Bir isim benzerliği düşünün; borcu olmayan bir vatandaşın banka hesabı bloke ediliyor, aracına haciz konuluyor ve bu yanlışlık nedeniyle maddi ve manevi zarara uğruyor.
İşte Giresun İl Özel İdaresi'nde yaşandığı belirtilen olayın özeti bu.
İstanbul'da yaşayan, Keşap Hisarüstü köyü nüfusuna kayıtlı Sadullah Kendir'in kurumlara verdiği dilekçelerde anlattığına göre, kendisiyle ilgisi olmayan bir borç nedeniyle haciz işlemiyle karşı karşıya kaldı.
Üstelik bunu aracını satmak istediğinde ve bankaya gittiğinde öğrendi. Yanlışlığın düzeltilmesi için kurumlara başvurdu, dilekçeler verdi ve uzun süre uğraştı.
Kendir, bu süreçte zaman ve para kaybettiğini, ailesi içinde sıkıntılar yaşadığını ve özellikle kızının karşısında haksız yere dolandırıcı gibi görünmekten duyduğu mahcubiyeti anlatıyor. Benimle telefonda konuşurken yaşadığı sıkıntının ağırlığı da sesine yansıyor.
Şimdi sormak gerekiyor:
Bir vatandaş, kendi borcu olmayan bir borç nedeniyle neden bu hale getirilir?
Elbette kurumlarda hata yapılabilir. Ancak kişileri birbirinden ayırt etmek için T.C. kimlik numarası, anne-baba adı, doğum tarihi ve adres gibi birçok bilgi mevcut.
O halde isim benzerliği nedeniyle yanlış kişinin borçlu olarak değerlendirilmesine yol açan süreç nasıl işledi?
Kimlik bilgileri yeterince kontrol edildi mi? Banka hesabı nasıl bloke edildi, araca haciz nasıl konuldu?
Çünkü burada yalnızca bir evrak hatasından değil; bir vatandaşın parasından, zamanından ve itibarından söz ediyoruz.
Kendir'in dilekçelerinde, ilgili yöneticilere ulaşmakta da zorlandığı belirtiliyor. Genel Sekreter Yardımcısı'na ulaşmaya çalıştığını ancak telefonlarına cevap alamadığını ifade ediyor.
Dosyanın İl İdare Kurulu'nda görüşülmesinin ardından dikkat çeken gelişme ise Giresun Valiliği'nin 10 Eylül 2026 tarihli yazısı.
Valilik, Kendir'e gönderdiği yazıda, dilekçesinde adı geçen kişiler hakkında işlem başlatıldığını ve sonucundan kendisine bilgi verileceğini bildiriyor.
Bu gelişme önemli. Ancak asıl mesele şimdi başlıyor.
Bir vatandaşın uğradığı bu mağduriyete neden olan hata hangi aşamada yapıldı?
İsim benzerliği nasıl oldu, yanlışlık nasıl gerçekleşti, banka hesabı hangi bilgiye dayanılarak bloke edildi, araca haciz nasıl konuldu?
Ve en önemlisi, vatandaş bu yanlışlığı düzeltmek için neden bu kadar uzun süre uğraşmak zorunda kaldı?
Bu tür olaylar yalnızca bir ilin veya bir kurumun meselesi olarak görülmemeli. Kamu kurumlarında yapılacak küçük bir kimlik kontrolü hatası, vatandaş açısından banka hesabının bloke edilmesinden hacze, itibar kaybından aile içi sıkıntılara kadar ağır sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle kamu hizmetinde en önemli sorumluluklardan biri, işlem yapılırken doğru kişinin doğru bilgilerle tespit edilmesidir.
Kendir bugün sorununu çözmüş olabilir. Ancak yaşadığı mağduriyetin nasıl meydana geldiğinin ve varsa sorumluluğun ortaya çıkarılmasını istiyor.
Hatası veya ihmali bulunan kim varsa, yapılacak inceleme sonucunda ortaya çıkarılmalı ve mevzuat çerçevesinde gerekli işlem yapılmalıdır.
Çünkü bir vatandaşın hayatını etkileyen böylesine ciddi bir yanlışlık, sadece “isim benzerliği” denilerek geçiştirilmemelidir.
Vatandaş devlet kapısına devletle mücadele etmeye değil, hakkını aramaya gelir.














