• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
01:25
Norm Kadro Fazlası Atama Takvimi Açıklandı!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Ali Kemal Gül
  3. Kadın Yüceltilirse Vatan Güçlenir
Yayınlanma: 08 Mart 2024 - 21:31

Kadın Yüceltilirse Vatan Güçlenir

08 Mart 2024 - 21:31
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Kadın Yüceltilirse Vatan Güçlenir
Ali Kemal Gül
Bakış

 

Sekiz Mart Kadınlar Günü Vesilesiyle;

Anaerkil bir yapı içeren Türk toplumlarında hakanların boyun eğdiği kadın anadır, kadın liderdir, kadın güçtür ve kadın devlettir İslam öncesi ve sonrası toplum yapısının dinamiklerinde.

Çünkü ne kadar kutsal bir görevdir bir insana can vermek, anne olmak ve anne sütü ile yavrularını aylarca başkaca hiçbir gıdaya gerek duymadan emzirerek doyurmak.

İnsana can vermek, kan vermek annelerin en kutsal görevidir.

Ve kadın olmak, toplumda erkeklerle eşit yaşam hakkı elde etmek, hak ettikleri saygı ve sevgiyi görmek kadınların en kutsal hakkıdır.

Kadınlar mutlak şekilde erkeklerden farklı ve üstündür bunu kabul etmek ve yaşamın bir parçası haline getirmek erkekler için olmazsa olmazdır.

Kadınlarımız, tarlada, fabrikalarda, şirketlerde, bürolarda erkeklerle aynı şartlarda hiçbir fark olmadan çalışmaktadırlar.

Doktor, mühendis, iş kadını, öğretmen, akademisyen, siyasetçi, işçi, memur, çiftçi, pilot, gazeteci, sanatçı ve hatta asker olur kadınlar ki erkeklerden hiç de aşağı kalmazlar.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kadınların erkeklerle eşit haklarla sahip olduklarını hatırlatan, öğreten çok önemli bir gündür.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü; kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirmesi ve ekonomik, siyasi ve sosyal başarıları için kutlanmaktadır.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk seçme ve seçilme hakkını dünyanın birçok ülkesinden önce Türk kadınına tanıdı.

3 Nisan 1930 tarihinde belediyelerde, 26 Ekim 1933'te köy ihtiyar heyeti ve muhtarlık seçimlerinde, 5 Aralık 1934'te ise Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kadına seçme ve seçilme hakkı tanındı.

Ne yazık ki Kur’an’ın ve sünnetin ön gördüğü hayat ikliminden uzak kalmış, din diye Bedevi Kültürüyle, Acem Kültürüyle şuursuzca işlenmiş zihniyetlere özgürlük adı altında Batının Sokak kültürü de eklenince avamlaşan/ körleşen Türk insanı milli değerlerinin şuurundan bihaber olunca içine düştüğü dramlarla cebelleşir oldu. Bu sebeplerle olacak ki son yıllarda ülkemizde işlenen kadına yönelik cinayetlerin, cinsel sapıklıkların sıkça işlendiği Anaerkil Türk insanına uygun düşmeyen içler acısı durumları duyar olduk.

Güzel ahlakın tamamlayıcısı sıfatıyla görevlendirildiğini vurgulayan ahlak Peygamberinin verdiği nitelikli kavganın başlıcaları aile kavramını yücelterek oturtmak, kadına layık olduğu mevkii vermekti içinde bulunduğu cahiliye dönemi denen o ilkel bedevi kültüründe.

Yüce Rabbimiz eksiksiz yarattığı ve zatına muhatap aldığı insana sesleniyor ahlak Peygamberine indirdiği Kur’an aracılığıyla:

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır”

Kur’an’ın ayetlerinin peyler peyi indiği Peygamberimiz ise gelen ayetlere vurgu yaparak sesleniyor kendisine inananlara:

“Biliniz ki, sizin, hanımlarınız üzerinde hakkınız olduğu gibi, hanımlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır”.

O halde insan, akıllı, sorumluluk sahibi ve en şerefli varlık olmakla Allah katında özel bir değere sahiptir. Elbette insanoğlunun erkek ve kadın olarak farklı niteliklerle yaratılmasında sayısız hikmetler vardır. Ancak şu bir hakikattir ki, kadın ve erkek, insan olma itibariyle aynı şerefi paylaşır; kul olma itibariyle de aynı sorumluluğu üstlenir. Allah’ın rızasına uygun bir şekilde yaşamak; dünyada iyilik, adalet ve merhametin yayılması, kötülük, zulüm ve haksızlığın önlenmesi için çalışmak hem kadının hem de erkeğin vazifesidir. Nitekim Yüce Rabbimiz “Mümin olarak, erkek veya kadın, her kimse insanı onurlandıracak işlerde bulunmakla mükelleftir’’uyarısında bulunur.

Kur’an-ı Kerim’de kadının toplum içindeki konumundan, Allah katındaki değerinden ve haklarından bahseden çok sayıda ayet vardır. İnsanlığın annesi Hz. Havva’dan itibaren tarihte iz bırakan nice kadın Kur’an’da anlatılır. İmanı ve cesaretiyle Hz. Asiye, iffeti ve sabrıyla Hz. Meryem, sadakati ve teslimiyetiyle Hz. Hacer hepimize örnek gösterilir. Sevgili Peygamberimize ilk inanan ve onu bütün gücüyle destekleyen Hz. Hatice’dir. Yüreğindeki tevhit aşkıyla İslam yolunda ilk kadın şehit Hz. Sümeyye’dir. Peygamberimizin hanesinden ilmi, sünneti ve hikmeti insanlığa taşıyan ise Hz. Ayşe’dir. Bu nâdîde örneklerin ışığında dinimizin, milletimizin ve medeniyetimizin kadına bakışı daima onun saygınlığını ve haklarını korumak üzerinedir. Kadına dair nerede köhne bir anlayış ve zalim bir davranış varsa, o cahiliye döneminin kalıntısıdır.

Her insan en temel hakları ile doğar ve cinsiyeti yüzünden bu hakları bir insandan esirgemek İslam’a da insafa da sığmaz. Sırf kız olduğu için bir çocuğun doğumuna üzülmek, onu hor görmek, eğitimden mahrum bırakmak, zorla ve küçük yaşta evlendirmek zulümdür. Hâlbuki dört kız babası olan Sevgili Peygamberimiz kız çocuklarımızın bizim için rahmet ve mağfiret vesilesi olduğunu müjdeler ve: “…Her kim şu kız çocuklarını yetiştirirken birtakım zorluklara katlanırsa bu kızlar onun için cehennem ateşine siper olur” buyurur. Annelerimiz ise, bizim sevgi kaynağımız, dua kapımızdır. Emeğinin hesabını tutmayan, karşılık beklemeden veren, ayaklarının altına cennet serilen her anne, iyiliği ve ihsanı hak eder.

Erkek ve kadın için, aile kurmanın huzura kavuşmak anlamına geldiği hakikati bir ayette şöyle anlatılmaktadır: “İçinizden kendileri ile huzur bulacağınız eşler yaratıp, aranızda sevgi ve merhamet var etmesi, Allah’ın varlığının ve kudretinin delillerindendir. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için dersler vardır.”

Eşimiz, dünya hayatının yükünü birlikte taşıdığımız, üzüntü ve kedere beraber katlandığımız dert ortağımızdır. Yuvamızı, sevincimizi ve mutluğumuzu paylaştığımız hayat arkadaşımızdır.

Peygamber Efendimiz kadın ve erkeği “Bir bütünün birbirini tamamlayan iki yarısı” olarak tanımlar. Birbirine sevgi ve güvenle bağlanan, birbirini koruyan ve destekleyen bir tutumu bizlere öğretir. Zira sağlıklı, huzurlu ve güçlü bir toplumu kadın ve erkek birlikte inşa eder.

Ne yazık ki bugün insanlık her konuda olduğu gibi, kadın hakları konusunda da çetin bir imtihandan geçiyor. Dünyanın birçok yerinde savaş, şiddet ve zorbalık herkesten çok kadınları vuruyor. Acıyla kıvranan, hapsedilen, göçe zorlanan kadınlar yardım bekliyor. Diğer yandan “Kadınlar hakkında Allah'tan korkun. Çünkü siz, onları Allah'ın emaneti olarak aldınız ve Allah'ın adını anarak (nikâh kıyıp) kendinize helâl kıldınız” buyuran bir Peygamber’in ümmeti olarak kimi zaman onun hassasiyetine sahip çıkamıyor. Hayatında tek bir defa bile kadına el kaldırmayan Ahlak Peygamberinin yolundan gitmemiz gerekirken, onlara karşı merhametli davranmamız gerektiğini unutuyoruz. Ne acıdır ki, şiddet, istismar ve kadın cinayetleri tırmanmaya devam ediyor. Bu vahim tablo karşısında, kadın söz konusu olduğunda merhamet, adalet ve hakkaniyetten asla taviz verilmemelidir. “Sizin en hayırlınız hanımlarına karşı en iyi davranandır” buyuran Peygamber Efendimizin davetine icabet müminim diyen her insanın temel görevidir.

Nasıl oluyorsa Diyanet Başkanlığının sessizliğinden yararlanan türedi bir kısım ilahiyatçıların yorumlarından dinin arındırılması gerekir kanaatindeyim.

--Bu zavallı bilgiçlerin, zihniyetlerini bel altından bel üstüne taşımaları gerekir.

--Bu çağ dışı bilgiçlerin, asansörde halvetle ilgilenmek yerine hak, hukuk, adaletle beyinlerini yormaları gerekir.

--Bu megaloman bilgiçlerin, erkek egemen bakışla kadınlara çerçeveler çizmek yerine biraz da kadın egemen bakışa öncülük vermeleri gerekir.

--Bu sözde bilgiçlerin, cinsellik diye tutturma yerine yetim hakkına, kamu hakkına, hayvan hakkına, çevre hakkına öncelik vermeleri gerekir.

--Bu zihniyeti karmaşık bilgiçlerin, kadın dövmenin inceliklerine kafa yordukları kadar kadın istismarına kafalarını yormaları gerekir.

--Bu sözde bilgiç beyinlerin, İslam’ı alay konusu haline getiren çağın idrakine uzak meseleleri bırakıp çağın idrakine uygun meselelerle beyinlerini yormaları gerekir.

Böylece Din İşleri Yüksek Kurulunun bu çerçevede konuya hâkim sesini yükseltirse büyük bir reforma imza atmış olur kanaati toplumu da rahatlatır.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.

Yazarın Diğer Yazıları

  • Ülkemiz Türkiye'nin Tapusunun Alındığı Lozan Barış Antlaşmasının 103. Yılı Vesilesiyle - 25 Temmuz 2026
  • Türk' ün Kardeşi Türk'tür - 23 Temmuz 2026
  • Türk Milliyetçilerinde Zihniyet Değişimi - 18 Temmuz 2026
  • 15 Temmuz İhanetini Kavramak - 14 Temmuz 2026
  • Başbuğumuz Atatürk'ü Kavramak - 11 Temmuz 2026
  • Bu Yazımı Çocuklarınıza Vasiyet Olarak Bırakınız! - 06 Temmuz 2026
  • Dil Milli Birliğin Çimentosudur - 28 Haziran 2026
  • Aile Kavramı - 26 Haziran 2026
  • Kerbelâ Olayı ve Çağları Aşan Mesajı - 20 Haziran 2026
  • Türk Kadını - 16 Haziran 2026
  • Hicri Yeni Yıla Girerken - 13 Haziran 2026
  • Duyarlılık - 09 Haziran 2026
  • Osmanlıda Hor Görülen Türk - 03 Haziran 2026
  • Bayram Vesilesiyle - 26 Mayıs 2026
  • Atatürk ve Din - 23 Mayıs 2026
  • 19 Mayıs 1919 'un Yol Haritası - 19 Mayıs 2026
  • Tek Adama Yönelik Rejim - 13 Mayıs 2026
  • Anneler Gününe Dair - 09 Mayıs 2026
  • Türk Olmanın Gururu - 05 Nisan 2026
  • Sevgililer Günü Vesilesiyle… - 13 Şubat 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 21
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Mazlumların Kanı Petrolden, Altından Daha Değerlidir!
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Azınlık Okullarını Devlet Denetimine Alarak Misyonerlik Faaliyetlerine Son Veren Mustafa Kemal Atatürk'e Minnettarız
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Özel İdare'de Sınavlar Yine Tartışma Yarattı..
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Derin Sohbet
Bu Dünyadan Can Ağabeyim İdris Arslan Geçti
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Bu Dünyadan Can Ağabeyim İdris Arslan Geçti
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Yetkiliyi Değil Yetkisizi Suçluyoruz
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
STK Anlayışımız ve Yardımlarımız
Cumhurbaşkanı'mızdan Bir Kararname de Kariyer Tazminatının Emeklilikte Devam Etmesi İçin İstiyoruz!
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Cumhurbaşkanı'mızdan Bir Kararname de Kariyer Tazminatının Emeklilikte Devam Etmesi İçin İstiyoruz!
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Linkoln, Mao Size; İnatçı Kahraman Ağa Bize
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı-8
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Öğretmen Ne Yapsın?
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Öğretmen Ne Yapsın?
Sri Lanka Kandy Seyahati
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Kandy Seyahati
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Misafir Yazılar
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Atatürk'e Saldırıların Planlayıcısı Yunan ve İngiliz İstihbaratıdır!
Orhan KILIÇOĞLU
Atatürk'e Saldırıların Planlayıcısı Yunan ve İngiliz İstihbaratıdır!
Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 Ve Lozan'dan Önceki Tarihsel Durum
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 Ve Lozan'dan Önceki Tarihsel Durum
Ülkemiz Türkiye'nin Tapusunun Alındığı Lozan Barış Antlaşmasının 103. Yılı Vesilesiyle
Ali Kemal Gül
Ülkemiz Türkiye'nin Tapusunun Alındığı Lozan Barış Antlaşmasının 103. Yılı Vesilesiyle
15 Temmuz: Ders Aldık mı?
Türk Ocakları'ndan
15 Temmuz: Ders Aldık mı?
Meğer Ölmüşüz de Haberimiz Yok!
Şerife Güven
Meğer Ölmüşüz de Haberimiz Yok!
Destanlar Burcundayım!
Köksal Cengiz
Destanlar Burcundayım!
Lozan Antlaşmasına Katılan Devletler
Şevket Sezer
Lozan Antlaşmasına Katılan Devletler
Çok Okunan Haberler
Dışişleri'nden Yunanistan'ın Türk okullarını kapatma kararına tepki
Dışişleri'nden Yunanistan'ın Türk okullarını kapatma kararına...
20 gümrük memuru gözaltında
20 gümrük memuru gözaltında
ÖSYM 2026 YKS sonuçlarını açıkladı
ÖSYM 2026 YKS sonuçlarını açıkladı
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo