyorlar.
Sonuç olarak; uygulamada eğitimde kaliteyi arttırma adına makyaj tedbirler dışında bir şey yapılmazken ideolojik anlamda devasa adımlar atılmaktadır. Ne yazık ki bu ideolojik anlayış toplumu birleştirecek, kaynaştıracak bir bakış açısından fersah fersah uzaktır. Ayrıca proje okulları bu anlayışla yönetilmeye devam edildiği takdirde çok geçmez bu okulların diğer taşra yani proje olmayan okullarından hiçbir farkı kalmaz. Proje okulları proje midir? Evet kesinlikle toplumu dönüştürme projesidir.











