Fındık üreticisinin son yıllardaki en büyük kabusu olan kahverengi kokarca, artık sadece bir zararlı değil; Karadeniz başta olmak üzere fındık yetiştirilen tüm illerde bölge ekonomisini tehdit eden ciddi bir afete dönüşmüş durumda.
Bahçelerdeki tahribat her geçen gün artıyor.
Üreticinin emeği ve umudu göz göre göre yok oluyor.
Geçtiğimiz yıl yaşananlar, tehlikenin boyutunu açıkça ortaya koydu.
Kimi illerde zamanında yapılmayan mücadele nedeniyle randıman düştü, birçok üretici ürününü değerlendiremedi.
Sorunun temelinde, zamanında ve yeterli mücadele yapılamaması yatıyor.
Özellikle kışlak döneminde gerekli müdahalelerin gecikmesi, sorunu bu yıla taşıdı.
Boş evler, depolar ve çatı araları yeterince ilaçlanmadı.
Mücadelenin en zayıf halkası burada oluştu.
Feromon tuzakları ise geç ve bilinçsiz kullanıldı.
Bu da popülasyonun kontrolünü daha da zorlaştırdı.
Mart sonu ve nisan başı, mücadelenin en kritik dönemidir.
Sıcaklık 15 derecenin üzerine çıktığında kokarca hızla yayılır.
Bu dönemde yapılacak gecikmesiz müdahale hayati önem taşır.
Bugün risk daha da büyümüş durumda. Kokarca kışlaklardan çıkıyor ve hızla yayılıyor.
bazı illerde sahadan gelen bilgiler yalnızca tarımsal zararla sınırlı değil.
Bazı bölgelerde vatandaşlar, kokarcanın alerjik reaksiyonlara yol açtığını, hatta bu nedenle hastanelik olanların bulunduğunu ifade ediyor.
Sağlık kuruluşlarına yapılan başvurular da bu endişeyi destekler nitelikte.
Bu böcek artık sadece bahçelerde değil; şehirdeki evlerimize, yatak odalarımıza hatta yataklarımıza kadar girmiş durumda.
Bu tablo, sorunun giderek bir halk sağlığı meselesine dönüşebileceğini göstermektedir.
Bugün sorulması gereken soru açık:
Mücadelede geç mi kalınıyor?
Sahada çalışmalar var. Ancak üreticiye göre bu süreç çoktan tamamlanmalıydı.
Nisan ortasına gelinmesine rağmen bazı yörelerde ilaçlama faaliyetlerinin hâlâ sürmesi, bu böcekle mücadelede geç kalınıp kalınmadığı sorusunu güçlendiriyor.
Oysa en etkili yöntem; gecikmeden, planlı ve topyekûn mücadeledir.
Mücadele yalnızca bahçelerde değil, kışlak alanlarında da yapılmalıdır.
Gerekirse boş evler, depolar ve terk edilmiş yapılar için ilaçlama zorunlu hale getirilmelidir.
Başarıya ulaşmak için tüm yerleşim alanları ve tüm fındık bahçeleri kapsama alınmalı; eksiksiz bir mücadele planı uygulanmalıdır.
Bu noktada sorumluluk büyüktür:
Tarım ve Orman İl Müdürlükleri, sahadaki mücadeleyi zamanında başlatmak, üreticiyi doğru bilgilendirmek ve denetimleri artırmakla yükümlüdür.
Valilikler, iller genelinde kurumlar arası koordinasyonu sağlamak, gerekli tedbirleri almak ve mücadeleyi organize etmek zorundadır.
Giresun'da bulunan Fındık Araştırma Enstitüsü ve Samsun'da bulunan Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü müdürlükleri biyolojik mücadeleye daha fazla ağırlık vermelidir.
Samuray arısı üretimi artırılmalı ve doğaya salımı yaygınlaştırılmalıdır.
Bahçelerde bilinçli ve zamanında ilaçlama şarttır.
Geciken ve düzensiz uygulamalar yeterli olmaz.
Üretici, önerilen doz ve takvime mutlaka uymalıdır.
Bu sorun tek bir kurumun çözebileceği bir mesele değildir.
Tüm kurumlar, yerel yönetimler ve üreticiler sürecin aktif parçası olmak zorundadır.
Doğru zamanda doğru adımlar atılırsa bu tehdit kontrol altına alınabilir.
Aksi halde yılların emeği kaybedilebilir.
Tehlike büyük.
Ama birlikte ve kararlılıkla hareket edilirse çözüm mümkündür.











