• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • KAMU
  • SENDİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SİYASET
  • HUKUK
  • TÜRK DÜNYASI
  • EĞİTİM MEMURLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
00:57
Erdoğan'dan kritik görevden almalar ve atamalar
00:52
Öğrenci Affı Düzenlemesi Kabul Edildi
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. Ali Kemal Gül
  3. Yaşamımızdaki Günah Keçilerimiz
Yayınlanma: 30 Mart 2018 - 00:18

Yaşamımızdaki Günah Keçilerimiz

30 Mart 2018 - 00:18
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşamımızdaki Günah Keçilerimiz
Ali Kemal Gül
Bakış

          

İlk ve Orta çağ dünyasında çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere geçişin sancıları, zorlukları yüz yıllar almıştır. İnsanlar buna ”günahlardan arınma seremonisi” derlerdi. Günahlardan arınmak isteyen insanlar, bunları notlar ve muskalar halinde yazarak keçilerin boynuna asar ve bunları çöle, ölümlerine yollarlardı ve günahlardan arındıklarını düşünürlerdi. Bazılarımız bunu garip hatta korkunç bulabilir ancak etrafınıza şöyle bir bakın. Sabah, yağmur yağdığı için sırılsıklam olan ve bunun için yağmuru suçlayan adamla, keçiyi günahlarından arınmak için çöle yollayan adam arasında işin temeline indiğimizde fark nedir? Her ikisi de kendi hataları için somut bir varlığı, günah gibi soyut varlığa dönüştürmemişler midir?

Konuya giriş yapmadan önce bir konuda hemfikir olmamız gerekiyor: Beynin ve mantığın kandırılması çok kolay iki olguda olduğu gibi… “Zihin, tutkuları konusunda kendisini kandırır. İnançlarına ters olsa bile, hayali ve gerçekdışı nesneler yaratmayı, yaslanacağı bir şeyleri olmamasına tercih eder.” demiş Montaigne. İnsanlar başlarına gelen talihsizliklere daima bir sebep bulur çünkü suçu kendisinde bulmaktan daima korkar. Korkar çünkü eğer suç kendisindeyse, bunun altında daima bir yükü ve sorumluluğu olacaktır. İşte o yüke biz “suçluluk duygusu” diyoruz ve bunu ortadan kaldırmak için de beyin kendini korumaya programlanmıştır. Gerçekleri bir sis perdesi gibi örter ve bize bizim olan “günah keçilerimizi” verir. Peki ya yağmurdan sırılsıklam olan adam suçlamak amacıyla yağmur yerine duyguları olan daha somut bir varlığı seçseydi?

Tarihin başlangıcından beri, insanoğlunun iliklerine kadar işlemiş olan yegâne duygulardan biri” bencilik’’ duygusudur. İnsan, kendini zor durumlardan kurtarmak için arkasına bile bakmaz. Onlar tıpkı Zümrüdü-Anka kuşları gibi, günahlarını başkalarına yükledikçe, soğuyan olayların küllerinden tekrar yeni hayatlara uyanacaklarına inanan “vurdumduymazlardan ” oluşan toplumun en geniş kesimidir. Bu grup, amacı kendi sorumluluklarından kaçmak ve hayal dünyasında yaşamak isteyen her yaştan insanlarla dolup taşmaktadır. Ancak arkalarında bıraktıkları insanlara ne olduklarını bir kere bile düşündüler mi acaba? O zavallı insanlarla birlikte çöken bir adalet ve güç dengesi… Bu konuda çok beğendiğim bir Rus atasözünü sizlerle paylaşmak isterim: ” Yalancılık, bozuk para gibidir. Uzun süre geçindirmez.” Hâlbuki insanlar arkalarına bakıp bir kerecik de olsa sorumluluklarını ve günahlarını üstlerine almayı deneseler her şey çok daha farklı olur, vicdanen ve ruhen hiçbir yükümlülükleri kalmazdı. Ancak o zaman insanoğlunun işi çok kolay olurdu, değil mi?

Kabul etmek gerekir ki, insanoğlunun işi hiçbir zaman kolay olmadı ve olmaya da niyeti yok gibi duruyor. Ancak bu kadar büyük bir karmaşanın içinde bile bir ayaküstünde kırk yalan söyleyip, nasıl bu kadar bahane üretebiliyoruz en basitinden üretilen beyaz yalanların ve bahanelerin bile bu kadar nankör olduğu bir dünyada? Burada sizlere bunların zararlarından bahsedip öğüt vermeyeceğim ancak en basit yapamadığımız işlere bahane üretirken ne kadar saçma ve gereksiz bahanelerin üretildiğini fark etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir kerecik bile olsa artık “günah keçilerini” bir kenara bırakıp bazı şeylerle yüzleşmemiz gerekiyor.

Zamanın birinde,  çok ama çok zengin bir adam yaşarmış. Yaşadığı ağır bir hastalık sonucunda doktoru ona işlenmiş ve tuzlu olan etleri kesin bir dilde yasaklamış.  Doktor gittikten sonra ise etrafına bağırıp çağırmaya başlayan adam hırsını alamayınca suçlayacak bir şeyler aramaya başlamış ve sonunda da bulmuş. Pastırma… Pastırmaya bağırdıkça sinirinin, stresinin ve hırsının azaldığını fark eden adam bağırmaya devam etmiş. Ta ki hırsı geçinceye ve kendini daha iyi hissedinceye kadar… . Bizde de bu işler böyle yürümüyor mu zaten. En basitinden iş hayatı mesela. Güçlü olanın zayıf olanı ezdiği o hayat. Eğer birisi büyük bir hata yaparsa şayet, işte o zaman olan alttakine olur çünkü kendisine asla açıklama fırsatı verilmemiştir… Bunun tek nedeni beynimizdeki “savaş ya da kaç ” metodudur. Bu sadece bu örnekle de geçerli değildir “Savaş ya da kaç metodu” aslına temeline indiğimiz zaman bize “Günah Keçileri”nin sebebini verir. Bunun sebebi ise beynin iki farklı yönde çalışıyor olmasından kaynaklanır. İlk bölüm hata oranlarını ve zararlarımızı tespit ederken ikinci bölüm ise bu konuda atacağımız adımları belirler. Tahmin edebileceğimiz gibi de beynimiz “kaç ” komutunu seçerken bir kez daha “günah keçileri” bizimledir ve bizden yanadır…

Bütün suçu da insana yıkmamak gerekir ancak. Bazen bazı durumlar, bazı gereklilikler getirir ve biz de bunlardan kaçmak isteriz. Bazı hayati durumlar ve aciliyetler… Kimin doğru kimin yanlış davrandığını karar vermeden önce de insan doğru ve yanlışı tanımlamalıdır öncelikle. Kiminin işine yarayan bir şey başkasının felaketi; birinin felaketi ise başka birinin faydasına dokunabilmektedir şu garip dünyada. Bütün bunları anladıktan sonra ise dönüp şöyle de bir kendine bakınmalıdır. İçindeki doğrunun ve yalanın asıl gerçekliğine… Ancak o zamandan sonra insan birini, içinde bulunduğu durumdan sebep bahane üretmiş birini, suçlayabilir.

Eğer bu söylediklerimi toparlamak istersek, insanoğlu geçmişten günümüze kadar sayısız gelenekle birlikte günahlarından arınmak ve bunlara gerekli gerekçeler bulmak istemiştir. Ve işte o zaman bize “günah keçilerimiz” yani her sıkıntıda yardımımıza koşan tatlı küçük bahaneler gelmiştir.  Aslında kullanılmasında kimi zaman pek bir sıkıntı görülmeyen bu küçük yardımcılar, aşırıya kaçıldığı zaman işleri çığırından çıkarabilmekte ve hatta insanlarda güven problemi denilen şeyi ortaya çıkarabilmektedir ve daha da kötüsü bunun duyguları olan biz insanlara da dönüştürülebilmesidir. Kimi zaman zararsız bir yağmura, kimi zaman da pastırmaya örneklerde de görüldüğü üzere soyut olan düşüncelerimiz ve hatta öfkemiz çevrilmiş ve bunun sonucunda da artık bahanelerimiz gözle görülebilir bir hale gelmiştir. Ancak aslında insanın ihtiyacı olan şey bunlar değildir. İnsanın asıl ihtiyacı olan şey sorumluluk duygusu ve biraz da vicdandan oluşan o asil duygudur işte. Eğer bir işte herhangi bir sorumluluğun yoksa sen neden o işe atılıp aradan çekilesin ki? İnsani duygular çok karışık ve her ne kadar da yüzbinlerce yıl geçmiş olsa bile hala çok yabanidir. O içimizdeki bir işte sıkışınca kaçma durumu maalesef hala bulunmaktadır ve bu gidişle bitmeyecek gibi görünmektedir. Ancak biz insanların yapabileceği tek bir şey var: Sorumluluk almak… İnsanın sorumluluğu kadar değer aldığı şu koca dünyada, bazen işler içinden çıkamayacak hale gelse bile mutlaka her kilitli kapının bir anahtarı vardır. Size tavsiyem bu kilitli kapıdan kaçamamanızdır. Çünkü eğer o kapı bir kez elinizden yitip giderse bunun bir daha geri dönüşü olmaz.  Sözlerimi Paulo Coelho’nun bahaneler ile ilgili söylediği çok kıymetli bir sözle bitirmek istiyorum; “İnsanlar fırsatların gelmesini bekler, fırsatlar da insanların… Fırsatlar bekler, insanlar bekler; Kazanan hep mazeret olur…”

***

 Özel bir Lisenin birinci sınıfında öğrenimini sürdüren torunum Buse GÜL’ün ödev olarak kendisine verilen yukarıdaki konuyu analitik bir düşünceyle işlemesi, olması gereken doğru davranışlar üzerinde bilinçle vurgu yapması, bir eğitimci olarak benden tam not aldı.

Çok daha önemli olan başka bir şey: Bağımsız ve laik Türkiye Cumhuriyetini kurarak Türk gençliğine emanet eden Gazi Paşamızın vasiyeti bu analitik düşünce sistemini önceleyen aydın beyinlere haiz yavrularımızın omuzlarında ebediyete kadar yaşayacaktır.

Yeterki Gazi Paşamızı ayrıntılarıyla tanıtmakta bu aydınlık yüzlü çocuklarımıza sorumlu bir veli olarak yardımcı olalım!

 

Yazarın Diğer Yazıları

  • Güler Yüz - 28 Temmuz 2026
  • Ülkemiz Türkiye'nin Tapusunun Alındığı Lozan Barış Antlaşmasının 103. Yılı Vesilesiyle - 25 Temmuz 2026
  • Türk' ün Kardeşi Türk'tür - 23 Temmuz 2026
  • Türk Milliyetçilerinde Zihniyet Değişimi - 18 Temmuz 2026
  • 15 Temmuz İhanetini Kavramak - 14 Temmuz 2026
  • Başbuğumuz Atatürk'ü Kavramak - 11 Temmuz 2026
  • Bu Yazımı Çocuklarınıza Vasiyet Olarak Bırakınız! - 06 Temmuz 2026
  • Dil Milli Birliğin Çimentosudur - 28 Haziran 2026
  • Aile Kavramı - 26 Haziran 2026
  • Kerbelâ Olayı ve Çağları Aşan Mesajı - 20 Haziran 2026
  • Türk Kadını - 16 Haziran 2026
  • Hicri Yeni Yıla Girerken - 13 Haziran 2026
  • Duyarlılık - 09 Haziran 2026
  • Osmanlıda Hor Görülen Türk - 03 Haziran 2026
  • Bayram Vesilesiyle - 26 Mayıs 2026
  • Atatürk ve Din - 23 Mayıs 2026
  • 19 Mayıs 1919 'un Yol Haritası - 19 Mayıs 2026
  • Tek Adama Yönelik Rejim - 13 Mayıs 2026
  • Anneler Gününe Dair - 09 Mayıs 2026
  • Türk Olmanın Gururu - 05 Nisan 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 21
ilan.gov.tr
Gazete arşivi için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Köşe Yazarları
Sabri Şenel
Sabri Şenel
Mazlumların Kanı Petrolden, Altından Daha Değerlidir!
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Serdar Gündüz Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Azınlık Okullarını Devlet Denetimine Alarak Misyonerlik Faaliyetlerine Son Veren Mustafa Kemal Atatürk'e Minnettarız
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Cahit Akdoğan Araştırmacı yazar
Sayın Tarım ve Orman Bakanı'na Açık Çağrımızdır
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Ahmet Acaroğlu Türk Ocağı Eski Başkanı
Derin Sohbet
Bu Dünyadan Can Ağabeyim İdris Arslan Geçti
Mehmet ARSLAN Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı
Bu Dünyadan Can Ağabeyim İdris Arslan Geçti
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Remzi ÖZMEN TES İst 8 Nolu eski Şb. Bşk, Kamu-Sen İst eski Bşk
Yetkiliyi Değil Yetkisizi Suçluyoruz
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
Av.Alev SEZEN M.A. Adli Bilimler Uzmanı
STK Anlayışımız ve Yardımlarımız
Cumhurbaşkanı'mızdan Bir Kararname de Kariyer Tazminatının Emeklilikte Devam Etmesi İçin İstiyoruz!
Kadriye Demirel (AES Antalya il Temsilcisi , Eğitim koçu)
Cumhurbaşkanı'mızdan Bir Kararname de Kariyer Tazminatının Emeklilikte Devam Etmesi İçin İstiyoruz!
Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey
Linkoln, Mao Size; İnatçı Kahraman Ağa Bize
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Yaşar YENİÇERİOĞLU UAEF Başk
Büyük Türk Kağanlığı-8
Yusuf İPEKLİ
Yusuf İPEKLİ
İnsan Kendinden Özür Diler Mi?
Öğretmen Ne Yapsın?
Namık Özer ERDOĞAN Atatürk Eğ.En.Eski Md.
Öğretmen Ne Yapsın?
Sri Lanka Kandy Seyahati
Canan ÖZDEMİR Uzman Sosyolog
Sri Lanka Kandy Seyahati
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Misafir Yazılar
Sivas Katliamında Saklanan Gerçekler
Atatürk'e Saldırıların Planlayıcısı Yunan ve İngiliz İstihbaratıdır!
Orhan KILIÇOĞLU
Atatürk'e Saldırıların Planlayıcısı Yunan ve İngiliz İstihbaratıdır!
Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 Ve Lozan'dan Önceki Tarihsel Durum
Av.Faruk Ülker Ümraniye Türk Ocağı Eski Bşk
Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 Ve Lozan'dan Önceki Tarihsel Durum
Güler Yüz
Ali Kemal Gül
Güler Yüz
15 Temmuz: Ders Aldık mı?
Türk Ocakları'ndan
15 Temmuz: Ders Aldık mı?
Meğer Ölmüşüz de Haberimiz Yok!
Şerife Güven
Meğer Ölmüşüz de Haberimiz Yok!
Destanlar Burcundayım!
Köksal Cengiz
Destanlar Burcundayım!
Lozan Antlaşmasına Katılan Devletler
Şevket Sezer
Lozan Antlaşmasına Katılan Devletler
Çok Okunan Haberler
2026-YKS Tercih Kılavuzu Yayımlandı: Üniversite Kontenjanları ve Detaylar
2026-YKS Tercih Kılavuzu Yayımlandı: Üniversite Kontenjanları ve...
2026-AGS ve 2026-ÖABT: Temel Soru Kitapçıkları ve Cevap Anahtarları Yayımlandı
2026-AGS ve 2026-ÖABT: Temel Soru Kitapçıkları ve Cevap Anahtarları...
Basın Bayramı Kutlu olsun
Basın Bayramı Kutlu olsun
Ana Sayfa
GÜNDEM
KAMU
SENDİKA
DÜNYA
EKONOMİ
SİYASET
HUKUK
TÜRK DÜNYASI
EĞİTİM
MEMURLAR
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Gazete Manşetleri
  • EKONOMİ
  • HUKUK
  • KAMU
  • MEMURLAR
  • SENDİKA
  • TÜRK DÜNYASI
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo