• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
11:50
Anaokulunun sahibi kadın müdürü vurdu
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Ali Kemal Gül
  3. Batının Yükselişi Ve Osmanlı
Yayınlanma: 03 Şubat 2024 - 23:07

Batının Yükselişi Ve Osmanlı

03 Şubat 2024 - 23:07
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Batının Yükselişi Ve Osmanlı
Ali Kemal Gül
Bakış

 Tarihimizi öğrenmek, geleceğimizi şekillendirmek için gerekli olan bilgilere ve becerilere sahip olmamızı sağlar. 
Geçmişten ders alarak, daha iyi bir gelecek inşa etme adına.
Ortak bir geçmişe sahip olduğumuzu fark ederek, birlik ve beraberliğimizi güçlendirebiliriz. Toplumsal farkındalığımızı artırarak, daha adil bir dünya için mücadele edebiliriz.
*
Bir Türk Devleti olan Osmanlının genel durumu hakkında okuduklarımızdan, derlediklerimizden edinimlerimizi ve Batı Medeniyeti ile mukayeseli bir özetle günümüze ışık tutacak, ders verecek dramatik bir demeti bir hatırlatma ile sunmaya çalışalım: Eski filozoflar derler ki; ‘’milletleri uyutmak için ya içi boş büyük hayallerle oyalayın veyahut küçük idealler peşinde koşturun’’.
*
Biz konumuza dönelim; 
Avrupa, Orta Çağda uygarlıktan yoksun, çok geri bir zihniyetin tutsağıydı. Aynı dönemde günümüzdeki anlamıyla uygarlık sadece İslam toplumlarında vardı. İspanyada yeşeren Endülüs uygarlığında olduğu gibi. Bu uygarlıkta Müslümanlar taştan yapılmış tam korunaklı harika evlerde yaşarlardı.
*
 Aynı dönemde Paris’te insanlar Sen nehri kıyısındaki barakalara sığınmışlardı. Yoksuzlukları da diz boyuydu… Ama böylesi bir perişanlığı yaşayan o zihniyette geri Avrupa; 16. yüz yılda birden bire silkindi, kendini yeniledi; bilim ve sanat yolunda değil yürümek; çılgınca koşmaya başladı.
*
Nasıl olmuştu bu olay? ‘’Batı’’olarak andığımız dünyadaki gelişmişlik kendiliğinden ortaya çıkmadı. Bu gelişmişliğin temelleri, yeniden doğuş anlamındaki Rönesans döneminde atıldı. 14. yüzyıl sonlarında başlayıp, 15. ve 16. yüzyıl sonuna kadar süren bu dönem, Avrupa’nın aklını bilim ve sanat yolunda, gerçekten doludizgin koşturdu.
*
Size hiç abartı olarak gelmesin; bir gerçek var ki, Doğunun bilgi desteği, Rönesans’ı doğurdu! Eski Çağ’ın, özellikle Adalar Denizi (Ege) çevresi bilginlerinin eserleri Orta Çağ boyunca-putperestlik dönemi eseridir diye Avrupa’da yasaklanmıştı. Ama İslam bilginleri bu sürede o eserlerin çoğunu Arapçaya çevirmişlerdi. İşte o Arapça metinler Haçlı Seferleri yoluyla ve Endülüs İslam Uygarlığı kanalıyla Avrupalılarca elde edilip, Latinceye çevrildi. Bu ‘’akıl ürünü’’ bilgi akışı karanlık Avrupa’nın (Batı’nın) beynini aydınlatmaya başladı.
*
 Bu arada İtalya’da Şair Francesko Petrarca (1304–1374)’nin Eski Çağ yazmalarına ilgiyi başlatması, şiirleriyle insancıl bir fikir akımını beslemesi, ‘insan’ merkezli güzel sanatların gelişmesini körükledi. Söz gelimi; Leonardo da Vinci, o görkemli Mona Lisa tablosunu yaparken, insan anatomisi üzerinde çalışıyor; insanın nasıl kanat takıp uçabileceği konusunda da kafa yoruyordu.
 Ve elbette; Johann es Gensfleisch Gutenberg’in ( 1394–1468) matbaasının seri ürün vermesi bilgiyi yaydı. Özellikle Alman Luther’in 1526’da İncil’i Latincenin boyunduruğundan kurtarıp, halkın anlayacağı dile çevirmesi ‘akıl coşkunluğunu’ sağladı.
*
Bilgiye verilen bu değer, Avrupa düşünce ikliminde müthiş bir değişiklik yaptı. İnsanlar, çevresini, yönetim anlayışını, yaşamı sorgulamaya başladılar. Düşünce özgürlüğüne karşı bir engel olarak gördükleri Kilise’nin dayatmalarını tartışır oldular.
