Son günlerde kamuoyuna yansıyan ve Giresun Dereli İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde yaşandığı iddia edilen milyonluk vurgun iddiaları, sadece bir ilçeyi değil bütün Giresun’u, hatta ülkeyi derinden sarsmıştır.
Ortaya atılan iddiaların büyüklüğü ve bir kamu kurumunu işaret etmesi, toplumda ciddi bir güven tartışmasını beraberinde getirmiştir.
İddiaların kamuoyuna taşınmasında gazeteci Ercan Tarı’nın süreci görünür kılması da dikkat çekmiştir.
Kamu adına görünmeyeni görünür kılmak, basın sorumluluğunun en temel alanlarından biridir.
İddialar, deyim yerindeyse “şeytana pabucu ters giydirecek” cinsten olarak değerlendirilmektedir.
Söz konusu vurgun boyutunun 1 milyar lirayı bulabileceği kamuoyunda konuşulan iddialar arasında yer almaktadır.
Sürecin başlangıcında Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) yaptığı finansal incelemelerde şüpheli para hareketlerinin tespit edildiği, milyonlarca liralık olağan dışı işlem trafiği üzerine hesaplara bloke konulduğu ve sürecin ilgili birimlere taşındığı ifade edilmektedir.
İddialar arasında; hayali proje ödemeleri, hayalet personel kayıtları ve usulsüz işlem trafiğine ilişkin çok sayıda dikkat çekici detayın konuşulduğu belirtilmektedir.
Daha da vahim iddialar arasında, hakkında ciddi suçlamalar bulunan müdürün eşiyle birlikte yurt dışına çıktığının ileri sürülmesi ve uzun süre göreve gelmemesi nedeniyle “müstafi” duruma düştüğünün belirtilmesi yer almaktadır.
Burada en dikkat çekici husus şudur:
Yıllar içinde müdürlük makamına kadar yükselen bir kişinin bu ekonomik büyüklüğe nasıl ulaştığı ve bunun neden zamanında sorgulanmadığı sorusu cevapsız kalmaktadır.
Yaklaşık 12 yıl öncesine kadar mali durumunun oldukça sınırlı olduğu yönünde kamuoyunda yer alan iddialar ise, sonradan ortaya çıkan ekonomik tabloyla ilgili soru işaretlerini daha da artırmaktadır.
İlçede güçlü sosyal ilişkileri olduğu, farklı ticari faaliyetlerle anıldığı ve çevresinde güven veren bir profil çizdiği yönünde iddialar da bulunmaktadır.
Ayrıca geçmişte Derelispor Kulüp Başkanlığı yaptığı, Giresunspor’da asbaşkanlık görevinde bulunduğu ve bu süreçlerde bazı spor kulüplerine yüklü miktarda bağışlarda bulunduğunun konuşulması da dikkat çekmektedir.
Peki bütün bu süreçler boyunca ortaya çıkan ekonomik hareketlilik, çevresindeki hiç kimsenin dikkatini çekmedi mi?
DENETİM SÜRECİ VE KURUMSAL SORU İŞARETLERİ
Eğer ortada bir usulsüzlük varsa, bu durum yıllarca nasıl fark edilmedi?
Mal Müdürlüğü ve ilgili kontrol mekanizmalarının süreç içerisindeki para hareketliliği yeterince fark edip değerlendirememesi de ayrı bir tartışma konusu olarak görülmektedir.
İlçedeki idari yapı ve siyasi erk bu süreci neden zamanında sorgulamadı?
Bu kadar para hareketliliği ve yüksek miktarlı ödenek trafiği, Tarım ve Orman Bakanlığı Bütçe Daire Başkanlığı'nın gözünden nasıl kaçtı?
Öte yandan geçtiğimiz yıl kuruma gelen üç müfettişin yaptığı incelemelerde herhangi bir bulguya rastlandı mı? Eğer rastlandıysa, sürecin ilk işaretlerinin burada ortaya çıkıp çıkmadığı sorusu gündeme gelmektedir. Bu kadar ciddi iddiaların denetim sırasında nasıl gözden kaçtığı da kamuoyunda merak konusu olmaktadır.
Buna karşın, şu anda Tarım ve Orman Bakanlığı müfettişlerinden oluşan 3 kişilik heyetin yaklaşık 10 gündür sahada inceleme yaptığı belirtilmektedir.
Şu an evrakları didik didik inceleyen bakanlık müfettişlerinin hazırlayacağı rapor da kamuoyu tarafından merak edilmektedir.
ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER
Bu gibi süreçler yalnızca merkezden yürütülen rutin denetimlerle sınırlı kalmamalıdır.
Valiler, kaymakamlar ve il müdürleri tarafından sahaya dayalı, sürekli ve çok yönlü bir denetim anlayışı işletilmelidir.
Özellikle son yıllarda sosyal ve ekonomik yaşamında dikkat çekici değişim bulunan, gelirine kıyasla olağan dışı zenginleşme iddiaları oluşan kamu görevlilerinin mal varlıkları ve para hareketleri belirli aralıklarla incelenmelidir.
Kamu yönetiminde güven kadar kontrolün de vazgeçilmez olduğu unutulmamalıdır.
Mali süreçler düzenli şekilde takip edilmeli, hiçbir makam yalnızca “güven ilişkisi” nedeniyle denetim dışı bırakılmamalıdır.
Bu olay, çeşitli yollarla devleti zarara uğratarak haksız kazanç elde etmeye çalışan kamu görevlilerine de açık bir mesaj niteliği taşımalıdır.
Kamu imkânlarını kullanarak kurulan hiçbir kirli düzenin sonsuza kadar gizli kalmayacağı, yapılan her usulsüzlüğün er ya da geç ortaya çıkacağı unutulmamalıdır.
Devletin imkânlarını şahsi menfaatine çevirmeye kalkışan herkes şunu bilmelidir ki; bugün saklandığını sanan her belge, yarın bir soruşturmanın en güçlü deliline dönüşebilir.
Devlet ciddiyeti; makamla değil, sürekli denetim ve tavizsiz sorumluluk anlayışıyla korunur.











