Ali Kemal Gül

Ali Kemal Gül

Bakış
gülalikemal@kamudannethaber.com

Kanal İstanbul ve Montrö

09 Nisan 2021 - 21:56



                                                                
Daha önce 126 eski büyükelçinin Kanal İstanbul ve Montrö Sözleşmesi’yle, önceki gün 104 emekli amiralin yine Montrö’yle ilgili açıklama yapmasının ardından bu kez de eski milletvekilleri bir bildiri yayımladı. “Cumhuriyetimizin temel nitelikleri tartışılamaz! Kanal İstanbul yapılamaz! Montrö tartışmaya açılamaz!” başlıklı bildiri metni şöyle:
Önce 126 eski büyükelçi Kanal İstanbul ve Montrö Sözleşmesi'yle ilgili önemli bir açıklama yaptı. Ardından 104 emekli Amiral görüşlerini bildirdi. Kişi grup ya da kurumların ülke çıkarları söz konusu olduğunda, görüş açıklamalarından daha doğal ne olabilir? Bu hem haktır hem de yurttaşlık görevidir. İstanbul Sözleşmesinin Anayasaya aykırı biçimde Cumhurbaşkanı tarafından feshedilmesinin verdiği cesaretle hızlandırılan, Kanal İstanbul ve Montrö Sözleşmesi tartışmalarının geldiği nokta, bu açıklamaları zorunlu kıldı.
LOZAN’DAN SONRAKİ EN BÜYÜK BAŞARI
Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik çeşitli emeller taşıyan devletlerin çıkarına hizmet edecek olan Kanal İstanbul'da ısrar edilmesini, Atatürk Türkiye’sinin Lozan Antlaşması’ndan sonra en büyük diplomasi başarısı olan, İstanbul-Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi üzerindeki mutlak egemenliğimizi sağlayan, Montrö Sözleşmesi’nin tartışılmaya açılmasını, öneminin azaltılmasını biz de doğru bulmuyoruz.
Mustafa Kemal Atatürk ve ilkelerini, Anayasanın değiştirilemez maddelerini sahiplenmek, ülkemizin geleceğini ilgilendiren konularda kamuoyunu bilgilendirmek, temel bir anayasal haktır. Anayasal hakların güvencesi olması gerekenlerin, toplumu susturmaya, sindirmeye, korkutmaya çalışmaları kabul edilemez.
DARBECİLİKLE SUÇLANMALARINI KINIYORUZ
Çoğulcu demokrasinin gereği olarak en doğal yurttaşlık hakkını kullanıp, Kanal İstanbul ve Montrö konusundaki görüşlerini kamuoyuyla paylaşan kişi ve gruplara yönelik tehdit, suçlama, saldırı korkutma, sindirme ve soruşturma gibi girişimler, yurttaşlık haklarını ipotek altına almaktır. Bu yaklaşımı ve bu girişimleri kınıyor, hala bir hukuk devleti olduğumuzu hatırlatıyoruz.
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ilkeleri ve temel felsefesi ve kurumları vicdansız darbelerle yıkılmaya çalışılırken, düşünce açıklama hak ve özgürlüğünü kullanan kişilerin darbecilikle suçlanmasını, baskı altına alınmasını esefle karşıladığımızı kamuoyuna duyururuz. Saygılarımızla.
Diyerek konunun stratejik önemini vurgulamışlardır.
İncelendiğinde Montrö, sadece Türk Boğazlarından geçişi düzenleyen bir sözleşme değil, Türkiye'ye İstanbul, Çanakkale, Marmara Denizi ve Boğazlardaki tam egemenlik haklarını geri kazandıran, Lozan Barış Antlaşması'nı tamamlayan büyük bir diplomasi zaferidir. 
Amiraller Montrö, diğer bir ifadeyle, Türkiye ve Rusya'nın Karadeniz'de güvenliğini sağlayan bir sözleşme olduğunu ve sadece Monrö’nün önemini ve değerini anlatan ve bir amiralin tarikat müridi olmasını eleştiren makul bir bildiri yayınsalardı bu toz duman ortaya çıkmazdı.
Anlaşılan o ki, emekli amirallerin açıklamalarının bir darbe bildirisi olarak gösterilmesi ise "psikolojik operasyon" veya moda tabirle "algı operasyonu"dur.
*
İktidarın icraatlarına bakıldığnda bu bildiri üzerinden psikolojik rahatsızlıklıarnı hayali darbe çığırtkanlıklarının son sığınakları olduğunu görebilmekteyiz.
İcraatlarından birkaç önemli örnek;
''TC'' yi kaldırarak, Andımızı yok sayarak, Atatürk’ü ders kitaplarından çıkartarak,''Ne mutlu Türk'üm diyene'' sözünü silerek,13 sene Fetullah ilebir olup devletin yargısını, adâlet ve eğitim sistemini, askeri okulları yerle bir ederek asıl darbeyi sizler yaptınız. 
*Emekli Amirallerin Montrö'nün önemine dikkat çekmek için yaptıkları açıklama çok büyük bir tarihi önem arz etmektedir. Siyâsilerin ve yandaş medya kargalarının, Amirallerin bu tarihi öneme haiz açıklamalarını başka yönlere çekmek amacıyla çıkarttıkları gürültü ve asılsız beyanların tamamı bir psikolojik savaş yöntemidir. 
*
Hatırlatalım; Çözüm=Çözülme"nin tartışıldığı, "Türk"ün her yerden silinmek istendiği bir zamanda, 2013 yılında, "Türk Milletine Çağrı" bildirisi yayınlanmıştı.  
Kısa, üç madde. Ültimatom gibi bir ihtar:
"1- Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve sahibi olan Türk milletinin adı, vatandaşlık tarifinden ve Anayasa'dan çıkarılamaz. 
2- Devletimizin eşit ve şerefli üyeleri olan aziz vatandaşlarımız, ırklara ve mezheplere ayrıştırılamaz 
3- Anadolu coğrafyasında Selçuklu ile başlayın Osmanlı ile devam eden Türk Milleti'nin kesintisiz egemenliğini esas alan büyük Atatürk'ün kurduğu millî devlet yapısı ortadan kaldırılamaz." 
*
Bu Amiraller küçük yaşta askeri okullara girerek, vatan müdafaası konusunda her yönüyle mükemmel yetiştirilmiş, Türk tarihi ve genel tarih, askeri strateji ve siyâset konusunda birikim sahibi insanlardır!
Bir takım siyâsiler ve Türk milletinin hayrına hayatlarında tek kelimecik olsun yazıp söylemeyen medya kargaları tarafından bu Amirallerimizin darbe çığırtkanlığı ile suçlanmalarının millet nezdinde en küçük bir karşılığı olmadığı gibi, Amirallerimize saldırmaları nefret olarak gerisin geriye kendilerine dönecektir ki daha ilk günden itibaren dönmeye başladı bile.
Amiraller konuşurlarken, siyâsiler gibi günlük çıkarları için değil de, Türk milletinin ve laik Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet bekası için konuşurlar. 
Değil m?

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum