Türk milliyetçiliği fikri bu milletin kurtuluş reçetesidir. Ancak bu reçetenin kurtuluşumuza ilaç olması için fiili milliyetçilik gereklidir. Şu an Türk milletinin ve unutulmasın ki, beş bin yıllık tarihi süreç içerisinde Türk örf, adet ve töreleriyle milli benliğini / milli kimliğini oluşturmuş, Kur’an’ın kültürüyle beslenerek kıvam bulmuş, yaklaşık bin yıllık Anadolu kültürü ekseninde, değişik Türkmen ağırlıklı boylara/etnisitelere haiz Anadolu insanı, bu kültür sarmalında egemen olan tek millet olmuştur.
Anadolu halkı, değişik milletlerden oluşan Osmanlı’nın dağılması sürecinde yaşanan tecrübeler sonucu, bağımsızlığını kaybetmesi noktasında, Çanakkale Savaşları Kahramanı Başbuğ Mustafa Kemal’in ve kadrosunun öncülüğünde/önderliğinde işgalci ülkelere karşı verilen amansız savaşlar sonucu bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Diğer bir ifadeyle, Mustafa Kemal’in oluşturduğu ordu, o bin yıllık Anadolu kültürünün genlerini taşıyan Anadolu halkıydı; adı Türk Milletiydi.
Milli bütünlüğümüzün önemi ekseninde, Türk milletinin bir ağaç gibi kökünden bedenine, bedeninden dallarına, dallarından yapraklarına kadar birlik ve beraberlik içinde yaşamaya, ağaç gibi dik durmaya her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Zenginiyle fak
Bunu herkes iyi anlamalıdır, anlamayanlar kafasına iyice sokmalıdır. Bir kısmı hariç Türk milliyetçilerinde kafalar değişmiştir; o bir kısmı ise milliyetçi değil, milliyetçi geçinen veya milliyetçilikten geçinenlerdir. Çünkü milliyetçilik, ancak vicdanı ve fikri hür, dik durabilen aydın kişiler için bir seçenektir. Bir sürelik hastalık ve nekahet döneminden sonra Türk milliyetçiliği, en başta ortaya çıktığı şekilde; aydın, entelektüel ve bilime açık bir fikir sistemi haline dönüşmüştür/dönüşmektedir.
Gerçek Türk milliyetçileri bakış açısını güncellemiş, beyinlerdeki seti yıkmıştır. Uzun zamandır beklenen ve kaçınılmaz noktaya gelinmiş; halen zorbalıkla var olmaya çalışan statükocu zihniyet zayıflamış, hatta kaybetmiştir. Türk milliyetçileri şu anda her ne kadar dağınık görünseler de değişerek gelişmecilik ve yenilikçilik güçlenmiştir/güçlenmektedir. Bilimsel deyimle "paradigmalar değişmiştir."
Artık kimse bu hareketi ve hiçbir mensubunu kerameti kendinden menkul kişilerle, kafasına göre yönetemeyecektir. O iş bitti, geçmiş olsun artık. Şimdilerde parti kurup tek adamcılık, lidercilik oynayan zevat da akılları varsa bunun farkına varır, o sevdadan vazgeçer; kadro hareketi ve yönetişimle topluma hitap ederler.
Bu durum sosyolojik olarak kaçınılmaz bir gelişmeydi ve bu duruma direnenler sadece vakit ve güç kaybettirmekten başka bir işe yaramadılar. Bu sosyolojik dinamizm sadece bize özgü değil; her topluluğun, hareketin ve ideolojinin doğasında olan bir durumdur. Eğer böyle olmasaydı dünyada hiçbir gelişme olmazdı. Dolayısıyla sanki her zaman kötü bir şeyler oluyormuş ya da olacakmış vehminde olanların, tarihte örneği bilmem kaç milyon defa yaşanmış olan değişime direnç gösterip kaybedenler sınıfında olmaktan başka şansları olamaz.
Bütün tarihi tecrübeler göstermiştir ki değişime ve gelişime dirençte ısrar edenler, hiç kimseye yenilmeseler bile, sadece zaman haklarından gelir ve tarihin çöplüğünde silik bir yazı olmaktan öteye gidemezler. Hatırlananlar ise sadece bir şeyleri değiştirebilenlerdir.
Bu gerçekleri sadece milliyetçilerin hamisi olduğunu sanan birileri değil, onların yerini almaya niyetlenen yeni kişiler de özümsemek zorundadır. Onlar da çok iyi anlamalıdırlar ki bu değerler dizisi değişiminden dolayı bu saatten sonra kendileri de bu hareketi ve mensuplarını kafalarına göre yönetemezler. Hele hele geçmişte olduğu gibi "biat etmiş kurşun askerler" olacağını umarlarsa büyük hayal kırıklığına uğrarlar.
Türk milliyetçiliğinin yeni önderleri ve kadroları, ilerleme kaydedip başarı sağladıkları oranda sözleri dinlenir, etkin olurlar. Liderlik payesi başarılı oldukları sürece kendilerine verilir. Aksi durumda ise onlar da paçalarından tutulup aşağı indirilir. Yani “tek adamcılık” bitmiştir. Başarılı olmanın tek yolu, yetenekli insanlarla yönetişim ve takım çalışmasından geçecektir.
Şu anda dağınık gibi görünen, toparlanmamaları ve atalet içinde olmaları için her türlü tezgah, tuzak, sahte yapılar ve kumpaslar kurulan gerçek Türk milliyetçileri ise birlikte görevdeşlik üretmenin yolunu bulacaktır. Entelektüel düşünce dünyasında beslenen, enerji biriktiren bu insanlar ve de yeni kuşak gençler bir anda öyle bir araya gelecek ki, birileri “nerede hata yaptık” diye düşünmeye bile fırsat bulamayacaktır…