*
 Bu arada coğrafi keşifler ve ticaretin gelişmesi sonucu zenginleşen tüccarlar( burjuvalar); kiliseye karşı kralları desteklediler. Kıralar artık, ‘af dilemek’için İtalya’ya gidip, kara kışta Papa’nın kapısı önünde donma tehlikesi geçirerek, beklemeyeceklerdi! 
*
Burjuvanın krallar safında yer alması, siyasi otoritenin bir ölçüde bağımsız davranmasını doğurdu. Böylece krallar, kilise baskısı karşısında daha dik durmaya başladılar. Bu durum özgür bir iklim yarattı. Krallar, kiliseye rağmen bilimi korudu. Tutucu-karanlık beyinler- din adına- arada bir akla, özgürlüğe ‘’kelepçe’vurmaya kalksalar da zulümleri süreklilik kazanamıyordu. Öyle ki Papalığın burnu dibindeki Padua Üniversitesi çok rahatça bilimsel çalışmalar yapabiliyordu.
*
Sonuç olarak; Avrupa-Batı, ticaret devriminden sonra sanayi devrimini de başardı… Sanayi, teknik bilgilerle beslendi. Daha sonra ‘ yüksek’teknolojiyle şaha kalktı. Bugün kullandığımız harikaların çoğu 19. yüzyılda doğdu, emekledi, yürüdü…20. yüzyılda ve günümüzdeyse çılgınca koşmaya başladı.
Hiç duracağa da benzemiyor
*
Hedefi, muasır medeniyeti yakalamak olan Türk Milleti’nin götürülmek istendiği durumu, İbni Haldun bugünü görürcesine ne güzel de özetlemiş:
‘Bil ki devlet, olmazsa olmaz iki temel üzerinde kuruludur. Birincisi asker—ordu—olarak ifade edilen güç, kuvvet ve asabiyettir. İkincisi ise askeri ayakta tutan ve devletin ihtiyaçlarını gideren mal ve paradır. İşte devlette görülecek bozulma bu iki temelden başlar
*
. Hükümdar, iktidarda kendisine ortak olanları yönetimden uzaklaştırıp iktidarı kendi tekeline alır. Sonra da onları alçaltarak yerlerine, kendisine bağlı bir asabiyet oluşturur. Ancak bu yeni asabiyet içine gömüldüğü lüks ve safahat sebebiyle yok olmanın eşiğine gelir, yiğitlik ve cesaret unutulup başkaları tarafından korunan kimseler haline gelir. Bu yüzden ülkenin sınırlarının korunması da zorlaşır. Bu durum onlara karşı halkı cesaretlendirir ve uzak bölgelerde devlete isyanlar başlar. Sonuçta devlet ikiye veya üçü bölünür. Yönetim, kurucu asabiyete boyun eğdirenlerin eline geçer…’’
*
Başka bir hastalık tablosu, ‘’ Kendi milli ve dini kimliğini benimseyememiş insanlar, hem kendilerine, hem içinde bulundukları topluma zarar verir. Çünkü halkın temel değerleriyle çatışma içine düşmüşlerdir. Bu hastalığın tedavisi şarttır. Hangi görüşe sahip bulunursanız bulunun, bu geçekliği kabul etmek aklın ve bilmin gereğidir. O halde milli ve dini kimliği birbirine aykırı unsurlarmış gibi ele almak, birbirinin alternatifi gibi takdim etmek, bu yüzden çağın şartlarına uyum sağlayamamak da aynı derecede hastalıktır ve tedavi edilmelidir. Türkiye’nin sosyal problemlerinin çözümü sosyal psikolojide aranmalıdır.’’
*
Hafızamızın bir yerine kaydedelim:  
Bin yılları aşkın siyasi bir tarihin adı olan Türk Milleti Kavramını suni kimliklere ayırmaya çalışan Batı, baş döndürücü hızla ilmi sahada ve sanatta, teknolojide ilerlemeye devam ederken, binlerce yıllık devlet geleneği olan ve Osmanlı İmparatorluğunun devamı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin üniter yapısı tasfiyesi gündem oluşturmaya devam ediyor… Bu durum, hedeflenen sonuçları alınamayan 1.Dünya Savaşının devamıdır; Serv tamamlanmış değildir…
*
Açıklamaya çalıştığımız gibi, Avrupa-Batı, M.S. sonra 6. yüzyılda -aklı öteleyerek- girdiği Orta Çağ karanlığından 16. yüzyılda -aklını coşturarak- kesin olarak çıkmıştır. Doğu-İslam dünyası ise özellikle M.S. 8. yüzyılla girdiği aydınlık dönemini 13. yüzyıldan itibaren sonlandırmaya başladı... Doğu’nun ‘zihniyette’ çöküş sürecine girişinde halkın bir suçu yoktu. Halk her zaman olduğu gibi sessizdi. Halkın öncüsü, sözcüsü; ‘aydın’ bilinen kişiler; yöneticilerdi.
*
 O çağda İslam dünyasının ‘aydını’ ise din bilgini-ulema idi. 
İslam dünyasında zihniyette çöküşün, yani aklın ötelenmesinin İmam Gazali (1058-1111) ile başladığı kabul edilir. Gazali, “Filozofların Yanılgısı” (Tehafütü’l Felasife) adlı kitabıyla İbn-i Sina’nın -bir anlamda Aristo’nun- akla, felsefeye verdiği değeri eleştirir. Gazali-özet olarak- “İman-inanma karşısında akıl güçsüzdür” der.
*
 Gazali 11 ve 12. yüzyıl İslam coğrafyasının çok etkin bir din bilginidir. Saygı duyulan birisidir. Ancak Gazali’nin, sözünü ettiğimiz eserinden sonra İslam dünyasında aklın ‘kuşatıldığı’ söylenir. Ve Gazali’yi bu konuda eleştirenler de vardır.
*
 Söz gelimi yüz yıl sonra Endülüs’te İbn-i Rüşt, Gazali’nin kitabına karşı “Tutarsızlığın Tutarsızlığı” (Tehafütü’t Tehafüt) adlı eseriyle ortaya çıkar ve Gazali’yi yoğun biçimde eleştirir. Onun ‘tutarsızlığına’ örnekler verirken “Hem akla değer vermiyorsun, hem de mantığa başvuruyorsun” der. Der amma, yüz yıldır Gazali okunmaktadır ve ok yaydan çıkmıştır bir kez...
* 
Doğu-İslam dünyası bir anlamda Osmanlı devletidir... Fatih Sultan Mehmet Han döneminde Ali Kuşçu, Tokatlı Lütfi İstanbul medreselerini “Matematik akıl” ile coşturmaktadırlar. Sonra bir şey olur... Ulu Fatih hem Gazali’yi, hem de İbn-i Rüşd’ü okumuştur
*
. Bir gün Hoca zade ile Alâeddin Tusi’den, “Akıl mı üstün, yoksa inanış mı? Bu iki kitabı okuyup, yanıtlamalarını” ister. Hoca zade ve Alâeddin Tusi kitapları okuduktan sonra Fatih’e “Akıl üstün değil, inanmak üstündür” derler... İşte Osmanlı’da çöküş başlangıcının adeta ‘işaret fişeği’ böylece atılmış olur... Çok geçmez Fatih’in değerli kütüphanecisi büyük matematikçi Tokatlı Lütfi, “zındıklık, dinsizlik” iftirasıyla, sözde din adamı olacak ulemaların fetvasıyla 2. Beyazıt zamanında, Ocak 1495’de boynu kılıçla vurularak idam edilir... 
*
Böylece, Osmanlı’da şeyhlerle, nakillerle uğraşan; özgün fikir üretiminden kaçan sözde din adamları, devleti etkilemeye başlar. Gün gelir, günümüzün NASA’sı konumundaki, Takiyüddin Mengüberdi’nin Tophane bayırına kurduğu müspet bilim yuvası ‘Rasathane’, devrin Şeyhülislamı’nın “Gökleri incelemek uğursuzluk getirir” yalanıyla 22 Ocak 1580 gecesi içindeki aletleriyle beraber Yeniçerilere yıktırılır.
*
 Artık aklın, bilimin değil, cehaletin borusu ötmektedir! Savaşları sözde din adamlarının iradesi yönetecektir... Felsefe, tarih, astronomi kitapları yasaklanır... Matbaa Müslüman’dan esirgenir... İşte bu kör zihniyettir ki Osmanlı’yı; Doğu’yu çökertir! 
*
İşte yeryüzündeki son Türk imparatorluğu olan Osmanlı’nın, benzeri doğmayacak bir kahramanın ölümü gibi kan ve ateş selleri arasında yıkılıp gitmesinden sonra o harabelerden dipdiri bir üniter Türk devleti çıkaran Atatürk’ün Cumhuriyet’i ifade eden veciz sözlerinin bugünlerde hatırlanması lazım gelir:
‘’Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli yüce Türk kahramanlığı, yüksek Türk kültürüdür’’
*
Evet, Osmanlı’nın bakiyesi üzerine kurulan Milli Devletimiz, Cumhuriyetimizle yeniden diriliş süreci başlar. 1980’li yıllardaki İslam Konferansı Genel Sekreteri Habib Şattı “Türkiye, ekonomi, bilim ve endüstri alanında tüm İslam ülkeleri içinde en ileri yerdeyse; bunu Atatürkçü çağdaşlaşma modeline borçludur” derken, aklı olanın karşı çıkamayacağı katı bir gerçeği ifade eder. Şu da var ki, Osmanlı’da yeşeren o kör zihniyet günümüzde de sinsice yaşatılmak istenmektedir. Bunu görüyoruz. 
*
Milletler hür yaşamayı, bağımsız olmayı, vatan sevgisini ve vazife aşkını tarihten öğrenirler. Bu bakımdan bizim de Tarih’e, en fazla da milli tarihimize her milletten fazla önem vermemiz gerekir.
*
Tarihte büyük ve medeni bir millet olan Türk’ün geçmişi ile bugünkü nesil arasındaki bağları düzene sokmak, gençlerin milli karakterlerini tarihi gıda ile beslemek, milli ve siyasi terbiyelerini güçlendirmek, vatanımızın ve milletimizin asırlara göre değişen ve değişmeyen tarihi dostlarını ve düşmanlarını tanımak bugün her zamankinden fazla önem arz etmektedir.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Duyarlılık - 09 Haziran 2026
  • Osmanlıda Hor Görülen Türk - 03 Haziran 2026
  • Bayram Vesilesiyle - 26 Mayıs 2026
  • Atatürk ve Din - 23 Mayıs 2026
  • 19 Mayıs 1919 'un Yol Haritası - 19 Mayıs 2026
  • Tek Adama Yönelik Rejim - 13 Mayıs 2026
  • Anneler Gününe Dair - 09 Mayıs 2026
  • Türk Olmanın Gururu - 05 Nisan 2026
  • Sevgililer Günü Vesilesiyle… - 13 Şubat 2026
  • Allaha İnanç Üzerine - 31 Ocak 2026
  • Satılık Olmak Da Zor Zanaat Arkadaş! - 24 Ocak 2026
  • İbadetlere Dair - 17 Ocak 2026
  • Sevginin Gücü Üzerine - 09 Ocak 2026
  • Türk Kadını ve Atatürk - 05 Ocak 2026
  • Türk Birliği - 01 Ocak 2026
  • Yeni Yıl 2026'ya Girerken - 27 Aralık 2025
  • Ataürk'ü Kavramak - 24 Aralık 2025
  • Türk Milletine Tuzak mı? - 17 Aralık 2025
  • Hastalıklı Beyinler - 12 Aralık 2025
  • Türk Kadını ve Atatürk - 05 Aralık 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 20
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Türk'ün Eskimeyen Değeri: Hakemlik ve Kanaat Önderliği
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Memur ve Emeklisine Ek Zam İçin Daha Ne Bekliyorsunuz?
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Viyana'daki Anıt ve Düşündürdükleri
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Kültür Ve Sanata Dair
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Kadriye Hocam, Bu Karar Kirli Dünyaya Meydanı Bırakmak Değil mi?
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Lisedeki Protestonun Düşündürdükleri
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Siyasi Umutsuzluk
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Okullarda Görünmeyen Şiddet: Mobbing
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Adalet; paylaşım ile suç ve ceza arasında orantı
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Şu Hayat
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Şu Hayat
Sri Lanka Gezimizden
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Gezimizden
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Misafir Yazılar
Açılımda kritik eşik: MİT, 'PKK silah bıraktı' diyemez!
Susma Haykır! Farz et ki Müstevli Çocukları Azdılar!
Orhan KILIÇOĞLU
Susma Haykır! Farz et ki Müstevli Çocukları Azdılar!
Coğrafya Kader midir?
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Coğrafya Kader midir?
Duyarlılık
Ali Kemal Gül
Duyarlılık
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Türk Ocakları'ndan
İki Menfur Saldırı Ve Katliam Çok Yönlü İncelenmelidir
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Şerife Güven
Kuvvayi Milliye Ruhuyla Bandırma Vapurunda Olmak..
Huzura Hasret Bayramlar
Köksal Cengiz
Huzura Hasret Bayramlar
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Şevket Sezer
19 Mayıs Tarihi Ve Yunanistan
Çok Okunan Haberler
Cuma günü okullar tatil edildi
Cuma günü okullar tatil edildi
Pendik'te Folklor Kurumu'ndan
Pendik'te Folklor Kurumu'ndan "Gönülden Ele" Uygulamalı En Sanatları...
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
783 kişilik temizlik kadrosuna 120 bin başvuru
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo