Ali Kemal Gül

Ali Kemal Gül

Bakış
gülalikemal@kamudannethaber.com

Ne Günlere Kaldık!

06 Mart 2020 - 13:00

 

Unutmayın muktedirler! Türk’ün tarihi dostu kendisidir! Arap’tan dost olmaz! Moskof’Rus’dan dost olmaz! ABD den dost olmaz!

Yaşanan yakın tarihi vakalardan örnekler:

‘’Araplar; 1900 yıllarda Anglo-saksonlarla işbirliği yaparak Türk’ü arkadan hançerlemiş ve topraklarına onları yerleştirerek, Güney bölgelerimizin işgaline yardım etmişlerdir. Türklerin içlerine sızarak genellikle şeyhülislamlık makamlarına gelmişler. Çıkardıkları fetvalarla, Anadolu Türklerini aşağılamışlar, yönetimin güvenine dayanarak Kavm-i Necip (üstün kavim) unvanıyla her türlü hileye başvurmuşlardır. İngiliz Lawrence’le işbirliği ederek onları korumak amacıyla orada bulunan Türk askerini arkadan hançerleyerek Arap çöllerinde binlerce Vatan evladını şehit etmişlerdir’’.

‘’1965 yılında BM de Kıbrıs oylamasında Türkiye aleyhine oy kullandılar.1976 yılında BM de Türkiye’nin Kıbrıs ı terk etme oylamasında da çekimser kalarak Türkiye aleyhine karar çıkmasına neden oldular. 1975 yılında Mısır Başkanı Enver Sedat; Kıbrıs’a dönen Makarios a kardeşlik telgrafı çekmiştir. O dönemde Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yaser Arafat; Kıbrıs Rumlarına "Biz sizleri kardeş mücadeleciler sayıyor, sizin zaferiniz bizimde zaferimiz olacaktır çünkü Düşmanımız ortak düşmandır." demiştir. Makarios’un ölümünde tüm Arab Ülkeleri Bayraklarını yarıya indirerek 3 günlük yas ilan ettiler’’.

Değişeceklerini mi zannediyorsunuz?

*

Rusya’ yı mı dost görüyorsunuz?

Sözde müttefikimiz ABD nin pofpoflamasıyla BÜYÜK ORTADOĞU EŞ BAŞKALIĞI sıfatıyla komşumuz Suriye topraklarında iç savaşa destek verdik, akabinde Suriye toprağına girmek zorunda kaldık. Emevi camiinde namaz kılacaktık. Öyle oyuna geldik ki beş milyonu aşkın Suriye vatandaşı ülkemizin camilerinde namaz kılıyor(!). Suriye’nin kadim dostu Rusya desteğinde Suriye ile adı konmamış savaş halindeyiz; Şehit olan Mehmetçiklerin sayısı altmışa rakamına yaklaştı. Niçin Suriye topraklarındayız? Gerekçe, egemen güçlerin desteklediği terörle mücadele ve göçün önlenmesi. Biz, Suriye’ nin İdlib şehrinde ne arıyoruz; bu adı konmamış savaş niye? Ülkemize saldırı mı var? Hayır. Beka sorunu mu yaşıyoruz? Hayır.

Açıklamalardan, sokaktaki insanımız dâhil, Türk kamuoyu tatminkâr değil.

Gerçek şu ki; Terörist aşığı ve müttefiki güç sarhoşu olan ve Suriye'nin petrol kaynaklarına çöken Amerika Ve

Suriye'nin kalkanı, koruyucusu ve bölgeyi sahiplenen Rusya,

Kendi menfaatleri için ne kadar alçalacaklarını her fırsatta bize gösterdiler hala da gösteriyorlar...

Bizi öyle bir ateş çemberinin, öyle bir bataklığın içine sürüklediler ki, Suriye ordusu ile resmen olmasa da savaşmaya başladık

Hatamızı anladık ki talebimiz sonucu Başkan Putin’in davetine icabet eden Cumhur Başkanımız ve ekibi; yapılan müzakerelerde öne sürülen taleplerimizin budanmasıyla birlikte sadece ‘’ateş kes’ talebimiz şimdilik sağlanmış oldu. Temennimiz bozulmaması; İyi bir gelişme.

Şehit olan Mehmetçiklerimizin ruhları şad, mekânları cennet olsun; ailelerinin acıları bu necip milletin yüreğini yakan bir acıdır şüphesiz.

Dış politikada tutarsızlığımızın, ilkesizliğimizin, beceriksizliğimizin sonucu, bu gencecik delikanlılarımızın elin toprağında şehit olmalarının baha biçilmez bedeli nasıl ödenecek? Günahını kim/ kimler çekecek?

*

Tarihi sürecinde Türk / Rus ilişkilerini irdeleyen bir özet;

Süleyman Nazif ( ö; 1927) yüz yıl önce yazdığı bir makaleden alıntı

Rus kimdir, Moskof nedir?..

Tam iki buçuk asır… Evet, iki yüz elli sene oldu ki ırk ve dinimizin bu en büyük ve en amansız düşmanına ölüm meydanlarında sık sık tesadüf ediyoruz. Bugün hiçbir Türk ve Müslüman aile gösterilemez ki bir veya daha çok evladını Moskof muharebelerinin birinde şehit vermemiş olsun. O muharebe meydanlarının binlerce unutulmuş destanları, diyar-ı İslâm'ın ıssız köşelerinde, iki yüz elli seneden beri bütün ıstıraplarıyla uyandırılmayı, iki yüz elli seneden beri intikamının alınmasını bekliyor.

Memleketimizde tütmeyen ocakların her biri diğerine bir Rus muharebesinde bestelenmiş sessiz bir feryadı tekrar ediyor.

Köylere, tarlalara niçin harap olduklarını sor. Cevap verirler ki kendilerini imar etmek için çalışan kol bir Moskof cenginde kırıldı.

Bu diyarın doğusunda, kuzeyinde, bir avuç toprak bulunmaz ki Türkün, Moskof eliyle dökülmüş mübarek kanını içmiş olmasın.

Bu diyarın batısında, güneyinde bir yuva görülmez ki yıkılmış duvarları Türkün, Rus silahı ile uzaklarda ölmüş bir oğluna çektiği hasreti ifadeye çalışan feryatlarını dinlemiş bulunmasın…

Moskofun sulhu aldatıcı, sükûtu ısırıcı, yüze gülüşü haince, yardımı tahkirdir.

Ey Türk oğlu! Sana damarlarındaki kanı verenler, kanlarının son damlalarını Moskof muharebelerinde döktüler. Sen bugün, yarın ne olursan ol, fakat unutma ki o şehitlerin ebedî bir yetimisin! Bu din, bu devlet, bu vatan gibi, bu gayz, bu kin bu intikam da onların sana mübarek bir mirasıdır. Dünyada bir Rusya ve bir Rus kaldıkça bu hakkına, bu vazifene hürmetkâr ol, Türk oğlu…